Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/366 E. 2023/558 K. 14.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/366
KARAR NO : 2023/558
KARAR TARİHİ : 14.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/12 E., 2021/238 K.
DAVA TARİHİ : 24.06.2015
HÜKÜM/KARAR : Kabul

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemesince menfi tespit talebinin kabulüne karar verilmiştir.

Karar davacı vekili ve duruşma istemli davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.02.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde duruşmalı temyiz talebinde bulunan davalı vekili Avukat … ile temyiz talebinde bulunan davacı vekili Avukat …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 12.09.2011 tarihli ipotek sözleşmenin 8. maddesinde inşa edilecek yapının teminatı olmak üzere arsa sahibi davalı lehine (bütün paydaşları temsilen) 500.000,00 TL’lik ipotek tesis edileceğinin öngörüldüğünü, 9. maddesinde de ipotek sözleşmesinin 13.07.2007 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin eki niteliğinde olduğunun açıkça yazıldığını, müvekkili şirket tarafından binanın zamanında ve eksiksiz olarak inşa edilip, hakları nispetinde arsa sahiplerine teslim edildiğini, teminat ipoteğinin kaldırıldığını düşünen müvekkili şirket aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, ipotek sözleşmesinin bütün arsa paydaşları adına imzalanmasına rağmen davalı tarafından tek başına icra takibine girişildiğini, teminat amacıyla verilen ipoteğin kesin borç ipoteği imiş gibi davalı tarafından takibe konulmuş olmasının davalının kötü niyetinin açık göstergesi olduğunu ileri sürerek müvekkili şirketin takibe konu ipotek senedinden dolayı davalıya borçlu olmadığın tespitine ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde, takip konusu ipoteğin teminat ipoteği değil, borç ipoteği olduğunu, taraflar arasında yapılmış olan 12.09.2011 tarihli ipotek sözleşmesinin davacının sözleşmeye riayet etmemesi nedeniyle ifa edilemediğini, takibe konu borç ipoteğinin ise davacının müvekkiline borcu nedeniyle konulmuş bir ipotek olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemenin 19.01.2016 tarihli ve 2015/291 Esas, 2016/7 Karar sayılı kararıyla; ipoteğe ilişkin resmi senedin tapuya işlendiği ancak ipotek sözleşmesinin tapuya işlemediği gibi resmi senette bu ipotek sözleşmesine atıfta bulunulmadığından davacı tarafın iddialarına itibar edilemeyeceği, bu yöndeki iddiasını yazılı delille ispat edemeyen davacı tarafın tanık dinletme talebine davalı tarafça muvafakat edilmediği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı

1.Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemiz (kapatılan 23.Hukuk Dairesi) 01.10.2019 tarihli ve 2016/5225 Esas, 2019/4066 Karar sayılı ilamıyla; davacı vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmediği, taraflar arasında düzenlenen 12.09.2011 tarihli ipotek sözleşmesi ile tapuda düzenlenen takip dayanağı ipotek akit tablosunun, içerikleri itibariyle tamamen birbiri ile uyumlu ve aynı şartları ihtiva ettikleri, ipotek sözleşmesinin 13.07.2007 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin eki niteliğinde olduğunun açıkça düzenlendiği bu itibarla; ipoteğin, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle tapuların peşin olarak verilmesinin teminatını teşkil ettiği, bu nedenle; mahkemenin takip konusu ipoteğin kesin borç ipoteği olduğu yönündeki kabulünün hatalı olduğu, yüklenicinin arsa sahibine inşaatın tamamlanması için verdiği ipotek, inşaatın tam ve eksiksiz teslim edildiği ispatlanmadığı sürece terkin edilemeyeceğinden, mahkemece bu yönde araştırma yapılarak oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.

B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile inşaattaki eksikliklerin giderildiği; ancak kim tarafından ne zaman ve hangi bedel ile giderildiğinin tespitinin yapılamadığı, iskan ödemeleri yönünden Belediye Başkanlığınca ödemelerin kim tarafından yapıldığının tespit edilemediğine dair cevap vermiş olduğu, “İpotek sözleşmesi” adlı belgenin 8. maddesi dikkate alındığında inşaatın belirtilen süreden sonra teslim edilmekle birlikte; eksikliklerinin giderilmiş olduğu, davalı tarafça sunulan cevap dilekçesinde, geç teslim nedeniyle oluşacak kira bedeli yönünden herhangi bir beyan ve talep olmadığı, ipotek belgesinin de teminat ipoteği olmayıp borç ipoteği olduğu yönünde beyanda bulunulduğu, bu itibarla; geç teslim kaynaklı kira bedeli talebinin ayrı bir yargılama konusu olduğu, inşaattaki eksikliklerin tamamlanmış olduğu, eksik ve ayıplı işlerin giderilip giderilmediğinin tespitinin yargılamayı gerektirmesi, davalının mevcut sözleşme uyarınca takip başlatması nedeniyle kötüniyetli değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davacının dava konusu takip dosyası yönünden borçlu olmadığının tespitine, kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; gerek Değişik İş dosyası ile gerekse müvekkili tarafından keşide edilen ihtarname ile yüklenicinin inşaatı sözleşme şartlarına uygun olarak tamamlamadığını, bozma doğrultusunda bunların ve arsa sahiplerince yapılmış imalat bedellerinin tespit edilerek davacıdan alacak miktarının hesaplanması, aynı zamanda sözleşme uyarınca geç teslimden doğan cezai şart, kira alacakları hesaplanarak ipotek bedelinden tenzili, ipotek aşması halinde ise davanın reddi gerekirken bozma ilamı gereklerinin yerine getirilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; teminat ipoteğini para ipoteği olarak takip başlatan davalının kötüniyetli olduğunu belirterek kararın bu yönden bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

3. Değerlendirme

1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeple;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara yükletilmesine,

Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan taraflar yararına takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak, karşılıklı olarak birbirlerine verilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

14.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi