YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/19106
KARAR NO : 2023/695
KARAR TARİHİ : 22.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 15.03.2016 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 268 … maddesinin birinci fıkrası atfı ile 267 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemi ile dava açılmıştır.
2. Adana 26. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.06.2016 tarihli kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 268 … maddesinin atfı ile 267 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi savunması alınmadan karar verildiğine ve kararın hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay tarihinde Cizre 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından aranan ve hakkında yakalama kararı bulunan sanık …’ın 73 ** **0 plakalı araç içinde seyir halinde olduğu ihbarı üzerine, belirtilen araç otobanda Toki mevkiinde durdurulmuştur.
2. Sanık kolluk güçlerine adının … olduğunu söyleyerek, bu şahıs adına düzenlenmiş bir sürücü belgesi ibraz etmiştir.
3. Sürücü belgesindeki fotoğraf ile benzememesi nedeniyle durumdan şüphe eden kolluk güçlerince yapılan parmak izi incelemesinde, parmak izinin … adına kayıtlı izle uyuşmadığı anlaşıldıktan sonra, sanık adının … olduğunu belirtmiştir.
4. Sanık resmi tutanakları … olarak imzalamamış ancak kolluk güçlerine, … olduğunu beyan etmiştir.
III. GEREKÇE
5237 sayılı Kanun’un 268 … maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi halinde 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen kimliği bildirmeme kabahati oluşur.
Somut olayda, ihbar üzerine durdurulan araçtaki sanığa kimlik belgesi sorulduğu, sanığın kendisini … olarak tanıttığı ve bir kimlik belgesi ibraz ettiği, yapılan araştırmada parmak izlerinin aynı olmadığı tespit edildikten sonra sanığın … kimliğini beyan ettiğinin anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun’un 268 … maddesinde düzenlenen “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” suçunun unsurlarının oluşmadığı gibi kolluk görevlilerine beyan edilen kimlik bilgilerine göre bir belgenin düzenlenmemesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 206 ıncı maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunun da oluşmadığı, sanığın eyleminin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen “kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak” kabahatini oluşturduğu, bunun da aynı maddeye göre idari yaptırımı gerektirdiği, ancak anılan Yasanın 20 … maddesinin ikinci fıkrasının c bendi uyarınca soruşturma zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğu, kabahat tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşılmış, sair temyiz sebepleri incelenmemiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 26. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.06.2016 tarihli ve 2016/230 Esas, 2016/495 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında 5326 sayılı Kanun’un 20 … maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi ve aynı Kanun’un 20 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.02.2023 tarihinde karar verildi.