YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/691
KARAR NO : 2023/797
KARAR TARİHİ : 06.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/2199 E., 2022/2039 K.
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 25.01.2019
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 19. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/38 E., 2020/371 K.
Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali ile eşinden ölüm aylığı bağlanan davacıya babasından dolayıda ölüm aylığı bağlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kocasının 1993 yılında vefat ettiğini, Emekli sandığı mensubu eşinden dolayı dul aylığı bağlandığını, babası …’ın 05.01.1984 yılında vefat ettiğini, babasından dolayı 01.05.2008 tarihi itibarıyle 1479 sayılı kanun kapsamında aylık bağlandığını, müvekkilinin her iki aylığa hak kazanmış iken davalı kurumun 2013/26 sayılı genelgesine göre brüt asgari ücret tutarının üzerinde geliri olduğundan bahisle aylığın iptal edildiğini ve yersiz ödeme tahakkuk ettirildiğini, müvekkiline babasından bağlanan ölüm aylığı hakkı doğuran tarihteki yasal düzenlemeler ve sonraki lehe düzenleme dikkate alındığında kazanılmış hak niteliğinde olup 2013 tarihli bir genelge ile bu hakkın iptali ve ödemenin geri alınmasının hukuka aykırı olduğunu, Kurumun 04.10.2000 – 01.08.2001 ve 07.08.2003 – 01.10.2008 döneminde ölen Bağ-Kur sigortalılarının kız çocuklarına aylık bağladığını, daha önce bağlanan aylıklara, ölen eşlerinden dolayı, 5434 ve 506 sayılı yasalardan bağlanan ölüm aylığının engel olmadığını kabul ettiğini, kız çocuklarına anılan dönemlerde ölen ana veya babalarından dolayı 1479 sayılı yasa kapsamında bağlanan aylıklar için aynı iptal işlemini yapmadığını belirterek, kurumun babasından almış olduğu aylığın iptal işleminin kaldırılarak aylığın tekrar bağlanmasına, şimdilik maaşından kesinlen ve kesilmekte olan 30.248,97 TL’nin yasal faizi ile davalı kurumdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacıya iki aylık bağlanabilmesi için gerekli şartların oluşmadığını, 1479 sayılı Kanun gereğince sigortalı babanın yaşamını yitirdiği tarih itibariyle yürürlükteki 1479 sayılı Kanun’un 45. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde yer alan geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak koşulunun eşi üzerinden ölüm aylığı almakta olan davacı yönünden gerçekleşmediğinin belirgin olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Davanın kabulü ile, davacının babasından dolayı aldığı aylığın kesilmesine dair kurum işleminin iptaline, davacının babasından dolayı kurumdan aldığı aylığın yeniden bağlanmasına, davacıdan yersiz ödeme tahakkukuna istinaden tahsil edilen 30.251,79 TL’nin kesinti yapılarak kurumca tahsil edilen tarihlerden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte hesaplanarak davalı kurumdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının aylığın kesilmesinden sonraki dönemde ödenmeyen aylıklara ilişkin talep hakkının saklı tutulmasına, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Kararın eksik incelemeye dayandığını davacıya iki aylık bağlanabilmesi için gerekli şartların oluşmadığını, 1479 sayılı Kanun gereğince sigortalı babanın yaşamını yitirdiği tarih itibariyle yürürlükteki 1479 sayılı Kanun’un 45. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde yer alan geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak koşulunun eşi üzerinden ölüm aylığı almakta olan davacı yönünden gerçekleşmediğinin belirgin olduğunu, diğer taraftan 5510 sayılı Kanun’un 34. maddesinde sigortalının evli olmayan, boşanan, dul kalan kızlarına ölüm aylığı bağlanabilmesinin bu kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmama veya kendi sigortalılığı sebebiyle gelir veya aylık bağlanmamış olma koşullarına bağlandığını, 54. maddesinde ise bu Kanun(a göre bağlanacak aylık ve gelirlerin birleşmesi durumunda hem eşinden hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığın bağlanacağının hüküm altına alındığını, ayrıca 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren yasal değişiklikle bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu Kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan davacı hakkında 45. maddesindeki aylık bağlama engeli kaldırılmış ise de bu kez 46/2. maddesi düzenlemesine göre kendisine çift aylık bağlanamayacağı ve eşi üzerinden bağlanan aylığın daha fazla olduğunun belirgin olduğunu, kurum işleminde hata bulunmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
5510 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girmesinden önce, Sosyal Sigortalar Kurumu, Bağ-Kur ve T.C. Emekli Sandığı ayrı ayrı tüzel kişiliğe sahip ayrı ayrı yasalara göre sosyal güvence sağlayan Kurumlardır. Her bir Yasa kendi sigortalıları açısından hüküm ifade eder. Açıkça atıf yapılmadıkça diğer yasa hükümleri dikkate alınamaz. Zira 45/3. maddedeki “1479 sayılı Kanun ve diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamında çalışmalarından dolayı gelir ve aylık almayan” kız çocuklarına aylık bağlanacağı ifadesi bu niteliktedir. Bu ifade dahi kız çocuklarının, diğer sosyal güvenlik kurumlarından kendi çalışmaları dışında (kocalarından – çocuklarından) aylık almalarını 1479 sayılı Yasa’ya tabi ana veya babadan ölüm aylığı bağlanmasına engel olarak kabul etmemektir. Özetle, 1479 sayılı Yasanın 46/2. maddesi hükmü sadece 1479 sayılı Yasaya göre hem kocadan hem ana veya babadan ölüm aylığına hak kazanılması halinde uygulanabilir. Öteyandan, 5510 sayılı Yasanın geçici 1. maddesine göre, ölüm aylıklarının bağlanmasında vs..yürürlükten kalkan 1479, 506, 2926, 2925 sayılı Yasa hükümleri uygulanacağından, 5510 sayılı Yasanın 54. maddesinin de somut uyuşmazlıkta uygulama yeri yoktur. Bu düzenleme karşısında somut olayda davacının Bağ-Kur sigortalısı olan babasından dolayı bağlanan aylığın kesilmesi yönündeki kurum işleminin yerinde olmadığı mahkeme kararının yerinde olduğu anlaşılmakla,başvurunun reddine karar vermiştir
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1479 sayılı Kanun gereğince sigortalı babanın yaşamını yitirdiği tarih itibariyle yürürlükteki 1479 sayılı Kanun’un 45. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde yer alan geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak koşulunun eşi üzerinden ölüm aylığı almakta olan davacı yönünden gerçekleşmediğinin belirgin olduğunu, diğer taraftan 5510 sayılı Kanun’un 34. maddesinde sigortalının evli olmayan, boşanan, dul kalan kızlarına ölüm aylığı bağlanabilmesinin bu kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmama veya kendi sigortalılığı sebebiyle gelir veya aylık bağlanmamış olma koşullarına bağlandığını, 54. maddesinde ise bu Kanun’a göre bağlanacak aylık ve gelirlerin birleşmesi durumunda hem eşinden hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığın bağlanacağının hüküm altına alındığını, ayrıca 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren yasal değişiklikle bu kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan davacı hakkında 45. maddesindeki aylık bağlama engeli kaldırılmış ise de bu kez 46/2. maddesi düzenlemesine göre kendisine çift aylık bağlanamayacağı ve eşi üzerinden bağlanan aylığın daha fazla olduğunun belirgin olduğunu, kurum işleminde hata bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eşinden ve babasından çift ölüm aylığı bağlanması ile kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
479 sayılı Yasa’nın 4926 sayılı Yasanın 24. maddesi ile değiştirilen 46. maddesinin 2. fıkrasının “Sigortalının kız çocuklarına bağlanan aylıklar, bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmaya başladıkları veya evlendikleri tarihi takip eden aylık ödeme tarihinden itibaren kesilir. Aylığın kesilmesine yol açan nedenlerin ortadan kalkması halinde, bu Kanun’un 45 inci maddesinin ikinci fıkrasının ( c ) bendi hükmü saklı kalmak şartıyla, bu tarihi takip eden aylık ödeme tarihinden başlanarak yeniden aylık bağlanır. Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” hükmü ile yine 1479 sayılı Yasa’nın 4926 sayılı Yasanın 23. maddesi ile değiştirilen 45/c maddesinin “on sekiz yaşını, orta öğrenim yapması halinde yirmi yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde yirmi beş yaşını doldurmayan ve (18 yaşını doldurmayanlar hariç) bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan veya yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malul olan çocuklarla, yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine % 25’i,” oranında aylık bağlanır şeklinde değiştirilmiştir.
Yaşamını yitiren sigortalının eş, çocuk, anne, babasına ölüm sigortasından aylık tahsisi yapılabilmesi için öncelikle hak sahipliği sıfatının kazanılması gerekmekte, bunun için hak sahiplerine ilişkin aylık bağlama koşullarının sağlanıp sağlanmadığına bakılmakta, başka anlatımla bu koşulları tümüyle yerine getiren kişi hak sahipliği sıfatını kazanmakta, anılan sıfata sahip kişilere, sigortalıya ait tahsis şartları da gerçekleşmişse aylık bağlanabilmektedir. Şu durumda yukarıda sıralanan maddeler ve sosyal güvenlik hukuku ilkeleri dikkate alındığında yasal mevzuat ve aylık bağlama koşulları kendi içerisinde ayrıştırılmalı, sigortalıya ait şartlar sigortalının ölüm günü itibarıyla yürürlükte olan yasal mevzuat kapsamında değerlendirilmeli, hak sahiplerine ilişkin koşullar ise hak sahipliği sıfatının kazanıldığı tarihte yürürlükte olan yasal düzenlemeler çerçevesinde irdelemeye tabi tutulmalıdır.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Davacının eşi …’in Emekli Sandığı Kanuna tabi iken 12.04.1993 tarihinde vefat ettiği, davacıya eşinden dolayı 01.05.1993 tarihi itibariyle aylık bağlandığı, babası …’ın ise 1479 sayılı yasaya tabi Bağ-Kur sigortalısı olduğu, 05.01.1984 yılında vefat ettiği ve davacının talebi üzerine 01.05.2008 tarihi itibariyle aylık bağlandığı, 2013/26 sayılı genelge gereği babasından almakta olduğu ölüm aylığının 01.09.2008 tarihi itibariyle iptal edildiği ve yersiz ödenen aylıklar yönünden borç tahakkuk ettirildiği, 4956 sayılı Yasa ile 08.08.2003 tarihinde yapılan değişiklikten sonra, 45/2. madde hükmünde yer alan ” bu Yasa ile diğer sosyal güvenlik Yasaları kapsamında çalışmayan, bu yasalar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine “aylık bağlanır” şeklinde düzenleme gözetildiğinde her iki aylığa hak kazandığı anlaşılmaktadır.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…