YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5638
KARAR NO : 2009/9024
KARAR TARİHİ : 28.12.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin maliki olduğu, davalıya kasko sigortalı aracın Uğur Dost isimli şahıs tarafından anahtarının gizlice alınması suretiyle kullanılırken 6.4.2005 tarihinde hasara uğradığını, davalı tarafından hasar tazminatının sürücünün ehliyetsiz olması nedeniyle ödenmediğini ileri sürerek, 9.676.TL’nin olay tarininden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını aracın ehliyetsiz sürücü tarafından kullanılması sırasında hasara uğradığını, aracın çalınması durumunun söz konusu olmadığını davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
6.4.2005 tarihinde meydana gelen trafik kazasına ilişkin kaza tesbit tutanağında kazanın yaralamalı ve maddi hasarlı olduğu belirtildiği gibi davacıya ait aracı kullanarak sürücü Uğur Dost’un 7 gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaralandığı bu kişi hakkında hırsızlık suçundan açılan ceza davasına ilişkin dosya kapsamından da anlaşılmaktadır.
Somut olayda, trafik kazası sonucunda bir kimsenin aracının hasara uğratılmasının o kişiye karşı işlemiş bir haksız fiil niteliğinde bulunduğu açıktır.
BK.nun 41.maddesinde haksız fiil tanımlanmış 60.maddede de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararın tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten bir yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren on yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu belirtilmiştir.
Buna karşılık, 2918 sayılı KTK.nun 109. maddesinin 1. fıkrasında haksız fiil niteliğindeki trafik kzalarından doğan tazminat taleplerinin tabi bulunacağı zamanaşı süresi yönünden BK.nun 60. maddesindeki düzenlemeden farklı özel bir hüküm getirilmiş; anılan hükümdeki bir yıllık zamanaşımı süresi, bu tür tazminat talepleri için açılacak davalar yönünden cezayı gerektiren bir eylemden doğması ve Ceza Kanunu’nun bu eylem için daha uzun bir zamanaşımı süresi örgörmesi halinde bu sürenin maddi tazminat talepleri içinde geçerli olacağı hükme bağlanmıştır. Görüldüğü üzere BK.nun 60. ve 2918 sayılı KTK.nun 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat tAlepleri bakımından 1 yıl yerine 2 yıl olarak öngörülmesidir.
2918 sayılı kanunun anılan hükmünün gözden kaçırılmaması gereken yönü, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Sözkonusu yasa hükmü, ceza zamanaşımı uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu oranmamaktadır. Dahası söz konusu hükümde ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücüye diğer sorumluluk (örn-işleten) arasında bir ayrımda yapılmamış; böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu hepsi için aynı zamanışı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür.
Açıklanan hukuksal durumu ve ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Dava dışı sürücü (davacı taraf sürücüsü) Uğur Dost’un neden olduğu kendisinin yaralanması ve davacıya ait aracın hasara uğramasıyla sonuçlanan trafik kazasının aynı zamanda Türk Ceza Kanunu çerçevesinde cezayı gerektiren bir eylem niteliğinde bulunması (yaralanma) eylemle ilgili ceza davasının anılan hükümde öngörülen cezanın türü ve süresi itibariyle uzamış ceza zamanaşımı süresine tabi olması, 2918 sayılı KTK.nun 109/2 maddesi uyarınca bu sürenin görülmekte olan maddi tazminat davası için de geçerli bulunmasına ve davanın uzamış ceza zamanaşımı süresinde açılmış olduğundan, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 28.12.209 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.