Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/14409 E. 2023/1018 K. 09.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14409
KARAR NO : 2023/1018
KARAR TARİHİ : 09.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1765 E., 2022/1970 K.
DAVALILAR :1- … Mutfak San. ve Tic. A.Ş. vekili Avukat … 2-…
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 05.10.2016
HÜKÜM/KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Anadolu 18. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/486 E., 2020/122 K.

Taraflar arasındaki prime esas kazancın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı iş yerinde aşçı olarak 12.04.2005 tarihinden 2013 yılının Ağustos ayı arasında geçen ve asgari ücret üzerinden yatırılan sigorta primlerinin 1.984,00 TL net maaşı üzerinden hesaplanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı … Mutfak San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının abisinin aşçı ustası, davacının da onun yardımcısı olduğunu, davacının primlerinin aldığı maaş üzerinden yatırıldığını, ücret bordrolarını her ay düzenli olarak imzaladığını, davacının herhangi bir itirazının olmadığını, davalı işverenle ilgili SGK tarafından yapılan tüm teftiş ve incelemelerde işyerindeki mevcut belgelerin kanuni defter ve kayıtlar ile uygun olduğunun belirtilmiş olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 5 yıllık hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiğini, davacı iddialarının yöntemince ortaya konulması gerektiğini ve davanın açılmasına sebebiyet vermeyen Kurum aleyhine vekalet ücreti ile yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “tüm dosya kapsamı kurum kayıtları ve bilirkişi raporu nazara alındığında Yargıtay’ın prime esas kazancın tespiti davalarında benimsediği katı yazılı delil anlayışı çerçevesinde davacının yazılı delil sunmadığı ve iddiasının Yargıtay kararlarında aranan nitelikte yazılı delille ispatlanamamış olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı” gerekçesine dayalı olarak davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu davayı yalnızca yazılı delil ile ispat edilemediği gerekçesiyle reddetmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yapılan yargılamada resen araştırma ilkesinin uygulanmadığını, emsal ücret ile asgari işçilik miktarının belirlenmesi ile ilgili kurallara riayet edilmediğini ve davalı işveren için yapmış oldukları yemin teklifinin kabul edilmediğini beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ” dava dosyasında davacının iddialarını ispatlar nitelikte yazılı delil ya yazılı delil başlangıcı sayılabilecek türden bir belge bulunmadığı ve imzalı ücret bordrolarına karşı tek başına tanık beyanı ya da emsal ücret araştırması ile sonuca gidilmesinin mümkün olamayacağı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince davacının davasının reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı herhangi bir yön görülmemiştir” denilmek suretiyle davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile sigortalının hizmet tespiti veya prime esas kazancının tespiti davası, kamu düzeninden bir dava olup, resen araştırma ilkesinin ve delil serbestisinin uygulandığı davalardan olduğunu, bu nedenlerle bu tür davalarda mahkemece resen araştırma yapılması gerektiğini, Yerel Mahkemenin prime esas kazancın tespiti davasını kamu düzeninden saymadığını, resen araştırma ilkesi uygulamadığını, taraflarca hazırlama ilkesi davası gibi kabul ettiğini, 4857 sayılı İş Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’u ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun emredici hükümlerini, özellikle emsal ücret ve asgari işçilik miktarının belirlenmesi kurallarını dikkate almadığını, davalı işveren için yapılan yemin tekliflerini de kabul etmediğini, istinaf mahkemesinin iş bu usuli eksikliğe dair istinaf itirazlarını değerlendirmediğini, davada uyuşmazlık konusu her yıl bakımından ayrı ayrı bildirilen emsal ücret tutarlarının re’sen araştırma ilkesi gereğince araştırması gerektiğini, davacının prime esas kazancının tespitini talep ettiği dönemlere ait prime esas esas kazançlarının HMK 200.maddesinde yazılı delil sınırının altında kalıyor olması nedeniyle ücretin tanık beyanları, emsal ücret yazısı ile ispat edildiğinden aksi yöndeki yerel mahkemenin davacının dava konusu dönemlere ilişkin davasını ispat edemediğine dair kararının hem usul ve yasaya hem de izaha muhtaç olduğunu beyan etmek suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davalı işyerinde çalıştığı dönemde Kuruma bildirilen ücretlerinin yüksek olduğunun ve bu miktarların tespiti noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1-Hizmet akdine tabi olarak geçen ve davalı kuruma bildirilen zorunlu sigortalılık sürelerinde asgari ücretin üzerinde ücretle çalışıldığının tespitine ilişkin davanın yasal dayanakları olan 506 sayılı Kanunun “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77. maddesinin 1. fıkrası ile 5510 sayılı Kanun’un “Prime esas kazançlar” başlıklı 80. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır.

2-Diğer taraftan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun; 288. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belirli bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289. maddesinde, 288. madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292. maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir.

3-01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 200. ve 202. maddelerinde de bu düzenlemeler korunarak senetle kanıtlama zorunluluğunda parasal sınır 2.500 TL. olarak belirlenmiş, anılan Kanunun geçici 1. maddesinin 2. fıkrasında, bu Kanun’un, senetle ispat, istinaf ve temyiz ile temyizde duruşma yapılmasına ilişkin parasal sınırlarla ilgili hükümlerinin Kanun’un yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan dava ve işlerde uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır. Şu durumda senetle kanıtlamada parasal sınırlar; 2005 yılı için 400 TL, 2006 yılı için 430 TL, 2007 yılı için 460 TL, 2008 yılı için 490 TL, 2009 yılı için 540 TL, 2010 yılı için 550 TL, 2011 yılı için 590 TL, 01.10.2011 gününden itibaren açılan davalar yönünden ise 01.10.2011 tarihinden itibaren 2.500 TL, olarak uygulanmaktadır. Senetle kanıtlamada parasal sınırlar 2015 – 2016 yıllarında 2.500,00 TL, 2017 yılında ise 2.590,00 TL olarak öngörülmüştür.

4- Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 E., – 2010/523 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 E., – 2010/524 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 E., – 2010/525 K., 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 E., – 2011/649 K., 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 E.,- 2013/850 K., sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2-Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle,

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgiliden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.