YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16657
KARAR NO : 2023/789
KARAR TARİHİ : 23.02.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Amasya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 23.06.2017 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, 109 uncu maddesinin beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. Amasya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.05.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, 109 uncu maddesinin beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci
fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 5 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 04.02.2019 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, zincirleme suç hükümlerinin uygulama şartlarının oluşmadığı belirtilerek 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanmasına yönelik kısmın çıkartılması ve sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı belirtilerek aynı Kanun’un 35 … maddesi uyarınca 1/2 oranında indirim yapılması suretiyle hükmün düzeltilerek, 5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanığın temyiz sebepleri;
Mağduru hakkında yapılan yargılamadan önce hiç görmediğine, üzerine atılı suçu işlemediğine, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
2. Katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebepleri;
Suçun teşebbüs aşamasında kalmadığına ve tamamlandığına, zincirleme suç hükümlerinin uygulama şartlarının oluştuğuna, yargılamadan haberdar edilmeyerek, duruşmalara katılma ve iddia ve savunmalarını öne sürme haklarının engellenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi ve takdiri indirim sebeplerinin uygulanmamasına gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre, dava konusu olay, okuldan çıkıp evine gitmekte olan mağdurun sanık tarafından durdurulması, sanığın bir süre mağdur ile konuştuktan sonra yanına çağırıp kucağına oturmasını istemesi, mağdurun korkup sanığın kucağına oturduktan sonra, sanığın mağdurun yanaklarından öptükten sonra mağdurun gitmek istemesi üzerine bırakması, bu olaydan iki … sonra yine okuldan çıkıp evine giden mağdurun önüne çıkan sanığın mağdurun kolundan tutup evine gidip yemek yeme teklifinde bulunması, mağdurun ise yakınında bulunan demirden tutunarak eve gitmek istediğini söylemesi, bu sırada oradan geçmek üzere olan tanık E.K.’nin sanığa mağduru bırakmasını söylemesi, sanığın mağduru tutmaya devam etmesi üzerine mağdurun ağlamaya başlaması ve sanığın mağduru bırakması, bu suretle sanığın üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü;
1. Sanık hakkında aynı olaya yönelik olarak Amasya 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2016/317 Esas, 2016/576 Karar sayılı karar ile sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca 3 yıl 7 ay 22 … hapis cezası verilmesine yönelik karara ilişkin sanık müdafii tarafından yapılan istinaf isteminin incelenmesinde, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi’nin 2017/127 Esas, 2017/477 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aleyhe istinaf istemi bulunmadığından neticeten 3 yıl 7 ay 22 … hapis cezası ile cezalandırılmasına dair kararının sanık müdafii tarafından temyiz edildiği, dosyanın Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 2021/11596 Esas sayısında kayıtlı bulunduğu, henüz karar verilmediği anlaşılmıştır.
2.İlk derece mahkemesince sanığın atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu mağdura karşı birden fazla kez işlediği kabul edilerek cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü;
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünün, zincirleme suç hükümlerinin uygulama şartlarının oluşmadığı belirtilerek 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanmasına yönelik kısmın çıkartılması ve sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı belirtilerek aynı Kanun’un 35 … maddesi uyarınca 1/2 oranında indirim yapılması suretiyle düzeltilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A.Sanığın temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanık ile arasında olay öncesine dayalı husumeti bulunmayan mağdurenin aşamalardaki beyanlarına, tanık E.K.’nin sanık hakkında cinsel istismar suçundan yapılan yargılamanın aşamalarındaki beyanlarına, yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanığın mağduru olay öncesinde görmediğine ve atılı suçu işlemediğine yönelik temyiz nedenlerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz nedenlerinin incelenmesinde;
1. Sanığın mağdura yönelik 07.06.2016 tarihli ilk eyleminin mağduru kucağına oturtup, onu yanaklarından öpmesi ve mağdurun gitmek istemesi bırakması şeklinde olduğu ve sanığın mağduru hürriyetinden yoksun kılma eyleminin cinsel istismar eylemi ile sınırlı olduğu, bu sebeple sanığın mağdurun birden fazla kez hürriyetini kısıtlaması söz konusu olmadığından katılan Bakanlık vekilinin zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına yönelik temyiz talebi reddedilmiştir.
2. Sanığın, mağdura yönelik ikinci eyleminde mağduru yemek yemek için evlerine götürmek istediğini söyleyip kolundan tutması üzerine mağdurun da orada bulunan demirden tutunması ve o sırada olay yerinden geçen tanık E.K.’nin müdahalesi ve mağdurun ağlaması üzerine mağdur üzerinde tam bir hakimiyet kuramadan mağduru bıraktığı anlaşıldığından katılan Bakanlık vekilinin suçun tamamlandığına yönelik temyiz talebi reddedilmiştir.
3. 2019/6 Esas sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Hakkında Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bu Kanun kapsamına giren suçlarla ilgili olarak açılan ceza davalarında kovuşturma evresinde Mahkemelerince, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığını davadan haberdar etme zorunluluğu bulunmadığından, katılan Bakanlık vekilinin duruşmalara katılma ve iddia ve savunmalarını öne sürme haklarının engellenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna yönelik temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
4. Suçun işleniş şekli ve zamanı ile tüm dava dosyası içeriği gözetildiğinde, ilk derece mahkemesince … cezanın alt sınırdan belirlenmesine ilişkin gösterilen gerekçelerde, 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü ve 61 … maddelerine bir aykırılık bulunmadığından katılan Bakanlık vekilinin sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi ve takdiri indirim sebeplerinin uygulanmamasına gerektiğine yönelik temyiz taleplerinin reddine karar verilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 04.02.2019 tarihli ve 2018/3627 Esas, 2019/312 Karar sayılı kararında sanık ve katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Amasya 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.02.2023 tarihinde karar verildi.
(Karşı Oy)
(Karşı Oy)
KARŞI OY
… Çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık; ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmüne karşı yapılan istinaf başvurusunu inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi (BAM)’nin duruşma açmaksızın doğrudan hükmü değiştirmek suretiyle yazılı şekilde mahkumiyet kararı verip veremeyeceğine ilişkindir.
Uyuşmazlığın çözümü için, istinaf denetimine ilişkin normlar, hak arama özgürlüğü ile çelişmeli yargılama ilkesi ve istinaf denetiminin niteliği bakımından olmak üzere üç farklı perspektiften konuyu irdeleyerek gerekçelerimizi açıklayacağız.
1. İstinaf denetimine ilişkin normlar bakımından gerekçelerimiz;
İstinaf denetiminde BAM tarafından izlenecek olan “esastan incelenme usulü” konusunda ilk norm olan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280 … maddesinin kenar başlığı “Bölge Adliye Mahkemesinde inceleme ve kovuşturma” şeklindedir. Bu norm ayrıntılı olarak irdelendiğinde;
• Maddenin ilk fıkrasının (a bendinin ilk cümlesinde) “istinaf başvurusunun esastan reddine” karar verilebilecek durumlar,
• (a bendinin ikinci cümlesi ile b, c ve d bentlerinde) “hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine” karar verilebilecek haller,
• Aynı fıkranın (e ve f) bentlerinde ise hükmün bozulmasına karar verilebilecek haller … … belirtilmiş; bu haller dışında ise “…gerekli tedbirleri aldıktan sonra (…) davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verileceği” kuralına yer verilmiştir (5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrasının g bendi).
Kanun koyucu 5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesi ile istinaf incelemesinde yürütülecek inceleme ve kovuşturmanın adeta yol haritasını çıkarmıştır. Buna göre, istinaf denetiminde “duruşma açmaksızın” esastan ret, bozma ve düzelterek onama kararı dışında bir karar verebilmek için
“davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanması kararı” verilmelidir. Bu bağlamda, istinaf denetiminde bu yol haritası dışına çıkılması, kanuna ve dolayısıyla denetimin ruhuna aykırılık oluşturacaktır.
Uyuşmazlık konumuzun çekirdeğini oluşturan “hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine” verilebilecek haller yönünden 5271 sayılı Kanun 280 … maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi “Kanun’un 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer … ihlallerin varlığı hâlinde” ibaresiyle temyiz denetimine ilişkin bir norma atıf yapmıştır. Böylelikle, Yargıtay tarafından usul ekonomisi ilkesi çerçevesinde düzeltilerek onama kararı verilebilen bazı haller yönünden istinaf yolunda da aynı kararın verilebilmesine hukuken imkan tanınmıştır.
Temyiz kanun yoluna dair hükümler arasında yer … 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesinin kenar başlığı “Yargıtayca davanın esasına hükmedilecek hâller, hukuka aykırılığın düzeltilmesi” şeklindedir. Bu normun ilk fıkrasında “Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay tarafından davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığın da düzeltilebileceği” düzenlenmiştir. Bir diğer ifadeyle anılan norm ile iki ayrı duruma yer verilmiştir:
2. Hak arama özgürlüğü ile çelişmeli yargılama ilkesi bakımından gerekçelerimiz,
Günümüz ceza muhakemesinin demokratikliği en önemli niteliğidir. Bu vasfı gereği, ceza muhakemesinin tüm süjelerinin eşit şartlarda; aynı haklara sahip olarak muhakemeye katılmaları yargılamanın olmazsa olmazıdır. Muhakemede iddia ve savunma makamları kendi tezlerini ileri sürecek, bunların aleni celsede tartışılmasına yani çelişme ilkesinin hayata geçirilmesine hukuken imkan tanınacak ve yargılama makamını oluşturan hakim bunları vicdani kanaatine göre değerlendirerek kolektif şekilde hükme ulaşacaktır. Çelişmeli yargılama ilkesi ilk derece mahkemesinde yürütülen muhakemede olduğu gibi istinaf ve temyiz yolu denetiminde de geçerlidir. Bu yönüyledir ki, temyiz dilekçeleri karşı tarafa bildirilmekte, aynı şekilde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesi taraflara tebliğ edilmektedir. Bu bağlamda, bireysel iddia makamını oluşturan katılan tarafın iddia hakkını ileri süremeyeceği şekilde bir usulle istinaf mahkemesince hüküm kurulması (somut uyuşmazlıkta olduğu üzere duruşma açılmaksızın hüküm değiştirilerek mahkumiyet hükmü kurulması) çelişmeli yargılama ilkesine de temelden aykırılık oluşturacaktır.
İstinaf mahkemesince yürütülecek kovuşturma sonucunda … bir hüküm kurulmasının en önemli yönlerinden birisi bu surette çelişmeli yargılama ilkesinin hayata geçirilmesi suretiyle muhakeme süjelerinin kolektif faaliyetiyle hükme ulaşılmasıdır. Bu bağlamda, sanığın savunma hakkı yanında bir muhakeme süjesi olarak katılanın da aleni duruşmada iddialarını ileri sürme, savunma makamına karşı delil ileri sürme hakkının bulunduğu kuşkusuzdur. BAM, ilk derece mahkemesinde kurulan mahkumiyet hükmünü değiştirilerek yazılı şekilde başka bir mahkumiyet hükmü tesis ettiğinde duruşma açmamışsa muhakemenin … süjesi olarak sanık haklarını nerede ileri sürecektir? Sanığın savunma hakkını kullanamadığı bir usulün izlendiği, çelişmeli yargılama ilkesini hayata geçirmeyen böyle bir durumun ise, hak arama özgürlüğünü engelleyeceği kuşkusuzdur. Çelişmeli yargılama olmadan yürütülecek muhakeme ise ceza muhakemesinin demokratikliği ilkesine aykırılık oluşturacaktır.
3. İstinaf kanunyolunun niteliği bakımından gerekçelerimiz,
İstinaf kanunyolunun temyizden en önemli farkı BAM’nin duruşma açmak suretiyle “öğrenme muhakemesi” gerçekleştirebilmesidir. Temyiz denetimini gerçekleştiren “Yargıtay hakimlerinin hükmün hakimi olduğu” bu anlamda delil araçlarıyla doğrudan temas etme imkanlarının Esas No : 2021/16657
olmadığı ve kural olarak dava dosyası üzerinden yapılan temyiz denetiminin sınırlı bir denetim olduğu gerekçesiyle istinaf kanunyolunun ülkemiz bakımından önemli bir ihtiyaç olduğu sürekli vurgulanmıştır.
Temyiz denetiminde kural olarak sadece hukukilik denetimi yapılabildiği ve bu anlamda “hukuki meselenin çözümüyle doğrudan bağlantılı olmadıkça” maddi (fiili) meselenin denetiminin yapılamayacağı kabul edilmektedir. Gerçekten, fiili sorunun çözümü görevi, öğrenme muhakemesini gerçekleştiren, vicahilik ve doğrudan doğruyalık ilkeleri çerçevesinde delil araçlarıyla doğrudan temas ederek muhakemede vicdani kanaate ulaşacak ilk derece mahkemesi hakimi ile duruşma açarak denetim yapan istinaf mahkemesi hakimine aittir. Bu bağlamda, maddi meselenin de kanun yolunda incelenmesi gerektiği ve bunun da ancak istinaf denetimi yoluyla gerçekleştirilebileceği düşüncesi benimsenerek Ceza Adalet Sistemi ile istinaf mahkemelerinin kurulması kabul edilmiştir.
“Duruşma açmak suretiyle delil araçlarıyla doğrudan temas edebilen ve böylelikle öğrenme muhakemesi yoluyla maddi (fiili) meseleyi de denetleyerek daha etkin bir kanunyolu denetimi yapabilme kapasitesine ve yetkisine sahip bir kanunyolu sistemi oluşturma amacının” Bölge Adliye Mahkemeleri oluşturulmasının … gayesi olduğu kuşkusuzdur. Maddi meseleyi denetleyebilmenin yolu ise, “duruşma açmak suretiyle delil araçlarıyla doğrudan temas” edebilmektir. Duruşma açmak suretiyle, öğrenme muhakemesi yürütme yetkisine sahip kılındığı içindir ki istinaf mahkemelerine maddi meseleyi denetleme yetkisi verilmiştir. Buna dair gerçekleştirilen normatif çerçevenin de hep aynı amaç ve kurguya yönelmiş olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır. Kısacası 5271 sayılı Kanun ile, istinaf hakimine maddi meseleyi denetleme yetkisi tanınmasının sebebi; duruşma açarak delil araçlarıyla doğrudan temas etme böylelikle vicdani kanaate ulaşabilme yetkisine sahip kılındığı içindir.
Gerçekten, istinaf mahkemesinin denetim faaliyeti esnasında delil takdirine girişerek mahkumiyet hükmünü düzeltmek suretiyle farklı bir mahkumiyet hükmü kurması öğrenme muhakemesi yürütmeden bir diğer ifadeyle sadece dava dosyası üzerinden yapılacak bir incelemeyle nasıl mümkün olabilecektir? Ceza muhakemesi hukukunda delil araçlarıyla temas etmeyen bir hakimin öğrenme muhakemesi yapamayacağı bu anlamda maddi meseleyi denetleyemeyeceği kural olarak kabul edilmektedir. Bu kuralın istisnası, delil takdirine girişilmeksizin “derhal beraat kararı verilmesini gerektiren haller” olarak hem doktrin hem de Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarıyla kabul edilmektedir. Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın delil takdiri suretiyle beraat kararı vermesinin isabetli olmayacağı benimsenmektedir (…, Şeydi: Ceza Muhakemesinde İstinaf, Ankara 2020, s. 147). Bu itibarla, eğer istinaf mahkemesi hakimi ilk derece mahkemesi hakiminin delillerin takdiri sonucunda ulaştığı kanaatiyle ulaştığı netice (hüküm) konusunda şüpheye düşmüşse kendisi delil araçlarıyla doğrudan temas etmeli ve çelişme ilkesi çerçevesinde denetim muhakemesi yürüterek … bir hüküm vermelidir. Aksi durum yani, duruşma açmaksızın delillerle hiç temas etmeksizin maddi meseleyi değerlendirmeye girişmek, tabiri caizse keşif mahalline hiç gitmeyen hakimin keşif tutanağı düzenleyerek olay yerini değerlendirmesi gibi bir durum ortaya çıkaracaktır. Böyle bir durum ise ceza muhakemesinin … ilkeleri ile bağdaşmayacağı gibi istinaf kanun yolunun amacı ile mantığına da aykırılık oluşturacaktır.
Ezcümle, gerek istinaf denetimine dair normların ayrıntılı irdelenmesi gerekse uyuşmazlığa dair normların hak arama özgürlüğü ile çelişmeli yargılama ilkesi bakımından irdelenmesi çerçevesinde konuya bakıldığında, istinaf mahkemesinin duruşma açmaksızın yani öğrenme muhakemesi gerçekleştirmeksizin ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünü düzeltmek suretiyle başka bir mahkumiyet hükmü tesis etmesinin normatif olarak ve ceza muhakemesinin … ilkeleri
çerçevesinde bir dayanağı bulunmamaktadır. Kaldı ki böyle bir kabul istinaf mahkemesinin hayata geçirilme amacına, kuruluş mantığına ve temyiz mahkemesinden farklı niteliği ile işlevine de aykırılık oluşturacaktır.
Açıklanan gerekçelerle, … Çoğunluğun kararına katılamıyorum.23.02.2023
KARŞI OY
5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e),(f), (g) ve (h) bentlerinde yer … ihlallerin varlığı halinde, duruşma açılmaksızın esastan reddine karar verilebileceği, ancak bu kapsama girmeyen olayda aynı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi gereğince duruşma yapılarak karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle … çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmıyorum. 23.02.2023