YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/203
KARAR NO : 2023/231
KARAR TARİHİ : 24.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/676 E., 2021/414 K.
DAVA TARİHİ : 06.07.2012
HÜKÜM/KARAR : Ret
Taraflar arasındaki asıl davada itirazın iptali, birleşen davada alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.01.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde asıl ve birleşen davada davacı vekili Avukat … ile asıl ve birleşen davada davalı vekili Avukat …’nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davacının doğalgaz hammaddesi ile elektrik üretimi yaparak ürettiği elektriği sattığını, davalı … şirketinin sisteminde yer alan müşterilerine enerji nakli için davalı ile aralarında sistem kullanım anlaşması imzalandığını, davalının, EPDK’nın onayına tabi olan, iletim sistem kullanım bedelinde mevzuata ve kurul kararlarına aykırı olarak artışa gittiğini, Ocak 2004-Ağustos 2006 döneminde davacıdan fazla tahsilat yapıldığını, Ocak ve Şubat 2004’te gerçekleşen fazla ödeme için açtıkları davanın kabul edildiğini, bu aylar dışındaki fazla ödeme tutarı ve işlemiş faizine ilişkin alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibinin davalı haksız itirazı neticesinde durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiş, birleşen davasında ise, asıl dava konusu asıl alacak tutarına ilişkin KDV ve KDV’ye işlemiş gecikme zammının da iadesi gerektiğini ileri sürerek, 35.491,22 TL KDV ile bu tutara işlemiş gecikme zammının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen davalarda davalı vekili cevap dilekçesinde, talebin zamanaşımına uğradığını ve haksız yapılan herhangi bir tahsilat olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 07.06.2017 tarihli ve 2012/775 Esas, 2017/614 Karar sayılı kararı ile EPDK’nın 272 numaralı kararının 2. maddesinde tarife değişikliğinin kurul kararı ile yapılabileceğinin belirlendiği, somut olayda değişikliğin dayandığı kurul kararı bulunmadığı, dava konusu döneme ilişkin faturaların davacı tarafça ihtirazi kayıtla ödenmiş olduğu, davalının 197.173,31 TL fazla tahsilat yaptığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların kabulüne, icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalarda taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 21.03.2019 tarihli ve 2017/2285 Esas, 2019/503 Karar sayılı kararı ile, alacak sözleşmeye dayalı olduğundan zamanaşımının on yıl olduğu, davalının uyguladığı fiyatlama EPDK’nın onayına tabi olmasına rağmen onay verilidiğine ilşkin bilgi belge olmadığı, birleşen davada davalının dava öncesi temerüde düşürüldüğünün ispat edilemediği belirtilerek, asıl ve birleşen davalarda taraf vekillerinin istinaf başvusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalarda taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtay Kapatılan Yüksek 23. Hukuk Dairesinin 17.11.2020 tarih, 2019/2239 Esas, 2020/3657 Karar sayılı ilamı ile davalının sayaç okuma bedellerini kwh bazında nispi olarak tahsil etmesi neticesinde maktu alınan ücretle arasındaki fark kadar zenginleştiği, ancak zenginleşmenin davacı aleyhine değil doğrudan tüketici aleyhine olduğu, davacının bu bedeli tüketiciye ödediğine ilişkin bir iddia da ileri sürülmediğiden davaların reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek, kaldırılmış ve ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.
B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile talebe konu zenginleşmenin davacı aleyhine değil doğrudan tüketici aleyhine olduğu, davacının bu bedeli tüketiciye ödediğine ilişkin bir iddia da ileri sürülmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili; karardaki maddi olgular ile gerekçe arasında hukuki bağlantı bulunmadığı, hükmün somut uyuşmazlıkla bağdaşmadığı, Yargıtay bozma kararına esas gerekçelerin davalı itirazları arasında yer almadığı, talep konusuna ilişkin davalarda oluşmuş içtihat birliği dikkate alınmadığından hukuki belirlilik ilkesine aykırı karar verildiği, dava konusunun birebir aynı olduğu … 3. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında Yargıtay dairesinin aynı gerekçeyi ihtiva eden bozma kararına direnildiği ve dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda olduğu, kesin hükmün dikkate alınmadığı, davacı müşterilerinin sistem kullanım anlaşmasının tarafı olmadıkları, müşterilere talep konusu bedellerin yansıtılmadığı ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl davada uyuşmazlık, tacirler arası hizmet sözleşmesine dayalı olarak yapılan fazla ödemenin istirdadı amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, birleşen davada uyuşmazlık takibe konu asıl alacak tutarına işlemiş KDV’nin tahsili istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, EPDK’nın 24.08.2006 tarihli ve 875 sayılı kurul kararında, 5496 sayılı Enerji Piyasası Kanunu’nda değişiklik yapılmasına ilişkin Kanun ile 3629 sayılı Kanun’a eklenen geçici 9. madde, Danıştay 13. Hukuk Dairesinin 2008/2695 E., 2011/1385 E. sayılı kararı.
3. Değerlendirme
1-Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
2-Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekil ile temsil olunan asıl ve birleşen davada davalıya verilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
24.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.