YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3390
KARAR NO : 2009/5388
KARAR TARİHİ : 25.05.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme ile alınan raporlar hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki;
1-Kamulaştırma Yasasının 11. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde taşınmaz malın kamulaştırma (değerlendirme) tarihindeki mevki ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelire göre değerinin belirleneceği öngörülmektedir. Bu yöntemle taşınmazın değerinin saptanmasında münavebeye alınacak ürünler yönünden sulu yada kuru tarım arazisi niteliğinde olup olmaması önem taşır.
Bilirkişi kurullarınca düzenlenen raporlarda taşınmazın sulu tarım arazisi olduğu belirtilmekle yetinilmiş, taşınmazın fiilen sulanıp sulanmadığı, sulanıyor ise kaynağı, suyun kendi doğal akışı ile mi taşınmaza ulaştığı, dereden sulanıyorsa bu suyun taşınmazın tamamının sulanmasında her mevsim için yeterli olup olmadığı, ayrıca dereden sulanamadığı zamanlarda taşınmazın ne şekilde sulandığı, yapılan sulamanın daimi ve geçerli kabul edilebilmesi için kaynak üzerinde dava konusu taşınmaz lehine bir mükellefiyet kurulmuş olması gerektiğinden bu hususun varlığı ve suyun yeterliliği vb. gibi hususlar araştırılmadan, mahkemece taşınmazı 1. sınıf sulu tarla kabul ederek değerlendirme yapan bilirkişi raporlarına göre hüküm kurulması,
2-Taşınmazın olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirin hesaplanmasında taşınmazın bulunduğu İl Tarım Müdürlüğünün sulu şartlarda dekar başına verim, üretim gideri ve toptan satış fiyatına ilişkin verilerinin ortalama değerlerinin esas alınması ve üretim giderlerine tarla kirası, masrafların faiz karşılığı, genel idari giderler gibi giderler dahil edilmemelidir. Bu bağlamda, bilirkişi kurulu raporlarında resmi verilere göre yüksek verim miktarları ve tarla kirası, masrafların faiz karşılığı, genel idari giderler gibi giderlerin de dahil edildiği üretim giderleri üzerinden değerlendirme yapılması,
3-Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri kamulaştırma bedelinin tespitinde –zorunlu haller dışında- tek bir bilirkişi incelemesi yaptırılmasını öngörmekte olup, anılan yasanın 10.maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca adil ve hakkaniyete uygun kamulaştırma bedelinin tespiti bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olmasıyla mümkündür. Mahkemece öncelikle birinci bilirkişi kurulundan yukarıda açıklanan hususlarda ek rapor alınması ve denetlenmesinden sonra bu rapora göre kamulaştırma bedelinin tespiti, bunun mümkün olmaması veya ek rapor alınmasına karşın usul ve yasaya uygunluğun sağlanamaması halinde ikinci bilirkişi kurulundan ek rapor alınması yoluna gidilmesi gerekirken, her ikisi de usul ve yasaya uygun olmayan iki raporun aritmetik ortalamasının kamulaştırma bedeli olarak kabulü,
4-Kamulaştırılan taşınmazın tapu kaydında bulunan ipotek şerhinin tespit edilen kamulaştırma bedeline yansıtılmamış olması,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece, yukarıda açıklandığı üzere taşınmazın sulu yada kuru tarım arazisi niteliği açıkça ve denetime olanak verecek biçimde saptanmalı, sulu tarım arazisi olduğunun (fiilen sulandığının) belirlenmesi durumunda sulu tarım arazilerinde münavebeye alınacak ürünlere ilişkin, kuru tarım arazisi olduğunun anlaşılması durumunda ise kuru arazilerde münavebeye alınacak ürünlere ilişkin İl Tarım Müdürlüğünün bildireceği 2007 yılına ilişkin dekar başına verim ve üretim giderleri ile kg başına toptan satış fiyatları esas alınarak sulu tarım arazisi ise %5 kuru tarım arazisi ise %6 kapitalizasyon faizi uygulamak suretiyle değerlendirme yapılarak kamulaştırma bedelinin belirlenmesi için bilirkişi kurullarından ek rapor alınmalı, raporların bozma gereklerine uygunluğu denetlenerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden davalı tarafa iadesine, 25.05.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.