Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2006/3811 E. 2006/6638 K. 13.07.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3811
KARAR NO : 2006/6638
KARAR TARİHİ : 13.07.2006

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm bir kısım davalılardan … ve arkadaşları vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Kadastro sırasında 922, 923, 924, 925, 926, 927, 928 parsel sayılı sırasıyla 3300, 8700, 6900, 6600, 7800, 9500 ve 15.300 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydı, ifraz, taksim, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar … ve arkadaşları adlarına tesbit edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde davacılar (ölü) … ve (ölü) … mirasçıları tarafından davalılar aleyhine açılmış olan elatmanın önlenmesi davası kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davanın kabulü ile dava konusu taşınmazların ½’sinin …, ½’sinin de… mirasçıları adına iştirak halinde mülkiyet halinde tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm bir kısım davalılardan … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında taşınmazlar tapu kaydına, taksim irsen intikal ve zilyetliğe dayalı olarak davalılar adına tesbit edilmekle beraber, daha önce davacılar … ve … mirasçıları tarafından davalılar … ve arkadaşları aleyhine tapuya dayalı olarak açılan elatmanın önlenmesi davası görevsizlikle kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Dava ve cevap dilekçelerindeki ileri sürülen hususlarla tesbit nedenlerine göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşınmazların davacı tarafın mı yoksa davalı tarafın mı dayandıkları tapu kayıtları kapsamında kaldığı, kayıtların uymaması halinde taşınmazlar üzerinde hangi taraf yararına taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu yönlerinde toplanmaktadır. Taraflar ayrı kökten gelen tapu kayıtlarına dayanmışlardır. Dayanılan kayıtlar ilk tesislerinden itibaren tapu kadastro genel müdürlüğünden getirtilmemiş, el yazısı ile yazılmış tercüme evrakları ile yetinilmiştir. Diğer taraftan tapuların uygulanması ile ilgili yerel bilirkişi ve tanık sözleri de yetersiz olup gerekçeye dayanmaması yanında yapılan uygulamanın komşu taşınmazların tesbitlerine esas alınan kayıtlar getirtilip uygulanarak denetlenmesi yoluna da gidilmemiştir. Her iki taraf tapusunun kapsamlarının yazılı sınırlarına göre yüzölçümleri ile geçerli olacağı kuşkusuzdur. Hal böyle iken kayıtlarda yazılı sınır yerleri arazi üzerinde belirlenip ona göre kapsam tayini yoluna gidilmemiş ve krokide düzenlettirilmemiştir. Öte yandan zilyetlikle ilgili olarak bilirkişi ve tanık sözleri de uyuşmazlığın çözümüne elverişli bulunmamaktadır. Her bir taşınmazda kim yada kimlerin zilyet ettikleri, zilyetliklerinin başlangıç tarihi süresi ve sürdürülüş biçimi yönünden de yeterli araştırma yapılmamış, bilirkişi ve tanıklardan bilgileri sorulmamıştır. Ayrıca yargılama aşamasında davalılar K.sanin 331 tarih 9 nolu sicilden gelen Mart 1971 tarih 15 nolu tapu kaydına da dayanmalarına karşın uygulaması yapılmamış keza davacıların bildirdikleri 1938 tarih 1270 ve 1273 tahrir nolu vergi kayıtlarının dahi uygulamaları yapılarak taşınmazlara uyup uymadıkları saptanmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde öncelikle taraflardan taşınmazları ve öncesini iyi bilen yaşlı tanık gösterilmeli istenmeli, yerel bilirkişi seçiminde de aynı yöntem izlenmeli, gerek davacı ve gerekse davalı tarafın dayandıkları vede kadastro tutanaklarının mahsus bölümünde yazılı tapu kayıtları ilk tesislerinden itibaren intikalleri ile birlikte tapu kadastro genel müdürlüğü ve alınacak cevap göre yerel tapu sicil müdürlüğünden getirtilmeli, yöre ile ilgili eski tarihli memleket haritası ile hava fotoğrafları merciilerinden istenilmeli, daha sonra hayatta bulunmaları halinde önceki keşiflerde dinlenen yerel bilirkişi ve tanık-
larla taraflarca verilen önel üzerine gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak taraf tapu kayıtları olduğunda memleket haritası ve hava fotoğrafları üç kişilik yerel bilirkişi ve teknik bilirkişi aracılığıyla gereği gibi yerlerine uygulanıp aidiyet ve kapsamları belirlenmeli, bilirkişilere kayıtlarda yazılı sınırlar teker teker okunup arazi üzerinde yer ve güzergahları göstertilip düzenlenecek krokiye işaret ettirilmeli, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar yönünden tanıkların bilgisine başvurulmalı, her iki tarafın kaydın da sınır olarak yazılı bulunan Oduncu yolunun nereden geçtiği hususu üzerinde özellikle durulmalı, Oduncu yolu davacı tarafın dayandığı tapu kaydının kuzey sınırını, davalı taraf tapusunun da güney sınırı teşkil ettiği dikkate alınarak, yolun güzergahının belirlenmesi durumunda iki tapunun birbirlerine sınır olan iki ayrı taşınmaza ait olacağı ve bunun sonucu olarak tapuların çakışmasının söz konusu olmayacağı nazara alınmalı, komşu 663, 664, 665, 667, 742, ila 745, 758 ila 763, 825, 826, 827, 828, 829, 834 ve daha güneydeki 912 ila 916, 981 ila 985 nolu parsellere ilişkin kadastro tutanakları ile tesbitlerine esas alınan kayıtlar getirtilerek ve uygulaması yapılarak taşınmazlar yönünü ne şekilde sınır okuduklarına bakılıp bilirkişi ve tanıkların uygulama ile ilgili sözlerinin denetlenmesi yoluna gidilmeli, keza davacıların dayandıkları vergi kayıtlarının uygulaması yapılıp aidiyet ve kapsamları belirlenmeli, tapu kayıtlarının içerdikleri değişebilir ve genişletilmeye elverişli “kaş” sınırları itibariyle kapsamlarının yüzölçümleri ile geçerli olacağı düşünülmeli, kayıt kapsamında kalan yerlerde zilyetlik mülkiyetin koşulu olmamakla beraber kayıt kapsamları dışında kalan yerlerin öncesinin ne olduğu, kim yada kimlerden kaldığı, kimlerin zilyet ettikleri, zilyetlerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak bilirkişi ve tanıklar ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, uyuşmazlığın 3402 sayılı kadastro yasasının 30/2 maddesi uyarınca çözümlenmesi gereken bir nitelik arz ettiğide gözetilerek mahkemece lüzum görülecek deliller resen toplanmalı, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1960/78-1964/303 sayılı kesinleşen dava dosyası ve ilamları delillerin değerlendirilmesinde dikkate alınmalı ve davaya etkisi üzerin-
de durulmalı, yine bilirkişi raporunda sözü edilen asliye Hukuk Mahkemesinin 1957/67-1964/267 sayılı dava dosyaları getirtilip taraflarla ve taşınmazlarla ilgisinin ne olduğu üzerinde durulup, taşınmazlarla ilgisi olması halinde aynı şekilde değerlendirmede nazara alınmalı, davalıların dayandıkları kayıtlardan K.Sanin 331 tarih 9 noludan Mart l971 tarih 15 nolu kaydının revizyon gördüğü 141 ila 154 nolu parsellere uyup uymadığı yerinde yapılacak keşifle belirlenmeli, bu arada belgesiz zilyetliğe dayalı olarak taraflar adına tesbit edilen taşınmaz bulunup bulunmadığının tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ve hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğü nezdinde araştırılıp olduğunda kadastro tutanakları ve dayanakları getirtilip incelenmeli, fen bilirkişisine yapılan keşif ve uygulamaları, kayıtlarda yazılı sınır yerlerini ve kayıt kapsamlarını izlemeye olanak verecek biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve de toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Bir kısım davalılar …, …. ve … ile ali …. ve … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 14.7.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.