YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/39799
KARAR NO : 2022/9999
KARAR TARİHİ : 28.12.2022
İtiraz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
İtiraz Yazısının Tarihi : 17.11.2022
İtiraz Edilen Daire Kararı : Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 03.11.2021 tarih ve 2021/4682 Esas, 2021/9869 karar sayılı kararı
İtirazla İlgili Mahkeme
Kararı :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. CezaDairesinin 30.09.2020 tarih 2019/1852 esas -2020/793 karar sayılı kararı
İtirazla İlgili İlk Derece
Mahkemesi Kararı :Ağır Ceza Mahkemesinin 01.06.2018 tarih ve 2017/22 esas – 2018/121karar sayılı kararı
İtirazla İlgili Hüküm : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 3, 5/1, 7/1, TCK’nın 53/1-2-3, 58/6-9, 62/1, 63. maddeleri gereğince hükmedilen mahkumiyet kararına ilişkin
istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
İtiraza Konu Olan Sanık : …
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma
İtiraz yazısı ile dava dosyası incelenip gereği düşünüldü:
I-İTİRAZIN KONUSU;
Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.06.2018 tarih ve 2017/22 Esas – 2018/121 Karar sayılı kararı ile sanığın, silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın sanık müdafii tarafından istinaf edildiği, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin 30.09.2020 tarih 2019/1852 esas – 2020/793 karar sayılı kararı ile TMK 7/1 atfı ve TCK 58/6 uygulamaları yönünden istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verildiği, sanık müdafinin temyiz talebinde bulunmaları üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesince yapılan temyiz incelemesi sonucunda onama kararı verildiği, sanık müdafi tarafından sunulan 22.12.2021 tarihli dilekçe ile “karar celsesinde sanık müdafinin sağlık sorunu nedeniyle mezaretli olarak duruşmaya katılamadığı, sanığın da müdafisi ile savunma yapmak istediğini belirttiği, müdafinin mazeretini sağlık raporu ile belgelendirdiği halde mazeretin reddine karar verilerek sanık müdafinin yokluğunda yargılamanın bitirilmek suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlandığı” ileri sürülerek itiraz yoluna başvurulduğu, YCBS’nin 17.11.2022 tarihli yazısı ile aynı gerekçe ile itiraz kanun yoluna başvurulmuştur.
II-İTİRAZ NEDENLERİ;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 17.11.2022 tarihli KD-2022/126063 Karar Düzeltme sayılı yazısında;
İtiraz konusu ; karar duruşmasında sanık vekilinin doktor raporuna dayanan mazereti reddedilerek onun yokluğunda, zorunlu müdafi bulunmadan, duruşma ertelenmeden ve sanığa yeni bir müdafi atanmadan duruşmaya devam edilerek hüküm verilmesi ve bu durumun CMK’nın 289/1-e maddesi uyarınca hukuka kesin aykırılık hâllerinden birini oluşturup oluşturmadığına ilişkindir.
Sanığın mütala verildiği sırada 16.05.2018 tarihli celsede mütalaya karşı beyanı sorulunca avukatı ile görüşüp son savunmasını yapacağını, avukatının da benzer şekilde müvekkili ile görüşüp beyanlarını sunacağını belirttiği, karar celsesinden önceki duruşmaya sanık ve avukatının katıldığı anlaşılmıştır.
01.06.2018 tarihli karar celsesi öncesinde sanığın avukatı olan Av. … hastalanmış ve bu hastalığı nedeniyle 31.05.2018-02.06.2018 tarihleri arasında raporlu olduğuna ilişkin Yenimahalle Eğitim ve Araştırma Hastanesinden aldığı raporunu da ekleyerek duruşmaya katılamayacağını ve mazeretli sayılmasını talep ettiği, sanık avukatının doktor raporuna istinaden karar duruşmasına gelmediği, tüm yargılama boyunca sanık avukatının dosyada başkaca mazeretinin bulunmadığı, bu durumun duruşmayı uzatmaya matuf hareket olarak kabul edilerek, mazeretin kabul edilmemiş olmasının sanık yönünden savunma hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğu, diğer yandan sanığın son savunmasını ve mütalaaya karşı beyanlarını avukatı ile birlikte yapmak istediğini karar celsesinde mahkemeye bildirdiği, sanık müdafisinin yokluğunda, yeni bir müdafi görevlendirilmeden ya da müdafi temini için oturum ertelenmeden yargılamaya devam edilerek sanık hakkında ceza verildiği tespit edilmiştir.
5271 sayılı CMK’nın 188. maddesi duruşmada hazır bulunacakların kimler olacağını düzenlemiş ve “Duruşmada, hükme katılacak hâkimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt kâtibinin ve Kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafiin hazır bulunması şarttır.” düzenlemesi ve CMK’nın 289. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki emredici hüküm uyarınca duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken sanık müdafiisinin yokluğunda, yeni bir müdafii görevlendirilmeden ya da müdafii temini için oturum ertelenmeden yargılamaya devam edilerek hükmün tesis ve tefhim edilmesinin savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde bulunduğu ve bu durumun CMK’nın 289/1-e maddesi uyarınca hukuka kesin aykırılık hâllerinden biri olduğu yönündeki 02.03.2021 tarih ve 2020/409 E.- 2021/64 karar sayılı Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı dikkate alınarak, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin 30.09.2020 … ve 2019/1852 E – 2020/793 K. sayılı kararının bozulması için CMK’nın 308. maddesi uyarınca itiraz yoluna gidilmesinin uygun olacağı düşünülmüştür.
III- İTİRAZIN DEĞERLENDİRİLMESİ;
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamanın 16.05.2018 tarihli celsesinde Cumhuriyet savcısı tarafından esasa ilişkin mütalanın sunulduğu, mahkeme tarafından sanık ve müdafiinin talebi doğrultusunda esasa ilişkin savunma hazırlamak üzere süre verildiği, 01.06.2018 tarihli karar celsesinde sanık müdafinin rahatsızlığı nedeniyle duruşmaya katılamayacağını bildirerek mazeret dilekçesi sunduğu, dilekçesinin ekine 31.05.2018-02.06.2018 tarihleri arasında istirahatli olduğuna ilişkin Yenimahalle Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından verilen 31.05.2018 tarihli sağlık raporunu da ekleyerek mazeretini belgelendirdiği, sanığın da savunma yapmak için avukatını beklediğini beyan ettiği, buna rağmen ilk derece mahkemesince “yargılamanın yaklaşık bir yıldan fazla sürüyor olması, iddia makamının mütalaa verdikten sonra mazeret dilekçesi sunulmasının yargılamayı uzatmaya yönelik eylemler olduğu kanaatine varıldığı” gerekçesiyle mazeretin reddine karar verilerek sanık ve müdafinin esas ilişkin savunması alınmadan sanığın mahkumiyetine karar verildiği, bu şekilde savunma yapmak için avukatını beklediğini beyan eden sanığa yeni bir müdafi atanmadan ve esasa ilişkin son savunmasını almadan sanık müdafinin yokluğunda mahkumiyet hükmü kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlandığı değerlendirilerek itiraz ve ekli dosya 6352 sayılı Kanunun 99. maddesi ile değişik CMK’nın 308/2, 3. madde ve fıkralarınca incelenerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının yerinde olduğu anlaşılmakla itirazın kabulüne karar verilmiştir.
KARAR:
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının karar düzeltme talebinin KABULÜNE,
2- Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 03.11.2021 tarih ve 2021/4682 Esas, 2021/9869 Karar sayılı kararı ONAMA kararının KALDIRILMASINA,
3 – Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
01.06.2018 tarihli karar celsesinde sanık müdafinin rahatsızlığı nedeniyle duruşmaya katılamayacağını bildirerek mazeret dilekçesi sunduğu, dilekçesinin ekine 31.05.2018-02.06.2018 tarihleri arasında istirahatli olduğuna ilişkin Yenimahalle Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından verilen 31.05.2018 tarihli sağlık raporunu da ekleyerek mazeretini belgelendirdiği, sanığın da savunma yapmak için avukatını beklediğini beyan ettiği, buna rağmen ilk derece mahkemesince “yargılamanın yaklaşık bir yıldan fazla sürüyor olması, iddia makamının mütalaa verdikten sonra mazeret dilekçesi sunulmasının yargılamayı uzatmaya yönelik eylemler olduğu kanaatine varıldığı” gerekçesiyle mazeretin reddine karar verilerek sanık ve müdafinin esas ilişkin savunması alınmadan sanık müdafinin yokluğunda sanığın mahkumiyetine karar verildiğinin anlaşılması karşısında, 5271 sayılı CMK’nın 197. maddesi, delillere erişme ve savunma hazırlama imkanları itibariyle çelişmeli yargılamanın gereği olan “silahların eşitliği” ilkesi ve Anayasanın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddeleri ile teminat altına alınan adil yargılanma ilkesi dikkate alınarak; adaletin selameti ve sanığa isnat edilen suçun niteliği dikkate alındığında, sanığın esasa ilişkin son savunmasını almadan sanık müdafinin yokluğunda mahkumiyet hükmü kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanmasını doğuracak biçimde CMK’nın 101/3, 150/3, 188/1, 197/1 ve 289/1-a-e maddelerine muhalefet edilmesi;
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.