YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5291
KARAR NO : 2006/8510
KARAR TARİHİ : 20.11.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen hüküm davacılar … ve … tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Kadastro sırasında 109 ada 1 parsel sayılı 49630 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına tesbit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde hazine taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu öne sürerek dava açmış … ve … ayrı ayrı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmışlardır. Mahkemece hazinenin davasının kısmen kabulüne ve dava konusu parselin krokide (A) harfi ile belirtilen kısmının orman olarak ayrılması (B) ile işaretli kısmın … mirasçıları adına,(C) ile gösterilen kısmın hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş,hüküm krokide (B) ile işaretli bölüme yönelik olarak davacı hazine ve taşınmazın tümüne yönelik olarakta katılan davacılar … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Taşınmazın krokisinde A ile işaretli bölümünün 1977 yılında kesinleşen orman sınırları içerisinde kaldığı ve orman sayılan yerlerden olduğu uzman bilirkişi tarafından verilen raporda açıkca vurgulanmıştır. Ancak mahkemece taşınmazın orman niteliğiyle hazine adına tesciline karar vermek gerekirken taşınmazın “orman olarak ayrılmasına” karar verilmiş olmasında isabet görülmemiştir. Ne varki, bu yöndeki yanılgı yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte değildir. Aynı krokilerde (27.11.2001 ve 28.8.2000) taşınmazın (C) ile gösterilen bölümünün de göl yatağı su tehdidi altında kaldığı ve tarımsal amaçla kullanılmadığı gerek ziraatçi ve gerekse jeolog bilirkişi raporlarında belirtilmiştir. Katılanlar söz konusu yerde taşınmazın ekonomik amacına uygun zilyetliklerini kanıtlayamamışlardır. Kaldı ki, bu tür yerlerin zilyetlikle iktisabına da olanak yoktur. Mahkemece bu yönler gözetilerek yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından katılanların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile “(A) harfi ile belirtilen kısmın orman olduğu anlaşılan bu kısmın orman olarak ayrılması” tümcesinin hüküm yerinden çıkarılarak yerine (A harfi ile belirtilen kısmın orman sayılan yerlerden olması nedeniyle orman niteliğiyle hazine adına tesciline) tümcesinin yazılmak suretiyle bu yerlerle (A-C ile işaretli ) ilgili usul ve yasaya uygun aleyhlerindeki hükmün düzeltilmiş bu şekli ONANMASINA,aşağıda dökümü yazılı 1.00YTL kalan onama harcın temyiz edenden alınmasına,
2- Hazine ile katılanların aynı krokide taşınmazın B ile işaretli 30.000 metrekarelik bölümle ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince: Mahkemece davalı … yararına satınalma ve zilyetliğe dayalı taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı olduğu üzere karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Taşınmazın öncesinin tapusuz olduğu uyuşmazlık konusu olmadığı gibi bu yön mahkemeninde kabulündedir. Tapusuz bir taşınmazın zilyedi adına tesciline karar verilebilmesi için öncelikle taşınmazın tarım arazisi olması, zilyetliğin aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla olmak üzere 20 yıla ulaşması ve ayrıca maddi olaylardan sayılan zilyetliğin ve sürdürülüş biçiminin tanık ve diğer delillerle kanıtlanması gerekir. Ziraatçi bilirkişi raporunda taşınmazın tarım arazisi olduğu açıkca vurgulanıp, jeoloji mühendisi raporunda da aksi bir düşünce serdedilmemiştir. Zilyetlik durumuna gelince; Yerinde iki kez keşif icra edilmiştir. Birinci keşifte yerel bilirkişi ile uzman bilirkişilerin bilgi ve düşüncelerine başvurulmuştur. Her iki keşiftede yerel bilirkişi olarak dinlenen …, taşınmazın öncesi boşluk iken 1965 yılında … tarafından tarla haline getirilip 1978’de … ’a sattığını bildirmekle yetinmiş, İkinci keşifte dinlenen katılan … tanıklarından … taşınmazı … için 1973 ve 1974 tarihlerinde sürdüğünü, diğer zamanlarda kimin zilyet ettiğini bilmediğini, tanık … 1970’lerde 1-2 yıl …’ı çalışırken gördüğünü onun dışında görmediğini hep … ’ın kullandığını bildirmişlerdir. …’ın tanıklarından … ve … ile katılan … tanıklarından … , … ve …’ın ise duruşmada dinlenilmeleri yoluna gidilmiştir. Usulün 259. maddesine nazaran taşınmazlarla ilgili davalarda bilirkişi ve tanıkların taşınmaz başında dinlenmeleri gerekir Mahkemece bu ilkeye uyulmamış olması da doğru görülmemiştir.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez, o halde, davacı Hazine ile davalı … mirasçılarından taşınmazı ve öncesini iyi bilen yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ile tüm tesbit bilirkişileri ve katılanlar tarafından gösterilen tanıklarla Hazine ve … mirasçıları tarafından gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin mer’a yada devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olup olmadığı, değilse kim yada kimlerden kaldığı, davalı … mirasçılarının mı yoksa katılanların mı zilyet ettikleri, zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, yukarıda yazılı hususlarla ilgili olarak gerektiğinde komşu parsellerin malik yada zilyetlerinin tanık sıfatıyla bilgilerine başvurulmalı, … mirasçıları adına belgesiz zilyetliğe dayalı olarak taşınmaz mal tesbit yada tescil edilip edilmediği ve ayrıca taşınmazın kuru yada sulu arazi olup olmadığı konusunda gerekli araştırma yapılmalı, fen bilirkişisine önceden olduğu gibi raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak olan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Davacı Hazine ile katılanlar … ve … …’ün temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile taşınmazın krokide (B) ile işaretli bölümle sınırlı olmak üzere hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 20.11.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.