Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2022/16902 E. 2023/1810 K. 09.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/16902
KARAR NO : 2023/1810
KARAR TARİHİ : 09.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3174 E., 2022/3843 K.

DAVA TARİHİ : 01.03.2021
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 12. … Mahkemesi
SAYISI : 2021/267 E., 2022/229 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı … Bakanlığına bağlı işyerinde hizmet alım sözleşmesi kapsamında çalışmaktayken696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) hükümlerine göre 02.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, kadroya geçmeden önce davacının ücretinin ihale kapsamında asgari ücretin belli oranda fazlası olarak ödendiğini, sürekli işçi kadrosuna geçirilirken imzalanan belirsiz süreli … sözleşmesinde de ücretin asgari ücretin aynı belli oranda fazlası olacağının düzenlendiğini, 31.12.2018 tarihine dek bu düzenlemeye uygun şekilde ödendiğini, ancak 01.01.2019 tarihinden itibaren sözleşmeye aykırı şekilde asgari ücretteki artış dikkate alınmaksızın davacının 2018 yılında aldığı son ücrete %4 zam uygulanmak suretiyle eksik ödeme yapıldığını ileri sürerek davacının eksik ödemeden kaynaklı ücret, ikramiye, ilave tediye fark alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def’inde bulunduklarını, taraflar arasında davacının kadroya geçişi esnasında yapılan belirsiz süreli … sözleşmesinde asgari ücretin fazlasını almasını gerektirir bir oran yazılı olmadığını bu nedenle fark alacak taleplerinin haksız bulunduğunu, kadroya geçişi yapılan işçilerin ücret, malî ve sosyal haklarının Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve 31.10.2020 tarihine kadar uygulanacak olan toplu … sözleşmesi hükümlerine göre belirlenmesi gerektiğini, bu hükme göre 02.04.2018 tarihinden geçerli olmak üzere bu kapsamdaki işçilerin günlük brüt ücretine %4 zam yapılması gerektiğinden davacının ücretine de bu şekilde 31.12.2018 tarihli ücreti korunarak %4 zam yapıldığını, herhangi bir ücret indirimine gidilmediğini ve takip eden dönemlerde de Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının yazısındaki zamların uygulandığını, davacının alacaklarının eksiksiz ödendiğini, davacı tarafça istenen faiz oranına ve faiz başlangıç tarihine de itiraz ettiklerini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı İdare arasında imzalanan belirsiz süreli … sözleşmesinin 7 nci maddesinde, davacının ücretinin her ay asgari ücretin belirli bir oran fazlası olacağına dair düzenleme olduğundan hareketle belirsiz süreli … sözleşmesinin ve toplu … sözleşmesinin ilgili hükümleri uyarınca 29.09.2021 tarihli kök ve 25.03.2022 tarihli ek bilirkişi raporlarında yapılan hesaplamalar doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacıya ücret ve mali haklarının tamamının ilgili toplu … sözleşmesi gözetilerek mer’i düzenlemelere göre hesaplanıp ödendiğini, Bakanlıkça yapılan ödemelerin Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının görüşü alınarak bu doğrultuda yapıldığını, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu … Sözleşmesi Kanunu (6356 sayılı Kanun) ve Yargıtay kararlarına göre davacı işçinin bir yandan … … sözleşmesindeki günlük brüt ücretin esas alınmasını, diğer taraftan da toplu … sözleşmesi ile öngörülen ücret kriterlerinin uygulanmasını istemesinin mümkün olmadığını, ücret bordrolarından anlaşılacağı üzere davacının 31.12.2018 tarihli ücreti korunarak bu ücretin üzerine %4’lük zam yapıldığını, ücret indirimine gidilmediğini, iddia edilenin aksine davacının ücretinin 2019 yılı asgari ücret seviyesine çekilerek bu ücrete %4 zam uygulanmadığını, davacının 2018 yılı ücretinin korunarak %4 oranında zam yapıldığını, ücretin düşürülmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacının ücretinin her seneki asgari ücrete yükseltilerek … sözleşmesindeki oran üzerinden tekrar tespit edilmesi talebinin hukuka aykırı olduğunu, … sözleşmede kastedilen asgari ücretin 2018 yılı asgari ücreti olup kadroya geçiş ücretinin de davacının 2018 yılı ücreti korunarak belirlendiğini, toplu … sözleşmesinde kastedilen ücretin de 2018 yılındaki asgari ücrete göre belirlenen ücret olduğunu, aksi yorumda davacı ve aynı durumda görev yapan sürekli işçilere hem asgari ücrete yapılan zammın hem de toplu … sözleşmesinden kaynaklı zammın yapılması gibi (çifte zam) bir durum oluşturacağını ve bu durumun ülke genelinde görev yapan tüm çalışanlar arasında eşitsizliğe yol açacağını belirterek Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanmış belirsiz süreli … sözleşmesinin 7 nci maddesinde sözleşme süresince davacı işçiye her ay brüt asgari ücretin %31,9 fazlası üzerinden günlük ödeme yapılacağı kararlaştırılarak artış oranının açıkça tespit edilmiş olduğu, davacının sözleşmesinde belirlenen ücretine ek olarak 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (375 sayılı KHK) 23 üncü maddesi gereğince toplu … sözleşmesi kaynaklı %4 zam yapılması ve toplu … sözleşmesinden yararlanması gerektiği, bu durumda davacının fark alacağı talebinin haklı bulunduğu ayrıca her ne kadar Mahkemece hatalı şekilde ikramiye alacağı açısından en yüksek işletme kredisi faizine hükmedilmiş ve ayrıca ücret ile ikramiye alacağı açısından toplu … sözleşmesine göre belirlenen temerrüt tarihi esas alınmış ise de bu hususlar istinaf sebepleri arasında sayılmadığından eleştirilmekle yetinildiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek ve resen gözetilecek nedenlerden Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçinin, kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli … sözleşmesi hükümlerine göre ücretinin tespiti ile talep edilen ücret, ikramiye ve ilave tediye fark alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı, arabuluculuk son tutanak tarihi ile dava tarihi arasındaki dönem yönünden dava şartının gerçekleşip gerçekleşmediği, alacakların hesaplanması, uygulanması gereken faizin türü ile başlangıç tarihine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 4857 sayılı … Kanunu’nun 22 ve 34 üncü maddeleri, 696 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK’ya eklenen geçici 23 üncü madde, 7036 sayılı … Mahkemeleri Kanunu’nun 3 üncü maddesi, 6356 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi.

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıda yer alan (3), (4), (5), (6) ve (7) numaralı paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Somut uyuşmazlıkta; davalı Bakanlığa bağlı işyerinde ihale ile hizmet alımı yapılan alt işveren Şirketler nezdinde çalışmakta iken 696 sayılı KHK’nın 127 nci maddesi ile 375 sayılı KHK’ya eklenen geçici 23 üncü madde kapsamında 02.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçirilmiş olan davacı işçi, temel ücretinin geçiş esnasında düzenlenen belirsiz süreli … sözleşmesinin aylık ücretin düzenlendiği 7 nci maddesinde yazılı bulunan oran dikkate alınmaksızın hatalı belirlendiğini ileri sürerek eksik ödeme yapıldığı iddia etmiştir. Kadroya geçiş aşamasında imzalanan … sözleşmesinde, ücretin her ay için ileriye etkili olarak asgari ücretin belli bir oranda fazlası şeklinde ödeneceği kararlaştırılmışsa sözü edilen kural her asgari ücret artış dönemi için işvereni bağlar. Buna göre taraflar arasında düzenlenen … sözleşmesi hükmü dikkate alındığında dava konusu alacakların hüküm altına alınmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

3. Diğer taraftan dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş, sürecin anlaşamama ile sonuçlanması üzerine 24.07.2020 tarihli son tutanak dava dilekçesine eklenerek somut dava açılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan ve davacının ıslahına dayanak oluşturan bilirkişi raporunda, dava konusu ücret farkı alacağına ilişkin hesaplamalar 31.10.2020 tarihine kadar yapılmıştır. Arabuluculuk faaliyeti ise tarafların anlaşamadığına ilişkin düzenlenen son tutanak tarihinden önce muaccel olan alacaklar için gerçekleştirilmiştir. Arabuluculuk son tutanak tarihinden sonra ihtilaf konusu olan ve son tutanak tarihi ile hesaplamaya esas alınan 31.10.2020 tarihi arasında kalan talep dönemi için arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği dikkate alındığında; bu dönem yönünden davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.

4. 696 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK’ya eklenen geçici 23 üncü madde, kamuda sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin ücretlerinin tespitinde uygulanacak kuralları belirlemekle birlikte burada söz konusu olan Yüksek Hakem Kurulu kararıyla karara bağlanan toplu … sözleşmesi, davacının 6356 sayılı Kanun hükümlerine göre yararlandığı bir toplu … sözleşmesi değildir. Bu itibarla ikramiye farkı alacaklarına bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize hükmedilmesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta ise fark ikramiye alacağında davacının talebi en yüksek işletme kredisi faizi olduğundan taleple bağlılık ilkesi gereği fark ikramiye alacağında hükmedilmesi gereken faiz türü, en yüksek işletme kredisi faizini geçmemek üzere bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizdir. Bu husus gözetilmeden fark ikramiye alacağına en yüksek işletme kredisi faizi uygulanması hatalı olmuştur.

5. İlk Derece Mahkemesi tarafından hüküm altına alınan ücret farkı alacağı bakımından takip eden ayın 15 inci günü itibarıyla temerrüdün meydana geldiğinin kabulüyle faize hükmedilmiş ise de davacı işçinin ücretinin düzenlendiği 02.04.2018 başlangıç tarihli belirsiz süreli … sözleşmesinin 7 nci maddesinde açıkça bir ödeme günü belirlenmiş değildir. Yine, Yüksek Hakem Kurulu kararıyla imzalanan en son toplu … sözleşmesinin ikramiyeye ilişkin hükmünde; “İşçilere Ocak ve Temmuz aylarında 5’er günlük olmak üzere yılda toplam 10 günlük (5×2=10) ücretleri tutarında ikramiye ödenir.” denilmektedir. İlave tediye alacağının ödeme zamanı ise 6772 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesine göre Cumhurbaşkanı tarafından belirlenmektedir. Bu açıklamalara göre dava konusu alacaklar yönünden ödeme için tereddüde yer vermeyecek şekilde belirli ya da kesin bir vade söz konusu olmadığından kendiliğinden temerrüt gerçekleşmeyecektir.

6. Dairemizin yerleşik uygulaması uyarınca, işçi muaccel alacaklarını … … belirtmek kaydıyla ihtarname ile işvereni temerrüde düşürebilir. Söz konusu ihtarnamede alacak miktarlarının belirtilmesi gerekmez. Dava tarihinden önce yürütülen arabuluculuk süreci sonucunda anlaşma yapılamadığına dair düzenlenen son tutanak bu bağlamda değerlendirildiğinde dava konusu alacakların dava tarihinden önce arabuluculuk aracılığıyla talep edilmesi karşısında davalı işverenin arabuluculuk son tutanak tarihi itibarıyla temerrüde düştüğünün kabulü gerekmektedir. Bu sonuç davalı işverenin usulüne uygun davet edilmesine rağmen arabuluculuk görüşmelerine katılmadığı durumlarda da geçerlidir. Dolayısıyla Mahkemece hüküm altına alınan fark ücret ve fark ikramiye alacakları yönünden dava ve ıslah dilekçelerindeki talepler de gözetilerek arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde şekilde karar verilmesi hatalıdır.

7. İlk Derece Mahkemesi tarafından hükme esas alınan ek bilirkişi raporunda davacıya belirsiz süreli … sözleşmesi ve Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan toplu … sözleşmesi hükümleri gözetilerek ödenmesi gereken 01.01.2019 ve 01.07.2019 tarihlerine ilişkin ücretin tespitinde davalı Bakanlık aleyhine hata yapılmıştır. Rapor incelendiğinde 01.01.2019 tarihinde 2.558,40 TL olan brüt asgari ücretin %31,9 oranında fazlasının üzerine %4 oranında ilave zam yapıldığında 3.509,51 TL ücrete karşılık geldiği hâlde, raporda bu tutarın 3.550,69 TL olarak belirlendiği, yine 01.07.2019 tarihinde 30…..2019 tarihindeki ücreti üzerine %4 oranında ilave zam yapıldığında 3.649,89 TL yerine 3.692,68TL olarak hatalı hesaplandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, ücret farkı alacakların hesabını yapan bilirkişi raporu denetlenmeden, hatalı rapora itibarla sonuca gidilmesi bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.