YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4979
KARAR NO : 2009/5700
KARAR TARİHİ : 01.06.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde vakıf senedinde yapılan değişikliğin tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm … tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 101.maddesi hükmüne göre vakıf, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluğudur. Kurulmuş olan bir vakfın özgülendiği amaç doğrultusunda varlığını sürdürmesi ve yönetim organlarınca da bu amacın gerçekleştirilmesi esastır. Vakfeden tarafından kuruluş senedinde belirlenen vakfın amaç ve örgütlenme biçimi, zorunluluk doğmadıkça kural olarak vakıf organlarınca değiştirilip genişletilemez. Bununla birlikte vakfın amacı, geçen zaman içinde tamamen değişik bir anlam ve nitelik kazanmış olursa, ancak bu nedenle değiştirilmesi söz konusu olacaktır. Türk Medeni Kanunun 113. ve Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün 26.maddeleri, vakfın asıl amacının niteliği ve kapsamı vakfedenin vakıf senedinde belirttiği isteğine açıktan açığa uymayacak derecede değişmiş olursa, amacın değiştirilmesi için yetkili asliye mahkemesine başvurulacağını hükme bağlamış olup, burada ölçü vakfın değişen koşullar karşısında başlangıçtaki amacın gerçekleştirilmesinin olanaksız duruma gelmesidir. Amacın değiştirilebilmesi için objektif ve subjektif koşulların birlikte oluşması gerekir. Objektif koşullar bakımından amacın anlam ve içeriğini yitirmesine, subjektif koşullar bakımından da değişmiş olan amacın artık vakfedenin isteğiyle bağdaşmasına olanak bulunmamasına bağlıdır. Ancak bu iki koşulun gerçekleşmesi durumunda, vakfın amacı, vakfedenin asıl amacına aykırı olmamak kaydıyla, vakıf yönetim organının veya Vakıflar Genel Müdürlüğünün başvurusu üzerine yetkili asliye mahkemesince değiştirilir.
Somut olayda; tescil edilmiş olan …’na ait senedin 5.maddesinde asıl amaç, Mevlana Celaleddin Rumi’nin ve diğer mutasavvufların düşünce ve felsefesini akılcı ve çağdaş bir yorumla tanıtmak bu doğrultuda çalışmalar ve araştırmalar yapmak, temel amaca hizmet için yayım araçları oluşturmak, kültürel etkinliklerde bulunmak, doğu ve batı uygarlıkları arasında diyaloğu kurmak, sosyal yardımlaşma ve dayanışma konularında ise muhtaç öğrencileri okutmak, imkanlar oranında öğretim kurumları, öğrenci yurtları inşa etmek, kurulacak yurtların bakım ve sorumluluğunu üstlenmek, kamu yararına kurulmuş olan hayır kurumlarına yardımda bulunmak ve hizmet sunmak, yardıma muhtaç olanların düğün ve sünnetlerini düzenlemek şeklinde sınırlandırılmıştır.
Dava; vakıf senedinin yukarıda belirtilen ve sınırlandırılan amaçlarını düzenleyen 5.maddesinin genişletilmesi ve değiştirilmesi sonucunu doğuracak nitelikte (b) fıkrasına “sağlık” ve (e) fıkrası olarak “sağlık tesislerinde ise hizmetlerin ve yatak kapasitesinin en az %10’nu maddi imkanı olmayan hastalara tahsis etmek” ibarelerinin eklenmek suretiyle kuruluşunda öngörülmeyen sağlık hizmetlerinde de faaliyette bulunmayı hedefleyen değişikliklerin tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece; vakıf senedine eklenmek suretiyle yapılan düzenlemelerin vakfedenin kuruluş sırasında kurucu iradenin bizzat belirlemediği ve sınırladığı amacın genişletilmesi ve değiştirilmesi sonucunu doğuracak biçimde iradesine aykırılık oluşturduğu gözetilmeden ve Türk Medeni Kanununun 113. ve Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün 26.maddelerinde öngörüldüğü üzere, mevcut durum ve koşullarda vakıf senedindeki amacın genişletilmesi veya değiştirilmesi zorunluluğunu ortaya koyan herhangi bir gelişme olmadığından amacın genişletilip değiştirilmesi niteliğindeki bu hükümlerin aksi düşüncelerle uygun bulunarak tesciline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.