Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2022/9906 E. 2023/510 K. 21.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9906
KARAR NO : 2023/510
KARAR TARİHİ : 21.02.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

Sanık müdafiinin temyiz istemi yönünden, sanık müdafii tarafından kanunî süresi içinde 15.11.2022 tarihli duruşmalı inceleme talepli dilekçe ile hükmün temyiz edilmesinden sonra, sanığın, tutuklu olarak bulunduğu cezaevi kanalıyla … 5. Asliye Ceza Mahkemesine gönderdiği 07.12.2022 tarihli dilekçe ile temyiz hakkından feragat ederek, hükmün onanmasını talep ettiği anlaşılmıştır.
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının ve katılan … vekilinin temyiz istemleri yönünden, İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.09.2022 tarihli ve 2022/531 Esas, 2022/613 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 25.10.2022 tarihli ve 2022/2388 Esas, 2022/2373 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan … vekili, katılan … vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanığın temyiz hakkından feragat etmesi nedeniyle dava dosyasının, sanık müdafiinin temyiz istemi yönünden incelenmeksizin iadesine, bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının ve katılan … vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren 12.12.2022 tarihli ve 2022/154728 sayılı Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri
1. Sanık hakkında kurulan hükümde, suçun bilinçli taksirle işlenmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca daha yüksek oranda artırım yapılması gerektiği gözetilmeden (1/3) oranında artırım yapılması suretiyle sanığa eksik ceza tayin edildiğine,
2. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre belirlenen 4 yıl 6 ay hapis cezasından aynı Kanun’un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (1/3) oranında artırım yapıldığında hükmedilmesi gereken ceza miktarının 6 yıl hapis cezası yerine 5 yıl 12 ay hapis cezası olarak tespiti suretiyle sanığa eksik ceza tayin edildiğine,
İlişkindir.
B. Katılan … Vekilinin Temyiz Sebepleri
1. Sanığın sübut bulan eylemi olası kastla işlemesi nedeniyle görevsizlik kararı verilerek dosyanın … Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesi gerekirken, suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilip, suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne,
2. Meydana gelen kazada sanık tam kusurlu olmasına rağmen ölenin tali kusurlu olduğu kabul edilerek, tarafların kusur durumunun belirlenmesinde yanılgıya düşüldüğüne,
3. Sanık hakkında kurulan hükümde, suçun bilinçli taksirle işlenmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca üst hadden artırım yapılması gerektiğinin gözetilmediğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. İlk Derece Mahkemesince, 05.05.2022 tanzim tarihli ölümlü/yaralamalı trafik kazası tespit tutanağı ve tutanakta yer alan kaza yeri krokisi, 05.05.2022 tarihli olay yeri inceleme raporu ile rapora ekli olay yeri basit krokisi ve fotoğraflar, kaza anını gösteren ve Mobil Elektronik Sistem Entegrasyonu (MOBESE) kameralarınca kaydedilen görüntüler ile görüntülerin çözümüne ilişkin kolluk görevlilerince düzenlenen 05.05.2022 tarihli görüntü ön izleme tutanağı, kazanın ardından olay yerinde durmayan sanığın aynı gün kolluk görevlilerince yakalanmasına ilişkin süreci özetleyen tutanak, kazaya karışan sanık sürücü ile ölenin alkollü olup olmadığını tespite yönelik 05.05.2022 tarihli alkol raporları, ölenin harici muayene ve otopsi işlemlerine ilişkin 05.05.2022 tarihli adlî ölü muayene tutanağı, soruşturma evresinde alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 23.06.2022 tarihli raporu başta olmak üzere dosyada mevcut bilgi ve belgeler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede;
Sanık sürücü Sezgin’in, sevk ve idaresindeki otomobil ile 05.05.2022 tarihinde saat 00.02 sıralarında, açık havada, gece vakti, aydınlatması mevcut ve azami hız limitinin 50 kilometre/saat olarak belirlendiği yerleşim yeri içinde, 4,5 metre genişliğindeki tek yönlü, parke kaplama, yüzeyi kuru, yatay güzergahı düz, düşey güzergahı eğimsiz caddede, ön yolcu koltuğunda oturan arkadaşı tanık Teslime ile birlikte … Caddesi’ni takiben Çarşı Caddesi istikametinden … Caddesi istikametine seyir hâlindeyken, gidiş istikametine göre sağındaki kaldırım üzerinden gelerek, 18,65 metre gerideki yaya geçidi alanından yola katılıp, ön ilerisinde düz vaziyette yolun sağını takiben seyrini sürdüren sürücü Adnan yönetimindeki arkasında ikaz uyarı ışıkları ile ön farı mevcut bisikletin sol gidon kısmına, idaresindeki aracın sağ ön dikiz ayna kısmıyla yolun sağında çarptığı, çarpmanın akabinde durmadan seyrine devam eden ve yönetimindeki aracın sağ ön dikiz aynası bisikletin 17,5 metre ilerisinde yolun sağında bulunan sanığın yaklaşık bir saat sonra kolluk görevlilerince yakalandığı, çarpmanın etkisiyle kaplamaya düşen ve tıbbî öz geçmişinde hemofili (kan pıhtılaşma bozukluğu) tanısı olduğu belirtilen bisiklet sürücüsü … ise trafik kazasıyla oluşması mümkün künt kafa travması sonucu gelişen beyin kanaması sonucu saat 10.15’te öldüğü, sanık idaresindeki aracın hızı ve fren izi uzunluğuna ilişkin herhangi bir belirleme yapılmadığı; ancak, aynı gün saat 02.05’te yapılan ölçüme göre sanığın 2,27 promil alkollü, ölenin ise 01.54’te yapılan ölçümde alkolsüz olduklarının belirlendiği, ayrıca, sanığın (B sınıfı) sürücü belgesinin mevcut olduğunun tespit edildiği, olayın başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçlarının bu şekilde gerçekleştiği kabul edilmiştir.
2. Katılanlar … ve … …, sanıktan şikâyetçi olduklarını beyan etmiş olup, ölenin eşi ve kızı olan şikâyetçilerin duruşmanın 23.08.2022 tarihli ilk oturumunda davaya katılmalarına karar verilmiştir.
3. Sanık …, olay anında alkollü olması nedeniyle birine çarptığını fark etmediğini, bisikletin yola katıldığı ve seyir hâlinde olduğu anları görmediğini, yönetimindeki araçta ön yolcu koltuğunda oturan kız arkadaşının “Dur bisiklete çarptın, durup bakalım.” şeklinde sözler söylediğini de hatırlamadığını, üzgün ve pişman olduğunu, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini, mahkûmiyet hükmü kurulması hâlinde lehine olan kanun maddelerinin uygulanmasını talep ettiğini ifade etmiştir.
4. Tanık Teslime, sanığın doğum gününü kutlamak için arkadaşlarıyla beraber bir araya geldikleri mekandan saat 23.40 sularında sanıkla birlikte çıkıp, otomobilin yanına geldiklerinde, sanığın çok alkollü olması nedeniyle sanığa aracı kendisinin kullanmasını teklif ettiğini, sanığın teklifini kabul etmediğini, sanığın idaresindeki otomobille seyir hâlindeyken, sağ taraftaki kaldırımdan bir bisikletin gittiğini gördüğünü, elindeki telefona baktığı esnada da bir tık sesi duyduğunu, hemen aynaya baktığında bisikleti devrilmiş vaziyette gördüğünü, soruşturma evresinde alınan ifadesinin aksine, o an sanığa, “Bisiklete çarptık, dur.” şeklinde sözler söylemeyip, kaza noktasından bir süre ilerledikten sonra, “Birine çarptın, niye durmadın?” şeklinde konuştuğunu, ayrıca, seyir halinde oldukları yolun hızlı gitmeye müsait olmadığını beyan etmiştir.
5. Tarafların kusur durumlarına ilişkin 05.05.2022 tanzim tarihli ölümlü/yaralamalı trafik kazası tespit tutanağında, sanığın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 84. maddesindeki “Şeride tecavüz etme” kuralını ihlal etmesi nedeniyle asli ve tam kusurlu olduğu, ölen bisiklet sürücüsünün herhangi bir kusurunun bulunmadığı, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 23.06.2022 tarihli raporunda ise, “…Sürücü … sevk ve idaresindeki otomobil ile gece vakti aydınlatma bulunan yerleşim yeri içi caddeyi takiben seyri sırasında hızını ve seyrini aracının teknik özelliklerine, mahal ve yol şartlarına göre ayarlaması, yaya geçidi bulunan mahalle yaklaşırken hızını azaltıp yola gereken dikkati ve özeni göstermesi, görüş alanını kontrol altında bulundurması gerekirken bu hususlara özen göstermemesi, dikkatsiz ve kontrolsüz şekilde seyri neticesinde yolun sağından kaldırımdan yola katılıp konumunu almış ve düz vaziyette yolun sağını takiben seyrini sürdüren bisikletliyi zamanında fark edemeyip etkin tedbir almadan bisiklete çarpması ile meydana gelen kazada dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile asli kusurludur… Sürücü … sevk ve idaresindeki bisiklet ile olay mahalli yerleşim yeri içi caddede yolun sağındaki kaldırımı takiben seyirle olay mahalli yaya geçidi alanına gelip yola katılmadan önce kendisiyle aynı istikametten geriden gelen araçların seyir durumunu, mesafesini ve hızını dikkate alması gerekirken bu hususa yeterince özen göstermediği, yaya geçidi mahallinde yola katılıp konumunu alıp düz vaziyette seyrini sürdürdüğü sırada, geriden kontrolsüzce gelen şüpheli sürücü idaresindeki otomobilin bisiklete çarpması ile karıştığı kazada, çarpma noktasının konumu ve kazanın meydana geliş şekli dikkate alındığında dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışlarından kaynaklı tali kusurludur…” biçimindeki görüşle sanığın asli, ölen bisiklet sürücüsünün tali kusurlu olduğu belirtilmiştir.
6. İlk Derece Mahkemesince, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 23.06.2022 tarihli raporunda yer alan görüşe itibar edilip, kazanın oluşumunda sanığın asli kusurlu olduğu, ölen bisiklet sürücüsünün ise tali kusurlu olduğu, ayrıca, kaza anında güvenli sürüş yeteneğini olumsuz olarak etkileyecek ölçüde alkollü olan sanığın bilinçli taksirle hareket ettiği kabul edilerek, bir kişinin ölümünden dolayı sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrasında tanımı yapılan taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
7. İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kurulan mahkûmiyet hükmünde, “Suçun işleniş biçimi ve özelliği, suç konusunun önem ve değeri, sanığın taksire dayalı kusurunun ağırlığı ile meydana gelen zarar…” biçimindeki gerekçelerle temel ceza alt sınırdan uzaklaşılıp 4 yıl 6 ay hapis cezası olarak belirlenmiş, sanığın alkollü şekilde … kullanması nedeniyle suçun bilinçli taksirle işlenmesinden dolayı hükmolunan cezada 5237 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (1/3) oranında artırım yapılıp, sonuç ceza 5 yıl 12 ay hapis cezası olarak tayin edilmiş, “Sanığın kusur durumu…” biçimindeki gerekçelerle sanığın sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiş, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş süreler 5237 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanığa hükmolunan hapis cezasından indirilmiş, mahkûmiyet hükmü kurulması hâlinde lehine olan kanun maddelerinin uygulanmasını talep eden sanık hakkında, “Sanığın kazanın meydana gelmesinden sonra olay yerinden ayrılması, müteveffaya yardımda bulunmaması…” biçimindeki gerekçelerle 5237 sayılı Kanun’un “Takdiri indirim nedenleri” başlıklı 62 nci maddesi uygulanmamış, hükmedilen sonuç ceza gözetildiğinde, diğer kişiselleştirme kurumları olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi hükümlerinin yasal engelden dolayı uygulanamayacağı sonucuna varılmıştır.
8. Sanığın, adlî sicil kaydı ve resmî nüfus kayıt örneği dava dosyasında mevcut olup, kaza tarihinde 37 yaşını doldurduğu ve daha önce hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği anlaşılmıştır.
9. Katılan …’ün Avukat …yi vekil olarak tayin ettiğine ilişkin … 7. Noterliğinin 09.05.2022 tarihli, 05980 yevmiye numaralı ve katılan …’nin Avukat …yı vekil olarak tayin ettiğine ilişkin … 1. Noterliğinin 09.05.2022 tarihli, 04667 yevmiye numaralı vekâletnamelerinin dosyada mevcut olduğu görülmüş, farklı vekili bulunan katılanlar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre tek maktu vekâlet ücreti hükmedilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, “Katılanlar yargılama sırasında kendilerini ayrı avukatlar ile temsil ettirmeleri nedeniyle, AAÜT gereğince her bir katılan yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine takdir edilmesi gerekir ise de; şahsi hak talebine ilişkin bu konuda istinaf istemi bulunmadığı görülmekle belirtilen husus eleştiri konusu yapılmakla yetinilmiştir.” biçimindeki eleştiri dışında, bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Sanığın vekâletnameli müdafii tarafından kanunî süresi içinde 15.11.2022 tarihli duruşmalı inceleme talepli dilekçe ile hükmün temyiz edilmesinden sonra, sanığın, tutuklu olarak bulunduğu cezaevi kanalıyla … 5. Asliye Ceza Mahkemesine gönderdiği 07.12.2022 tarihli dilekçe ile temyiz hakkından feragat ettiğini bildirdiği, temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu ve 5271 sayılı Kanun’un 266 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında “150 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca, kendisine müdafi atanan şüpheli veya sanıklar yararına kanun yoluna başvurulduğunda veya başvurulan kanun yolundan vazgeçildiğinde şüpheli veya sanık ile müdafiin iradesi çelişirse müdafiin iradesi geçerli sayılır.” biçiminde yer alan müdafiin iradesine üstünlük tanınması gerektiğine ilişkin istisna hâlin de söz konusu olmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun’un 266 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının, sanık müdafiinin temyiz istemi yönünden incelenmeksizin iadesine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının ve Katılan … Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden
1. Suç Vasfına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden;
1. Gerek öğreti gerek yerleşmiş yargısal kararlarda yer alan kabullere göre gerçekleşmesi muhakkak görünen neticenin sanık tarafından bilinmesi ve istenmesi hâlinde doğrudan kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği durumda bilinçli taksir, öngörülebilir neticenin özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmiş olması nedeniyle öngörülmediği hâllerde ise basit taksir söz konusu olacaktır.
2. Öte yandan, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu tarafından, 1,01 promil ve üzerinde kan alkol düzeyine sahip sürücülerin bireysel farklılıkları ortadan kaldırabilecek ölçüde alkollü olduklarının, bu seviyede alkol tesiri altındaki sürücülerin emniyetli sürüş yeteneklerinin olumsuz olarak etkilendiğinin, kandaki alkol oranının her saat için ortalama 0,15 promil azaldığının bilimsel olarak kabul edilmesi gerektiği ifade edilmektedir.
3. Başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları Olay ve Olgular başlığı altında (A-1) paragrafında ayrıntılı olarak açıklanan somut olay bu çerçevede değerlendirildiğinde; kazanın ardından olay yerinde durmayıp, aynı gün kolluk görevlilerince yakalanan ve kazadan yaklaşık 2 saat 3 dakika sonra yapılan ölçümde 2,27 promil alkollü olduğu belirlenen sanığın, güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde alkollü olmasına rağmen, tanık Teslime’nin aracı kendisinin kullanması yönündeki teklifini de kabul etmeyerek, direksiyon başına geçip, yönetimindeki otomobili sürmeye devam ettiği, sürüşle ilgili becerilerinde azalma olduğu ve bu hâli ile yaralama ya da ölüme neden olabileceğini öngördüğü hâlde tecrübesine, şoförlük yeteneklerine, gece olması nedeniyle trafiğin az olacağına, özellikle de şansına güvendiği, böyle bir zanla objektif dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek, yolun sağını takiben seyrini sürdüren sürücü Adnan idaresindeki bisikleti zamanında fark edemeyip, etkin tedbir almadan, bisikletin sol gidon kısmına çarparak, kaplamaya düşen bisiklet sürücüsünün ölümüne neden olduğu, bununla birlikte meydana gelen muhtemel sonucu kayıtsız kalarak kabullendiğine ve arzuladığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığı, bu nedenle olası kastın uygulanma koşullarının oluşmadığı, gerçekleşmesini istemediği ancak öngördüğü sonucun meydana gelmesini engelleyecek şekilde objektif özen yükümlülüğüne uygun davranmayan sanığın bir kişinin ölümüne neden olma eyleminde bilinçli taksirle hareket ettiği, sonuç olarak sanığın eylemine uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan … vekilinin suçun olası kastla işlendiğine ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Kusur Durumuna İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden;
1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.01.2019 tarihli ve 2017/12-709 Esas, 2019/5 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; yargılamayı gerçekleştiren hâkim, bilirkişilerin belirledikleri kusurun varlığı ya da yokluğu ve kusur oranları ile bağlı olmayıp, bilirkişilerin yapacakları teknik belirlemeler çerçevesinde failin kusurunun bulunup bulunmadığı, varsa kusurunun ne olduğu ve bu kusurun cezanın belirlenmesinde ne derece etkin olacağını, her olayın özelliklerine göre ve kanunî gerekçelerle belirlemelidir. Olayın gerçekleşme şeklini belirleme görevi de hâkime ait olup, bilirkişi ancak bu hususta ortaya koyacağı teknik veriler ile hâkime yardımcı olacak ve tarafların taksirli davranışlarının ve kusur durumlarının nelerden ibaret olduğunu gösterecektir.
2. Dosyada mevcut birden çok rapor arasında çözümü hâkimin takdirine bağlı olmayan özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlarda çelişki bulunması durumunda bu çelişkinin giderilmesi gerekir. Ancak, her çelişkinin giderilmesi için de yeni bir bilirkişi incelemesi yapılması zorunlu değildir. Buradaki ölçüt maddî gerçeğin hiçbir şüpheye yer verilmeyecek biçimde ortaya çıkarılmasıdır. Bilirkişiye başvurulma nedeni olan çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar yeterince açıklığa kavuştuğu durumda, artık yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek yoktur.
3. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; ayrıntıları Olay ve Olgular başlığı altında (A-5) paragrafında yer alan 05.05.2022 tanzim tarihli ölümlü/yaralamalı trafik kazası tespit tutanağı ile Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 23.06.2022 tarihli raporunda kazanın oluşu benzer şekilde kabul edilmesine rağmen tarafların kusur durumuna yönelik değerlendirme farklılıkları mevcut ise de yargılamayı gerçekleştirecek hâkimin delilleri serbestçe takdir yetkisi kapsamında kusurun varlığı ya da yokluğuna ilişkin kanaatler ile bağlı olmaması ve tarafların kusurunun varlığı ya da yokluğununun dosyada mevcut deliller çerçevesinde hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukukî bilgi ile çözülebilecek bir konu olması karşısında, takdiri hâkime ait olan kusurun varlığı ya da yokluğu hususunda trafik kazası tespit tutanağı ile Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin raporu arasındaki değerlendirme farklılıklarından kaynaklanan çelişkinin giderilmesine ve yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek olmadığı gibi, olayın gerçekleşme şekli ile tarafların taksirli davranışlarını, dosyada mevcut delil durumuna uygun ve teknik verilere dayalı olarak açıklayan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 23.06.2022 tarihli raporunda da vurgulandığı üzere, kazanın oluşumunda sanık asli kusurlu ise de ölen bisiklet sürücüsünün de yerleşim yeri içindeki caddeye katılmadan önce geriden gelen araçların seyir durumunu, mesafesini ve hızını dikkate alması gerekirken bu hususa yeterince özen göstermemesinden dolayı tali kusurlu olduğu anlaşıldığından, katılan … vekilinin kusur durumuna ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Bilinçli Taksir Artırım Oranına İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden;
1. Taksirli suçlarda, bilinçli taksir söz konusu olduğunda, 5237 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca hükmedilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılacak olup, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.01.2019 tarihli ve 2017/12-701 Esas, 2019/6 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; bu durumda, hâkim somut olayın özelliklerini de gözeterek, bilinçli taksir oluşturan hâlin, niteliği, gerçekleştirilme şekli ve sayısı gibi kriterlere göre bir değerlendirme yapıp, 5237 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasında “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.” biçiminde düzenlenen orantılılık ilkesine de aykırı düşmeyecek şekilde artırım oranını belirlemelidir.
2. Bu kriterler dikkate alınarak yapılan incelemede; somut olayda, güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde 2,27 promil alkollü olmak şeklinde tek bir bilinçli taksir oluşturan hâlin söz konusu olması ve sanığın yasal hız limitinin çok üzerinde seyrettiğine dair bir tespitin ya da bilinçli taksir oluşturan başkaca bir hâlin bulunmaması karşısında, temel cezada üçte birden yarıya kadar artırım öngören 5237 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (1/3) oranında artırım yapılmasının isabetli ve orantılılık ilkesine de uygun olduğu anlaşıldığından, bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının ve katılan … vekilinin bilinçli taksir hâli nedeniyle yapılan artırımın yetersiz olduğuna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
4. Sonuç Ceza Miktarına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden;
1. 5237 sayılı Kanun’un “Cezanın belirlenmesi” başlıklı 61. maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkralarına göre temel ceza üzerinden varsa önce artırımlar, daha sonra da indirimler yapılarak sonuç ceza belirlenecek, mevcut ceza üzerinden artırma ve indirme oranına göre hesaplanan miktar, bir önceki ceza miktarına eklenecek veya indirilecektir. Cezanın hesaplanmasında, hapis cezasının süresi gün, ay ve yıl olarak belirlenecek olup, bir gün 24 saat, bir ay 30 gündür. Bir yıl ise resmî takvime göre hesaplanacaktır.
2. Temel cezanın yıl ya da ay olarak belirlendiği durumlarda, artırım ve indirimin nasıl yapılacağı ve sonuç cezanın nasıl belirleneceği ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.11.2017 tarihli ve 2015/15-642 Esas, 2017/470 Karar sayılı kararında açıklanmıştır. Anılan kararın ilgili bölümü şöyledir:
“… Kanunda yıl olarak öngörülen cezalar artırma veya indirme yapılırken gerekirse aya çevrilecek, sonuç ceza yıl ve ay olarak bulunacaktır. Örneğin; 6 yıl hapis cezası 1/6 oranında artırıldığında 7 yıl, 1/2 oranında artırıldığında 9 yıl hapis cezası bulunacaktır. Fakat 1 yıl hapis cezası 1/6 oranında artırıldığında zorunlu olarak aya çevrilerek artırma yapılacak ve sonuç hapis cezası 1 yıl 2 ay olacaktır. 1 yıl 2 ay hapis cezası 1/6 oranında artırıldığında ise bir yılın altıda biri iki ay, iki ayın altıda biri on gün olup sonuç ceza 1 yıl 4 ay 10 gün olarak belirlenecektir. Artırma ve indirme yapılırken sonuç küsüratlı çıktığında sanık lehine davranılacaktır. Örneğin 40 gün hapis cezasının 1/6 oranında artırılmasında cezaya 6 gün eklenecek, aynı oranda indirim yapıldığında ise 7 gün çıkartılacaktır.
Temel cezanın ay olarak belirlenmesi halinde ise yapılan artırım sonucu bulunan ceza yılı geçse bile yıl olarak ifade edilmeyip ay olarak belirlenecektir. Örneğin; 9 ay hapis cezasının 1/3 oranında artırılması halinde sonuç hapis cezası 12 ay olup 1 yıl değildir. Çünkü 12 ay, 12×30= 360 gündür. Bir yıl ise resmi takvime göre 365 güne tekabül etmektedir. 12 ay yerine 1 yıl hapis cezasına karar verildiğinde sanık, 5 gün fazla cezalandırılmış olacak ve aleyhine bir sonuç doğacaktır.
Nitekim 13.12.1939 gün ve 25-58 sayılı İçtihadı Birleştirme kararında da; bir yıl veya daha fazla olarak hükmedilecek cezalarda yapılacak artırma ve eksiltme oranının, yılın aylara bölünmesi üzerinden hesaplanması ve düzenlenmesi gerektiği belirtilmiştir…”
3. u açıklamalar ışığında yapılan hesaplamaya göre sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre belirlenen 4 yıl 6 ay hapis cezasından aynı Kanun’un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (1/3) oranında artırım yapıldığında hükmedilmesi gereken ceza miktarının 5 yıl 12 ay hapis cezası olduğu ve sanığa hükmolunan sonuç cezanın doğru biçimde tespit edildiği anlaşıldığından, sonuç cezanın 6 yıl hapis cezası olarak belirlenmesi gerektiğine ilişkin bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe başlığında (A) harfiyle gösterilen alt başlıkta açıklanan nedenle 5271 sayılı Kanun’un 266 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık müdafiinin temyiz istemi yönünden dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
B. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının ve Katılan … Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçe başlığında (B) harfiyle gösterilen alt başlıkta açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 25.10.2022 tarihli ve 2022/2388 Esas, 2022/2373 Karar sayılı kararında bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı ile katılan … vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 5. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza
Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE
21.02.2023 tarihinde karar verildi.