YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/10494
KARAR NO : 2023/963
KARAR TARİHİ : 09.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. … Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile sanık … hakkında, hükümlü veya tutuklunun kaçması, tehdit ve hakaret suçlarından, sanığın atılı suçları işlemediği gerekçesiyle beraat kararı verilmiştir.
B. … Asliye Ceza Mahkemesinin kararının katılan vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 16.09.2014 tarihli ve 2014/5140 Esas, 2014/9089 Karar sayılı kararı ile; 1- Sanıklara atılı hükümlünün kaçması suçunun niteliği itibariyle suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen ve bu nedenle de davaya katılma hakkı bulunmayan …’nin davaya katılmasına ilişkin verilen karar hukukî değerden yoksun olup, hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceğinden vekilinin temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun’un 317 inci maddesi uyarınca reddine, 2- Tehdit ve hakaret suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyize gelince; Katılanın ve tanıklar …, …, … ve …’nin aşamalardaki tutarlı ve birbirini doğrulayan beyanları, tanıklar … ve …’nın İnfaz Hakimliğindeki ifadeleri ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanıkların katılana hakaret ettikleri ve sanık …’ın “Senin oturduğun yeri de biliyorum. Seni vurdurtmazsam.”, sanık …’nın ise “Bunun sorumlusu sensin, bunun hesabını soracağım.” demek suretiyle tehdit ettiklerinin anlaşılması karşısında atılı suçlardan mahkûmiyetleri yerine yazılı gerekçe ile beraatlerine karar verilmesi, nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
C. Bozma üzerine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu … Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası, tehdit suçundan aynı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 53 üncü maddesi uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
D. … Asliye Ceza Mahkemesi kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 13.02.2019 tarihli ve 2017/7862 Esas, 2019/3005 Karar sayılı kararı ile; 1- Anayasa’nın 141, CMK’nın 34 ve 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet savcısını ve herkesi inandıracak ve Yargıtay denetimine imkan verecek biçimde olması gerekir. Yargıtay’ın gerekçelerde tutarlılık denetimini yapabilmesi için; kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ile mağdur ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin, hangi anlatımın ne gerekçeyle diğerine üstün tutulduğunun açık olarak hükmün gerekçesine yansıtılması ve mahkemece ulaşılan vicdani kanı sonucunda sanığın hangi fiillerinin suç sayıldığı açıklandıktan sonra kabul edilen bu fiillerin hukuki nitelendirilmesinin yapılması, cezada artırım ve indirim gerektiren nedenlerin Kanun’i bağlamda tartışılması gerekirken, açıklanan bu hususlara uyulmayarak hakaret suçundan gerekçesiz hüküm kurulması, 2- Sanık …’nın, katılana söylediği kabul edilen “Bunun sorumlusu sensin, bunun hesabını soracağım.” şeklindeki sözlerin, TCK’nın 106/1 inci madde ve fıkrasının ikinci cümlesinde tanımlanan, sair tehdit suçunu oluşturup oluşturmayacağı tartışılmadan aynı madde ve fıkranın birinci cümlesi gereğince mahkumiyet kararı verilmesi, 3- Sanık … müdafiinin 09.02.2016, sanık …’nın ise, 12.09.2015 tarihli duruşmalardaki lehe hükümlerin uygulanması talebinin, TCK’nın 62. maddesindeki takdiri indirim uygulanmasını da kapsadığı gözetilerek, CMK’nın 230/1-d maddesi uyarınca, bu hususta kanuni dayanakları da gösterilerek olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi, 4- Adli sicil kaydında tekerrüre esas hükümlülükleri bulunan sanıklar hakkında, TCK’nın 58 inci maddesinin uygulanmaması, nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
E. Bozma üzerine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu … Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanunun 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası, tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.
D. … Asliye Ceza Mahkemesi kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 03.03.2021 tarihli ve 2020/23410 Esas, 2021/7386 Karar sayılı kararı ile; 1- Sanık … hakkında tehdit suçundan kurulan hükmün temyizinde; Tehdit eylemine ilişkin kararda öngörülen cezanın nitelik ve niceliğine göre, verildiği tarih itibariyle hükmün temyiz edilmez olduğu anlaşıldığından, tebliğnameye uygun olarak, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı Kanun’un 317 inci maddeleri uyarınca, sanık … müdafiinin temyiz isteğinin reddine, 2- Sanıklar hakkında hakaret ve sanık … hakkında tehdit suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde; Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; A- 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiştir. Ancak bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle, 5271 sayılı CMK’ya eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendi ile; “01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz” hükmü getirilmiştir. Konuyu somut norm denetimi yoluyla inceleyen Anayasa Mahkemesi (25.06.2020,2020/16,2020/33; R.G. 19/08/2020, Sayı:31218), sözü geçen geçici 5/d maddesindeki hükmün, “kovuşturma evresine geçilmiş” ibaresinin aynı bentte yer alan, “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı görerek iptaline karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi kararında, hükme bağlanmış dosyalarla ilgili iptale karar verilmemiş ise de, 5271 sayılı Kanun’un 2/1-(f) maddesince hükme bağlanmış dosyalarla ilgili olarak kovuşturma evresinin kesinleşmeye kadar devam etmesi ve aynı Yasanın 251/3. maddesi gereği mahkumiyet hükmü verildiği takdirde sonuç cezadan dörtte bir indirim öngörülmesi, bu durumunda temyiz incelemesi devam eden dosyalar bakımından lehe düzenleme getirmesi karşısında, Anayasa Mahkemesinin iptal kararında; sanık lehine getirilen, yeni düzenlemenin, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesi gereğince, 5271 sayılı CMK’ya eklenen geçici 5 inci maddesiyle “kovuşturma evresine geçilmiş” dosyalar bakımından uygulanması gerektiğine işaret edildiğinden, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı CMK’nın 251/1 inci maddesi kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 7 ve 5271 sayılı CMK’nın 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu, 2- Önceki hükmün yalnızca sanıklar müdafileri tarafından temyiz edildiği gözetilmeden, sanıklar hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması suretiyle 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesine aykırı davranılması, nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
F. Bozma üzerine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu … Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci ve 53 üncü maddeleri ile 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
G. Yerel Mahkemenin (F) bendinde belirtilen kararına sanık müdafiinin itirazı üzerine dosya yeniden ele alınarak bu kez sanık hakkında … Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteğinin, tanık beyanını tek başına hükme esas almanın ve hükmü başkaca delillerle desteklememenin bozma sebebi olduğu, olayda infaz koruma memuru olan tanıkların ve katılanın beyanından başka bir delil bulunmadığı ve açıklanan nedenle yalnızca tanık beyanına itibar edilemeyeceği, tanıkların katılan ile olan hiyerarşik ilişkisi göz önünde bulundurulduğunda adil bir yargılamadan bahsedilmeyeceği, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği ve re’sen gözetilecek sebeplerle cezanın temyizen incelenerek bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın ceza infaz kurumunda uyuşturucu madde kullandığı yönündeki duyum üzerine … Cumhuriyet Başsavcılığının talimatları gereğince uyuşturucu madde kullanıp kullanmadığının tespiti için Adli Tıp Kurumuna götürülmek üzere araçta bulunduğu sırada kurum ikinci müdürü olması sebebiyle kamu görevlisi olan katılana karşı “Senin avradını, çocuklarını.” diyerek sinkaflı küfürler ettiği, Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Temyizi Yönünden
Tüm dosya kapsamı, katılanın aşamalarda değişmeyen istikrarlı anlatımları ile tanık beyanlarını destekleyen olay tutanağı ve sanık savunmaları karşısında sanığın üzerine atılı hakaret suçunu işlediği sabit görülmekle, hakkında mahkûmiyet kararları verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Temyiz sebebi olarak ileri sürülen adil yargılanma hakkı ile savunma hakkının ihlali yönünden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6 ıncı maddesinde de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlali sonucuna sebebiyet verecek ve böylece Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde güvence altına alınan savunma hakkının kısıtlanması sonucuna neden olacak koşulların incelemeye konu olayda gerçekleşmediği anlaşıldığından hükümde bu yönlerden de hukuka aykırılık bulunmadığı tespit edilmiştir.
B. Sair Yönlerden
Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın Kanun’i bağlamda uygulandığı anlaşıldığından,
Sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemece verilen hükümde sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.02.2023 tarihinde karar verildi.