Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2006/4583 E. 2006/7251 K. 26.09.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/4583
KARAR NO : 2006/7251
KARAR TARİHİ : 26.09.2006

T.C.
Y A R G I T A Y
17.HUKUK DAİRESİ
ESAS 2006 KARAR
4583 7251
-Y A R G I T A Y İ L A M I –

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı … tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Kadastro sırasında 128 ada 22 parsel sayılı 48670.70 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan tarıma elverişsiz yerlerden olması nedeniyle ham toprak vasfı ile hazine adına tesbit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacı … vergi kaydı ile irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine ve dava konusu parselin tesbit gibi davalı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında taşınmaz ham toprak olduğu nedeniyle hazine adına tesbit edilmiş, davacı, irsen intikale, vergi kaydına ve zilyetliğe dayanarak taşınmazın adına tescili istemiyle dava açmıştır. Tesbit nedenine, ileri sürülüşe ve savunmaya nazaran uyuşmazlık, tesbit günü itibariyle davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Yasasının 14. maddesinde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı yönündedir. Taşınmazın öncesinin tapusuz olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Tapusuz bir taşınmazın zilyedi adına tesciline karar verilebilmesi için taşınmazın tescile tabi yerlerden olması, zilyedin zilyetliğinin aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla olmak üzere 20 yıla ulaşması, bu arada maddi olaylardan sayılan zilyetlik ve sürdürülüş biçimininde tanık ve diğer delillerle
../…

– 2 –
2006/4583
2006/7251

kanıtlanması gerekir. Dinlenen yerel bilirkişiler taşınmazın ziyaret yeri olup tarımsal amaçla kullanılmadığını ve davacının zilyetliğini görmediklerini bildirmekle beraber ziraatçi bilirkişi raporun da taşınmazın bir bölümünün tarım arazisi olduğu ve önceden kullanıldığına dair belirtiler bulunduğu açıkca vurgulanmıştır. Hal böyle iken aradaki çelişkinin giderilmesine çalışılmamış, ayrıca davacının isimlerini bildirdiği tanıklarla tesbit bilirkişilerinin dinlenilmeleri yolunada gidilmemiştir. Usul yasasında tanıkların bizzat taraflarca mahallinde hazır edileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığına göre, tanık gösteren tarafın tanıkların mahallinde hazır etmemeleri tanık dinletmekten vaz geçtiklerinin kabulünü gerektirmez.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, öncelikle davalı hazineye de tanık göstermek isteyip istemedikleri sorularak göstermek istediklerini bildirmeleri halinde kendilerine önel verilmeli, davacıya özel idare müdürlüğünden getirtilen 4 adet vergi kaydından hangisine dayandığı açıkca sorulup beyanı imzası ile belgelendirilmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ile davacının 23.3.2005 günlü oturumda isimlerini bildirdiği tanıklar ve hazine tarafından gösterilecek tanıklar adına keşif gün ve saatini bildirir tebligat çıkarılıp yerinde yeniden keşif yapılarak dayanılan vergi kaydı yerel bilirkişi aracılığıyla gereği gibi yerine uygulanmalı, yerel bilirkişinin tesbit bilirkişilerinden olmaması gerektiği ilkesine uyulmalı, yerel bilirkişi tarafından bilinmeyen sınırlar olduğunda tanıkların bilgisine başvurulmalı, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, kimden kaldığı, davacı ve miras bırakanlarının zilyet edip etmedikleri, zilyet olmaları halinde zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi, taşınmazın tümü üzerinde mi yoksa belli bir bölümündemi olduğu olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, ziraatçi bilirkişiden taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü, işleniş tarzı ve süresi meyil durumu, tümünün yada bir bölümünün ziraat edilip edilmediği konularında teknik verilerek dayalı geniş kapsamlı ek rapor alınmalı, bilirkişi ve tanık sözleriyle ziraatçi bilirkişi raporu arasında çelişki doğduğunda yöntemine uygun biçimde giderilmesine çalışmalı, gerektiğinde yukarıda yazılı

../…

– 3 –
2006/4583
2006/7251
hususlarla ilgili olarak ve özellikle zilyetlik ve süresi ile ilgili konularda komşu parsellerin zilyet yada maliklerinin tanık sıfatıyla bilgilerine başvurulmalı, davacının dayandığı vergi kaydının uyması durumunda, mülkiyet belgesi olmayan vergi kaydına zilyetlikle birleşmediği sürece değer verilmeyeceği düşünülmeli, fen bilirkişisine yapılan keşif ve uygulamayı, taşınmazın bir bölümünün tarımsal amaçla kullanılmadığının belirlenmesi durumunda bu yeri ve taşınmaz içerisindeki konum ve miktarını gösterir raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmedir.
Davacı …’nın temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 26.9.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.