Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2021/23123 E. 2023/8699 K. 07.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/23123
KARAR NO : 2023/8699
KARAR TARİHİ : 07.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığının, 2015/3241 soruşturma numaralı ve 26.11.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37/1-2, 149/1-a-c, 35 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.

2. Nazilli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.02.2016 tarihli ve 2015/179 Esas, 2016/45 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 149/1-a-c, 62, 53 ve 63 üncü maddeleri uyarınca 9 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. Nazilli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.02.2016 tarihli ve 2015/179 Esas, 2016/45 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 05.10.2020 tarihli ve 2018/961 Esas, 2020/3280 Karar sayılı kararı ile;
“Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hâkimler Kurulunun takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Olay günü yakınanın sevk ve idaresindeki 07 … .. plakalı motosikletle seyir ettiği sırada, sanığın kullandığı 09 .. … plakalı kiralık araç ile çarpıştığı, bunun üzerine sanığın kullandığı araçtan sanık ve kimliği tespit edilemeyen şüphelinin indikleri ve yakınanın üzerine yürümeleri üzerine yakınanın korkup panikleyerek motorsikleti ile kaçmaya başladığı ancak sanığın yakınanı aracıyla takip edip önünü kestiği, sanığın yakınana bıçak gösterip “Arabaya bin bıçaklarım” dediği, yakınanı zorla araca bindirip araç içerisinde yakınana vurarak darp edip araçta meydana gelen hasar bedeli olarak 5.000,00 TL para istediği, daha sonra diğer şüpheli ile birlikte yakınanı tenha bir yere götürüp araçtan indirerek yakınanı darp etmeye devam etmeleri üzerine korkan yakınanın, bankamatikten 200,00 TL para çekerek sanığa verdiği, sanığın da 10,00 TL parayı müştekiye “Yemek yersin” diyerek geri verip “Haftaya 1.000,00 TL ayarla” diyerek ayrıldığı olayda; yakınanın yaralanmasının alınan doktor raporu ile sabit olduğu, 16.03.2015 tarihli “Görgü ve Tespit Tutanağı” başlıklı belgeye göre araçta meydana gelen hasarların tespitinin yapıldığı, maddi hasarlı trafik kazası ile ilgili taraflar arasında ve/veya resmi düzenlenen herhangi bir trafik tespit tutanağı dosyada izlenemediği ancak kaza sonrası sanığın aracına ait bazı resimlere yer verildiğinin anlaşılması karşısında;
07 … .. plakalı motorsiklet ve 09 .. … plakalı aracın karıştığı kazaya ilişkin olarak herhangi bir trafik kaza tespit tutanağı tutulup tutulmadığı, resen araştırılıp, saptanması halinde getirtilerek incelenip; aykırı durumda sanığın ve yakınanın karıştığı maddi hasarlı trafik kazasında sanığa ait araçta oluşan maddi hasarı onarım bedeli saptanıp, sanık ve diğer şüphelinin olay sonrası talep ettikleri meblağ ile örtüşüp örtüşmediği belirlendikten sonra sonucuna göre, sanığın eyleminin yağma suçunda daha az cezayı gerektiren hal başlıklı 5237 sayılı Kanun’un 150/1 inci maddesindeki suçu oluşturup oluşturmadığı da tartışılmak suretiyle, hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Kabule göre de;
a- 15.04.2020 günlü ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinde değişiklik yapıldığından yeniden takdiri lüzumu,
b- Sanık …’ın, yakınan …’ten aldığı 200,00 TL paranın 10,00 TL’sini “Yemek yersin” diyerek yakınana iade ettiğinin anlaşılması karşısında; yakınana, soruşturma evresindeki kısmi iade nedeniyle sanık hakkında bu suçtan 5237 sayılı Kanun’un 168/1 inci maddesinin uygulanmasına muvafakat edip etmediği sorularak 5237 sayılı Kanun’un 168/1-3 üncü maddesinde tanımlanan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulama olanağının tartışılması gerektiğinin düşünülmemesi,”
Nedeniyle, bozulmasına ve sanığın 5271 sayılı Kanun’un 307/4 üncü maddesi gereğince kazanılmış hakkının korunmasına karar verilmiştir.

4. Bozma üzerine Nazilli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.03.2021 tarihli ve 2020/30 Esas, 2021/49 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 149/1-a-c, 168/3-1, 62/1, 53 ve 63 üncü maddeleri uyarınca 4 yıl 7 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; onama kararı verilmesi görüşünü içeren tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdii edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri;
1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, bozma kararının gereklerinin yerine getirilmediğine, kaza tespit tutanağının düzenlenmemiş olması halinde kusur durumunun şüpheli hale geleceği ve şüpheden sanığın yararlanması gerektiğine, tanık beyanı ile sanığın araç kiralama şirketine 2.500,00 TL ödeme yaptığının sabit olduğuna, istenen para ile meydana gelen hasarın orantılı olduğuna,
2. Sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı kanun’un 150/2 nci maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiğine,
3. Sanık ile katılan arasında, meydana gelen kaza nedeniyle alacak verecek meselesinin olduğu ve bu alacağın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49 uncu maddesine göre hukuki ilişki mahiyetinde olduğuna, buna göre sanığın eyleminin, alacağın tahsili amacıyla tehdit ve kasten yaralama suçları olarak nitelenmesi gerektiğine,
4. Vesaire,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay günü katılanın, sevk ve idaresindeki 07 … .. plakalı motosikletle seyir ettiği sırada, sanığın kullandığı 09 .. … plakalı kiralık araç ile çarpıştığı, bunun üzerine sanığın kullandığı araçtan sanık ve kimliği tespit edilemeyen şahsın indikleri ve katılanın üzerine yürümeleri üzerine katılanın korkup panikleyerek motosikleti ile kaçmaya başladığı ancak sanığın katılanı aracıyla takip edip önünü kestiği, sanığın katılana bıçak gösterip “Arabaya bin bıçaklarım” dediği, katılanı zorla araca bindirip araç içerisinde katılana vurarak darp edip araçta meydana gelen hasar bedeli olarak 5.000,00 TL para istediği, daha sonra diğer şahsın ile birlikte katılanı tenha bir yere götürüp araçtan indirerek darp etmeye devam etmeleri üzerine korkan katılanın, bankamatikten 200,00 TL para çekerek sanığa verdiği, sanığın da 10,00 TL parayı katılana “Yemek yersin” diyerek geri verip “Haftaya 1.000,00 TL ayarla” diyerek ayrıldığı anlaşılmıştır.

2. Katılanın aşamalardaki beyanlarında, olayı (1) numaralı paragrafta belirtildiği şekilde anlattığı ve kısmen tazmin nedeniyle etkin pişmanlık sebebiyle sanık hakkında verilecek cezada indirim yapılmasına rızasının bulunduğunu belirttiği görülmüştür.

3. Sanık aşamalardaki ifadelerinde özetle, “…katılanın motosikleti ile kendilerine çarpması üzerine araçtan indiklerini, katılandan zararlarının karşılanmasını istediklerini, “tamam” dediğini, fakat birlikte sanayiye gidecekken birden kaçmaya başlaması üzerine kendilerinin de takip edip katılanı yakaladıklarını, araca bindirirken kesinlikle bıçak gösterip tehdit etmediklerini, katılanı kazanın olduğu mahalleye götürdüklerini, burada zararının karşılanması hususunda anlaştıklarını, katılanın bankamatikten 200,00 TL para çekip kendisine verdiğini, paranın 10,00 TL’sini katılana iade ettiğini, kesinlikle zorla 1.000,00 TL veya 1.500,00 TL para istemediğini, kaza nedeniyle bu işlerin başına geldiğini” beyan etmiştir.

4. Katılan …’in, “Alt dudak içi mukozosunda 1×1 cm. Ekimoz bulunduğu, sol göz latorolde hiperomi, sol kulak arkası etmoid üstünde 1×1 ekimoz tespit edildiğini” belirtir Nazilli Devlet Hastanesinin 16.03.2015 tarihli adli raporu dava dosyasında mevcuttur.

5. Sanığın aracında meydana gelen hasara dair 16.03.2015 tarihli görgü ve tespit tutanağı dava dosyasında mevcuttur.

6. Katılanın darp edilip zorla araca bindirildiğine dair 09.04.2015 tarihli görüntü inceleme raporu dava dosyasında mevcuttur.

7. Araçta meydana gelen hasara ve kazanç kaybına ilişkin 21.12.2020 ve 21.01.2021 tarihli bilirkişi raporları dava dosyasında mevcuttur.

8. Nazilli ilçe emniyet müdürlüğünün 06.11.2020 tarihli cevabi yazısında kazaya ilişkin trafik kaza tespit tutanağının olmadığı bildirilmiştir.

9. Tanık V.A. anlatımlarında; “…sanığın aracı hasarlı bir şekilde getirdiğini, kaza geçirdiğini söylediğini, hasar sonrası aracın trafiğe çıkartılmadığını, olay tarihinde bu aracın sanayiye gidip hasar onarımı yapılması sebebi ile çalışamamasından kaynaklı işyerinin kaybı ve hasar bedeli nedeni ile ayrıca araçta oluşan hasardan kaynaklı aracın değerine olumsuz katkısı sebebiyle sanığın 2.500,00 TL civarında para ödemesi yaptığını, bu meblağı şirket yetkilisi M. C. B.’ye teslim ettiğini” beyan etmiştir.

10. Tanık M.C.B. anlatımlarında, diğer tanık V.A.’nın ifadesi doğrultusunda beyanda bulunduğu görülmüştür.

IV. GEREKÇE
Sanık müdafiinin diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Yağma suçları 5237 sayılı Kanun’un 148, 149 ile 150 nci maddelerinde düzenlenmiştir. Yağma başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malı zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir ve tehdit ile yarar sağlamak maksadıyla alınmasıdır.
5237 sayılı Kanun’un 148 inci maddesinin birinci fıkrasında yağma suçunun temel şekli, ikinci fıkrasında senet yağması, üçüncü fıkrasında cebir karinesine yer verilmiştir. 5237 sayılı Kanun’ un 149 uncu maddesinde yağma suçunun nitelikli halleri düzenlenmiştir. 5237 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinde hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amaçlı yağma ile değer azlığı yaptırıma bağlanmıştır.
5237 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin birinci fıkrasında; yağma suçunun bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde faile yalnızca tehdit ve/veya yaralama suçundan ceza verileceği öngörülmüştür. Bu şekilde de daha az cezayı gerektirir nitelikli hal olarak düzenlenmiştir.
5237 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin birinci fıkrasında, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla denildiğinde bu nitelikli hal uygulanabilmesi için; öncelikle ortada failin mağdura yönelik bir alacak hakkı bulunması, alacağın hukuken korunan ve geçerli hukuki ilişkiye dayanması, yağma eyleminin de hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi gerekir.
Bu hak hukuki ilişki kurulunca; kurulan hukuki ilişkinin tarafı olan kimseleri kapsar ve onlar yararlanabilir, bunun dışındaki kimseleri kapsamamaktadır.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; olay günü katılanın, sevk ve idaresindeki 07 … .. plakalı motosikletle seyir ettiği sırada, sanığın kullandığı 09 .. … plakalı kiralık araç ile çarpıştığı, bunun üzerine sanığın kullandığı araçtan sanık ve kimliği tespit edilemeyen şahsın indikleri ve katılanın üzerine yürümeleri üzerine katılanın korkup panikleyerek motosikleti ile kaçmaya başladığı ancak sanığın katılanı aracıyla takip edip önünü kestiği, sanığın katılana bıçak gösterip “Arabaya bin bıçaklarım” dediği, katılanı zorla araca bindirip araç içerisinde katılana vurarak darp edip araçta meydana gelen hasar bedeli olarak 5.000,00 TL para istediği, daha sonra diğer şahıs ile birlikte katılanı tenha bir yere götürüp araçtan indirerek darp etmeye devam etmeleri üzerine korkan katılanın, bankamatikten 200,00 TL para çekerek sanığa verdiği, sanığın da 10,00 TL parayı katılana “Yemek yersin” diyerek geri verip “Haftaya 1.000,00 TL ayarla” diyerek ayrıldığı olayda; sanığın kastının yağma değil aracında meydana gelen ve bilirkişi raporları ile de sabit olan hasardan kaynaklanan ve kaza anında tam olarak bedelinin ne olacağını öngöremediği mevcut bir alacağı, katılanı korkutmak suretiyle tahsil etmeye yönelik olduğu, katılanın da bu kazayı ve meydana gelen hasarı inkar etmediğinin anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin, 5237 sayılı Kanun’un 150/1 inci maddesinin yollamasıyla nitelikli tehdit ve kasten yaralama suçlarını oluşturduğu gözetilmeden delillerin takdirinde ve suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Nazilli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.03.2021 tarihli ve 2020/30 Esas, 2021/49 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

1412 sayılı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

07.02.2023 tarihinde karar verildi.