Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/34825 E. 2022/10371 K. 26.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/34825
KARAR NO : 2022/10371
KARAR TARİHİ : 26.12.2022

İNCELENEN KARARIN;
Mahkemesi :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi : Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.04.2021 tarih ve 2020/36 – 2021/124 sayılı kararı
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma
Hüküm : 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraate ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi

Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü,
Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde
verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (… özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimin Tasurruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 107. maddesinin son fıkrası gereğince faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş.’de açılmış hesabın bulunmasının ve bu hesaba ait mutad hesap hareketlerinin, müsnet suç yönünden örgütsel faaliyet ya da delil olarak değerlendirilemeyeceğinde kuşku yoktur. Ancak anılan banka nezdinde örgüt liderinin talimatı doğrultusunda bankacılık işlemi yapıldığının kesin olarak kanıtlanması halinde örgütün amacına hizmet eden söz konusu faaliyetlerin örgüte yardım etme suçunu oluşturacağı gözetilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Mali müşavir olan sanığın, örgütle iltisaklı Çarşamba Özel Sakarya Eğitim Basın Yayın Dağıtım Reklam Ticaret Sanayi A.Ş.’ye ait 786 ada 7 parselde kain 1347,99 m2 beş katlı betonarme pansiyon ve arsasını 09.12.2015 tarihinde 805.00 TL bedelle satın aldığının, satışa ilişkin bedeli satış tarihinden 8 … sonra 17.12.2015 tarihinde ödediğinin, ilgili taşınmazın 01.11.2016 tarihinde Ohal kapsamında muvazaalı satış olduğu gerekçesiyle Maliye Hazinesine devredildiğinin, bu konuda hukuk mahkemesinde derdest bir davanın bulunduğunun, bu devir işlemine karşı yasal yollara başvurmadığının, keza 03.01.2013, 08.01.2013 ve 24.02.2015 tarihlerinde aynı özellikteki Bank …’da hesap açtırdığının, 24.02.2015 tarihinde açtırdığı hesabın katılım hesabı olduğunun tespit edilmesi karşısında,
Mülkiyeti anılan örgüte ait olup, başlatılan ceza soruşturması ya da kovuşturması kapsamında muhtemel el koyma/müsadere tedbirlerinin uygulanma riskini bertaraf etmek maksadıyla taşınmazı muvazaalı olarak üzerine aldığının ve/veya örgütle iltisaklı … Finans Katılım Bankasında örgüt liderinin talimatı doğrultusunda bankacılık işlemi yaptığının kesin olarak kanıtlanması halinde örgütün amacına hizmet eden söz konusu faaliyetlerin kanıtlanması halinde örgütün amacına hizmet eden söz konusu faaliyetlerin örgüte yardım etme suçunu oluşturacağı gözetilerek; bahsi geçen taşınmazın muvazaalı satıldığı iddiasına ilişkin dava dosyasının temin edilerek incelenmesi, gerekirse bekletici mesele yapılması, sonucuna göre … Finans Katılım Bankasındaki hesap hareketleri de nazara alınarak sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 314/3 ve 220/7 maddeleri delaletiyle 314/2 maddesi bağlamında tartışılması suretiyle hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ve yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan bu sebeplerden dolayı hükmün CMK’nın madde 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304/2-a maddesi uyarınca dosyanın Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.