YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/39503
KARAR NO : 2023/124
KARAR TARİHİ : 16.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1680 E., 2021/1263 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.10.2019 tarihli ve 2019/4 Esas, 2019/566 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının e bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 13.07.2021 tarihli ve 2019/1680 Esas, 2021/1263 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında ilk derece mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 03.11.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi, en son Hava Kuvvetleri Komutanlığında Astsubay rütbesinde görev yapmakta iken ihraç olan, sanığın … mensubu asker kimliğine rağmen fetö içerisinde bağlı olduğu mahrem imamı tarafından umuma açık yerlerde bulunan kontörlü telefonlardan ardışık ve periyodik olarak aranmak suretiyle örgütsel görüşmeler yaptığı, örgütsel buluşma ve toplantılar için buluşma yer ve zamanı belirledikleri, örgütün sivil mahrem imamlarıyla buluşarak görüştüğü, örgütsel toplantılara katıldığı, bu şekilde şüphelinin örgütle organik bağ içerisinde örgütsel eylemlerinin çeşitlilik ve devamlılık gösterdiği, böylece üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçu işlediğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk derece mahkemesince “Sanık hakkında düzenlenen iddianame kapsamına göre mahkememizce yapılan yargılama sonucunda yukarıda açıklanan ve mahkememizce FETÖ/PDY silahlı terör örgütü olduğu kabul edilen örgüte üye olma suçuna ilişkin dosyadaki tüm bilgi, belge ve sair deliller kapsamına
göre; sanığın adına kayıtlı 0544 622 (…) (…) numaralı hattın 2010 ve 2018 yılları arasında HTS dökümlerine göre 2013 yılında 1 kez, 2014 yılında 2 kez olmak üzere toplamda 3 kez arandı ve 2013 yılında 2 kez, 2014 yılında 14 kez olmak üzere toplamda 16 kez aradı kaydının olduğu ve ayrıca 2010-2018 yılları arasında çeşitli tarihlerde haklarında aynı konuda soruşturma yürütülen …, …, … ve … isimli şahıslar ile irtibatlı olduğunun tespit edildiğinden bahisle açılan davada; bu aramaların mahrem imam olarak adlandırılan açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen kişi yada kişiler tarafından örgütsel amaçlı olarak yapıldığı iddia edilmiş olmakla birlikte; bu aramalardan hiçbirinin ardışık yada periyodik olmadığı, söz konusu aramaların örgüt mensuplarınca yapıldığının kesin olarak tespit edilemediği, aramaların savunmanın aksine örgütsel amaçlı olduğunu ortaya koyan başkaca bir delilin bulunmadığı, aranma sayısı, aranma aralıkları ve ceza hukukunun “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi de dikkate alınarak sanığın örgütün asker yapılanmasında yer aldığı ve silahlı terör örgüt üyesi olduğu, örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde bulunduğu, örgüt içerisindeki eylemlerinin sürekli, yoğun ve çeşitli olduğuna dair, sanığın tutarlı ve ısrarlı inkara yönelik savunmasının aksini gösteren mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, somut, açık, kesin nitelikte inandırıcı delil elde edilemediği anlaşılmakla; yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince müsnet suçtan beraatine” karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge adliye mahkemesince, yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan delillerin, hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığına, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre verilen hükümde eleştiri dışında bir isabetsizlik bulunmadığından, Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, tanık beyanları ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Dairemizin 13.11.2019 tarih ve 2018/5526 Esas – 2019/6842 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; asker bir şahsın; örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, “her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir
vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olacağı” hususu gözetilerek;
b) Tebliğnamedeki onama talepli görüşte (c) bendinde gösterilen nedenle isabet bulunmamıştır.
c) Adına kayıtlı 0544 622 (…) (…) numaralı hattan HTS dökümlerine göre 2013 yılında 1 kez, 2014 yılında 2 kez olmak üzere toplamda 3 kez arandı ve 2013 yılında 2 kez, 2014 yılında 14 kez olmak üzere toplamda 16 kez aradı kaydı bulunan sanığın HTS kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda “gerçekleştirilen arama sayısı, aramaların ardışık ya da periyodik olup olmadığı, aramaların gerçekleştirildiği saatler, konuşma süreleri, sanığın farklı ankesörlü telefonlardan aranıp aranmadığı, ardışık aramaya dahil olan şahısların aynı kuvvete mensup ve aynı rütbede olup olmadıkları, aramaları gizlemek için herhangi bir şifreleme yönteminin kullanılıp kullanılmadığı” hususlarını gösterir bir analiz inceleme ve tespit raporunun düzenlettirilmesi, ayrıca sanığın 2010 yılından sonra görev yaptığı yerlerin tespiti ile ilgili yerlere yazı yazılmak suretiyle, görev yaptıkları yerler itibariyle haklarında ankesör veya sabit hatlardan periyodik ya da ardışık aramalarının olduğuna yönelik herhangi bir kayıt, soruşturma veya kovuşturmanın olup olmadığının saptanması, varsa buna ilişkin bilgi ve belgelerin getirtilmesi yine sanık ile birlikte ardışık arandığı tespit edilen şahıslar var ise bu şahıslarla ilgili herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma olup olmadığı belirlendikten sonra şahısların tüm aşama ifadelerinin getirtilerek gerekirse tanık olarak dinlenmelerinin sağlanması, keza UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında araştırma yapılarak sanık ile ilgili herhangi bir beyan olup olmadığının tespiti ile varsa ifade sahiplerinin tanık sıfatıyla dinlenmeleri suretiyle tüm delillerin CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada okunup tartışılmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (c) numaralı bentte açıklanan nedenle Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcsının temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 13.07.2021 tarihli ve 2019/1680 Esas, 2021/1263 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının a bendi uyarınca Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.01.2023 tarihinde karar verildi.