YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5376
KARAR NO : 2006/8718
KARAR TARİHİ : 28.11.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davalı … tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Kadastro sırasında 398 parsel sayılı 1500 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde davacı … tarafından … aleyhine açılmış olan elatmanın önlenmesi davası kadastro mahkemesine devir edilmiştir. Mahkemece, çekişmeli 398 sayılı parselin 5645 metrekare olarak … mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında taşınmaz asliye mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek tutanağının malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiş, daha önce … tarafından … aleyhine tapuya dayalı olarak açılan elatmanın önlenmesi davası görevsizlikle kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Gerek davacı ve gerekse davalı ayrı kökten gelen tapu kayıtlarına dayanmışlardır. Davacının dayandığı 15.6.1970 tarih 35 sıra numaralı tapu kaydı tescil ilamına dayalı olarak, davalının dayandığı Ocak 1946 tarih 31 sıra numaralı tapu kaydı da idari karara dayalı olarak oluşturulmuş olup her iki kaydın evrakı müsbitesi arasında da krokileri bulunmaktadır. Dava dilekçesindeki ileri sürülüşe, savunmaya ve yargılama aşamasındaki açıklamalara göre uyuşmazlık, taşınmazın davacının mı yoksa davalının mı dayandığı tapu kaydı kapsamında kaldığı, davacı tapusunun kapsamında kalması halinde davalının zilyetlik iddiasına değer verilip verilemeyeceği yönlerinde toplanmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki Tunceli Ovacık sulh hukuk Mahkemesinin 11.11.1968 tarih 1966/22-1968/147 sayılı tescil ilamı ile buna dayalı olarak oluşturulan tapu kaydının, ilamın tarafı olmayan davalı yönünden bağlayıcılığı yoktur. Davalı savunmasında taşınmazın tapulu yeri olduğunu ve de zilyetliğinde bulunduğunu, hatta davacıyı iki kez idari yoldan men ettirdiğini bildirmiş ve bununla ilgili ayrıntılı bilgi vermiştir. Yerel bilirkişi olarak seçilen Maksut Şanlı tescil ilamında taraf bulunmaktadır. İlamın tarafı olan kişinin o ilama dayalı olarak oluşturulan tapu kaydının uygulanmasında yerel bilirkişi olarak seçimi usule uygun değildir. Nitekim bu husus davalı tarafından da itirazen ileri sürülmüştür. Ayrıca idari men kararları ile haritaları getirtilip yerine uygulanmamış, davalı zilyetliğe dayandığı ve de tanık listesi verdiği halde tanıkların dinlenilmesi yoluna gidilmemiştir. Yerel bilirkişi davacı tapusunun taşınmaza uyduğunu, buna karşın davalı tapusunun uymadığını bildirmekle beraber daha önce yine davacı tarafından davalı aleyhine sulh hukuk mahkemesinde açılan (1972/134 esasında iken bozmayı takben 1974/171 esasını alan) müdahalenin önlenmesi davası sırasında yapılan keşifte ise yerel bilirkişi her iki tarafın dayandığı tapu kaydının taşınmaza uymadığını bildirmiştir. Uygulama ile ilgili beyanlar arasındaki bu çelişkinin giderilmesine de çalışılmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, öncelikle davacı … taşınmazı ve öncesini iyi bilen yaşlı tanıklar göstermesi istenmeli, davalının verdiği bilgilere göre taşınmazla ilgili idari men kararları ve dayanakları getirtilmeli, davalının dayandığı tapu kaydının kadastro sırasında herhangi bir parsele revizyon görüp görmediği tapu sicil ve kadastro müdürlüklerinde ayrı ayrı sorulmalı, bu hususların ikmalinden sonra tüm tesbit bilirkişileri ile davalı tarafın gösterdiği, davacı tarafında göstereceği tanıklar ve idari men kararı ile ilgili tahkikat tutanaklarında adları geçen kişiler eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak her iki tarafın dayandığı tapu kaydı ve haritaları taşınmazı ve öncesini iyi bilen elverdiğince yaşlı ve yansız kişilerden oluşturulacak üç kişilik yerel bilirkişi
kurulu ve teknik bilirkişi aracılığıyla gereği gibi yerine uygulanmalı, kayıtlarda yazılı sınırlar bilirkişilere arazi üzerinde göstertilip düzenlenecek krokiye yerleri işaret ettirilmeli, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar olduğunda tanıklardan bilgi alınmalı, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazda davacının mı yoksa da davalının mı zilyet ettiği zilyetliklerinin başlangıç tarihi,süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, aynı şekilde idari men kararları ve varsa haritalarının uygulaması yapılıp taşınmazla ilgili olup olmadıkları kesin olarak saptanmalı, uyuşmazlığın 3402 sayılı kadastro yasının 30/2 maddesi uyarınca çözümlenmesi gerekir nitelik arz ettiği de gözetilerek lüzum görülecek deliller resen toplanmalı, fen bilirkişisine yapılan keşif ve uygulamayı ve kayıtlarda yazılı sınır yerlerini izlemeye olanak verir biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu yönlerin gözetilmemiş olması doğru olmadığı gibi, taşınmazın 398 olan parsel numarasının hüküm yerinde 388 olarak yazılarak infazda duraksama yaratılmış olması da doğru değildir.
Davalı …’nın temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 27.11.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.