YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12847
KARAR NO : 2023/620
KARAR TARİHİ : 06.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/94 E., 2022/151 K.
DAVA TARİHİ : 23.10.2015
HÜKÜM/KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki ihalenin feshi şikayeti nedeniyle yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir.
Kararın şikayetçi borçlu vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 13.04.2016 tarihli ve 2016/4621 Esas, 2016/10911 Karar sayılı kararı ile bozulmuş, Dairemizin 04.05.2017 tarihli ve 2016/30910 Esas, 2017/7144 Karar sayılı kararı ile karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin bozma kararının kaldırılmasına ve mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece bozma ilâmına direnilmiş ve bu kararın da şikayetçi borçlu vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizce bozma kararı yerinde bulunarak direnme kararı incelenmek üzere dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.03.2022 tarihli ve 2018/12-1063 Esas 2022/241 Karar sayılı ilâmı ile direnme kararının usulden bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; şikayetin kabulüne, ihalelerin feshine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmekle; Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı/ borçlu vekili dava dilekçesinde; sair fesih sebepleri ile birlikte, süresinde satış talep edilmediğinden hacizlerin düştüğünü ve ihale bedellerinin muhammen bedelin %50’si ve satış masraflarını karşılamadığını ileri sürerek iki adet taşınmaza ilişkin ihalenin feshine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı/ alacaklı vekili cevap dilekçesinde; ihalenin usul ve yasaya uygun olarak yapıldığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 16.12.2015 tarihli ve 2015/132 Esas, 2015/169 Karar sayılı kararı ile yapılan ihalenin usulüne uygun olduğu, satış öncesi işlemlere ilişkin şikayetlerin süresinde yapılmadığı, bu durumda ihalenin feshi davasında ileri sürülemeyeceği, satış ilanlarının tebliğinde usulsüzlüğün bulunmadığı, davacı tarafın kendi dışındaki hissedarlar ile ilgili tebligatların usulsüzlüğünü, kendi çıkarını etkileyemeyeceği için ileri süremeyeceği gerekçeleriyle şikayetin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Dairemizin 13.04.2016 tarihli ve 2016/4621 Esas, 2016/10911 Karar Sayılı kararı
“…
Somut olayda, satışa çıkarılan taşınmazların tamamının muhammen bedelleri toplamı 76.700,00 TL olup, 3.370,00 TL gazete ilan gideri, 535,00 TL kıymet takdiri gideri ve 170,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 4.075,00 TL satış masrafı yapılmıştır. Satışı yapılan … İli Ceyhan İlçesi Kıvrıklı Mah. 245 parsel sayılı taşınmazın muhammen bedeli 56.700.-TL olup, oranlama yapılması sureti ile söz konusu bu taşınmaza düşen satış masrafı 3.012,24 TL’dir. Taşınmazın muhammen bedelinin %50’si 28.350,00 TL, ihale bedeli ise 30.000.-TL olup, ihale bedelinin, muhammen bedelin %50’sine satış masraflarının ilave edilmesi ile oluşan miktarı karşılamadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece İİK’nun 129/1. maddesi uyarınca bu husus re’sen gözetilerek, 245 pasel yönünden ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken, anılan parseli de kapsar şekilde istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
Öte yandan, İİK’nun 134/2. maddesi uyarınca ihalenin feshi talebinin reddine karar verilmesi halinde, mahkeme davacıyı feshi istenilen ihale bedelinin yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. Yasanın bu hükmü emredici nitelikte olup kamu düzenine ilişkin bulunduğundan mahkemece re’sen uygulanmalıdır. Hukuk Genel Kurulu’nun 06.10.2004 tarih ve 2004/1-433 esas sayılı kararında da benimsendiği üzere kamu düzenine aykırılıkta aleyhe bozma ilkesi nazara alınamayacağından, satışı yapılan … ili Ceyhan ilçesi Hamitbey bucağı Mh. 187 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki ihalenin feshi istemi esastan reddedilmiş olup, mahkemece, anılan parselin ihale bedeli üzerinden davacı aleyhine para cezasına hükmedilmesi gerekirken, bu hususun gözardı edilerek olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi yasaya aykırı bulunmuştur.
” gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur.
B. Karar Düzeltme Talebi Üzerine Verilen Bozma Kararı
Dairemizin 04.05.2017 tarihli ve 2016/30910 Esas, 2017/7144 Karar Sayılı Kararı
“…
Her nekadar Dairemizin 13.4.2016 tarih ve 2016/4621 E., 2016/10911 K. sayılı bozma ilamında yer alan, şikayete konu 245 Parsel sayılı taşınmazın satış bedelinin İİK’nun 129. maddesine uygun olmadığından bahisle bu taşınmaz yönünden ihalenin feshi gerektiğine ilişkin gerekçesi yerinde ise de;…
Somut olayda, taşınmaza icra dosyasından 16.7.2013 tarihinde haciz şerhinin konulduğu, 27.7.2015 tarihinde alacaklının satış talebinde bulunduğu, 07.7.2015 tarihinde satış avansının dosyaya yatırıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda, yukarıda değinilen ilke ve kurallar göz önüne alındığında, alacaklının İİK’nun 106. ve 110. maddeleri hükmüne uygun olarak hacizden itibaren yasal bir yıllık süre içerisinde satış istemediği ve şikayete konu taşınmaz üzerindeki haczin düşmüş olduğu açıktır.
O halde, mahkemece, hacizler kalkmış bulunduğundan taşınmazların satışının gerçekleştirilmesinin usulsüz olduğu gözetilerek her iki taşınmaz yönünden de şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken, şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup, mahkeme kararının bu gerekçelerle bozulması gerekirken, bozma ilamının haczin İİK’nun 106 ve 110. maddeleri gereğince düştüğüne ilişkin iddia gözden kaçırılarak kaleme alındığı anlaşılmakla borçlunun karar düzeltme isteminin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.” gerekçesiyle bozma kararı kaldırılarak mahkeme kararı bozulmuştur.
C. Mahkemece Verilen Direnme Kararı
Mahkemenin 07.11.2017 tarihli ve 2017/149 Esas, 2017/167 Karar sayılı kararı ile; Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 13.04.2016 tarih ve 2016/4621 Esas 2016/10911 Karar sayılı bozma ilamına uyulmasına; Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 04.05.2017 tarih ve 2016/30910 Esas 2017/7144 Karar sayılı karar düzeltme ilamına karşı, her ne kadar karar düzeltme ilamında haciz konduktan sonra bir yıl içerisinde satış isteme süresinin dolduğu ve dolayısıyla haczin düştüğü gerekçesiyle ihalenin feshine karar verilmesi yönünde karar verilmiş ise de icra dosyasının incelenmesinde davalı tarafça Hamitbeybucağı Mahallesi 187 parsele 27.03.2015 tarihli haciz konulduğu, dolayısıyla bir yıllık sürenin dolmadığı gerekçesi ile direnilmesine karar verilerek davanın kısmen kabulü ile, Kıvrıklı Mahallesi 245 parsel sayılı taşınmaz yönünden yapılan ihalenin feshine, Hamitbeybucağı Mahallesi 187 parsel sayılı taşınmaz yönünden yapılan ihale için açılan davanın reddine, Hamitbeybucağı Mahallesi 187 parsel sayılı taşınmaz yönünden yapılan ihale bedelinin %10’una tekabül eden 1.360,00 TL para cezasının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Hukuk Genel Kurulu Kararı
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.03.2022 tarihli ve 2018/12-1063 Esas 2022/241 Karar sayılı ilâmı ile
“…Mahkemece ilk kararda;
“…1-) Davanın reddine, …4-) Davacının İİK. nun 134/2 maddesi gereğince ihale bedelinin %10’una tekabül eden 3.000,00 TL para cezası ile cezalandırılmasına, belirlenen miktarın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,…” karar verildiği,
Direnme kararında ise;
“…1-) Davanın kısmen kabulü ile Kıvrıklı Mahallesi 245 parsel sayılı taşınmaz yönünden yapılan ihalenin feshine, 2-) Hamitbeybucağı Mahallesi 187 parsel sayılı taşınmaz yönünden yapılan ihale için açılan davanın reddine, 3-) Hamitbeybucağı Mahallesi 187 parsel sayılı taşınmaz yönünden yapılan ihale bedelinin %10’una tekabül eden 1.360,00 TL para cezasının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,…” şeklinde hükme yer verildiği görülmektedir.
24. Mahkemece, Özel Dairenin 13.04.2016 tarihli ve 2016/4621 E., 2016/10911 K. sayılı bozma kararına uyulmasına karar verilmiş ise de belirtilen bozma kararı Özel Dairenin 04.05.2017 tarihli ve 2016/30910 E., 2017/7144 K. sayılı kararı ile kaldırılmış olup, kaldırılan bozma kararına uyulması mümkün değildir. 07.11.2017 tarihli duruşmada karar düzeltme aşamasında ortadan kalkmış olan Özel Dairenin 13.04.2016 tarihli ve 2016/4621 E., 2016/10911 K. sayılı bozma kararına uyulması hukukî sonuç doğurmaz.
25. Mahkemece, Özel Dairenin 04.05.2017 tarihli ve 2016/30910 E., 2017/7144 K. sayılı ihalenin feshi istemine konu her iki taşınmaz yönünden de hacizler kalkmış bulunduğundan taşınmazların satışlarının usulsüz olduğu gerekçesiyle şikâyetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesine ilişkin bozma kararına karşı direnilmesine karar verilmiştir. Bu hâlde mahkeme verilen direnme kararı ile bağlı olup, direnme kararından dönülerek 245 parsel nolu taşınmaz için ihalenin feshi yönünde yeni bir hüküm verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Mahkemece ilk kararda şikâyetin reddine karar verildiği hâlde, direnme kararında şikâyetin kısmen kabulüne karar verildiği dikkate alındığında usulüne uygun bir direnme kararının varlığından söz edilemez. Ayrıca ilk kararda ihalenin feshine konu 187 parsel yönünden davanın reddi yanında bir para cezasına hükmedilmemiş iken, direnme kararında para cezasına hükmedilmesi nedeniyle de direnme kararı usulüne uygun değildir.
Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının usulden BOZULMASINA,…” karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 28.09.2022 tarihli ve 2022/94 Esas 2022/151 Karar sayılı kararı ile; ihaleye konu Kıvrıklı Mahallesi 245 parsele ilişkin 56.700,00TL kıymet takdiri yapıldığı, ihale alıcısına 30.000,00 TL’ye ihalenin gerçekleştiği, böylece söz konusu İİK’nın 115.maddesine aykırı olarak satışın gerçekleştiği, Hamitbey Mahallesi 187 parsele ilişkin ise 16.07.2013 tarihinde haciz şerhinin konulduğu, satış talebinin süresi içinde istenilmediği gerekçesi ile Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2016/30910 Esas ve 2017/7144 Karar sayılı ilamı doğrultusunda, davanın kabulü ile Ceyhan İcra Müdürlüğünün 2013/2987 Esas sayılı takip dosyası kapsamında … İli, Ceyhan İlçesi, Kıvrıklı Mahallesi 245 ve … İli, Ceyhan İlçesi, Hamitbeybucağı 187 parsel yönünden 16.10.2015 tarihli ihalenin feshine karar verilmiştir.
VII. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı/ alacaklı vekili temyiz dilekçesinde; 245 parsel sayılı taşınmaz yönünden; satış masraflarının oranlama yolu ile paylaştırılmasının hatalı olduğunu, ihaleye çıkarılan iki adet taşınmaz için satış masraflarının eşit şekilde paylaştırıldığında satış bedelinin muhammen bedelin yarısı ve masrafları karşıladığını,187 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise, haczin 27.03.2015 tarihinde konulduğunu, 1 yıllık sürede satış talep edilerek satış avansının yatırıldığını, borçlunun zararı bulunmadığından ihalenin feshine karar verilemeyeceğini ileri sürerek Mahkeme kararının bozulması ve davacı aleyhine disiplin para cezasına hükmedilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, usul ve yasaya aykırı yapılan ihalenin feshi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 294 ve 297 inci maddeleri
İİK 134 üncü ve devamı madde hükümleri
3. Değerlendirme
1.Direnme kararları bir davayı sona erdiren temyizi mümkün olan (nihai) son kararlardandır. Direnme kararı ile mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Bu aşamada yapılması zorunlu iş, gerekçeli kararın direnme doğrultusunda yazılmasından ibarettir. Bu bakımdan direnme kararından dönme (rücu) mümkün değildir. Esasen ilamın tefhim edilen karara uygun yazılması kamu düzeni ile doğrudan ilgili temel kurallardandır. Nitekim bu kurala yasa koyucu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı HMK/HMK) 294. ve 297. maddeleriyle hayatiyet kazandırmıştır.
2. Gerçekten de HMK’nın 294. ve 297. (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) 381. ve 388. maddeleri) maddeleri emredici hükümlerden olup kamu düzeni amacı ile getirilmiştir. Bu madde hükümlerine göre kararların alenen tefhim edilmesi gerekir. Karar tefhim edildikten sonra bundan dönülerek yeni bir hüküm kurulamaz. Aksinin kabulü mahkemelere olan güveni sarsacağı için hiçbir suretle mümkün görülemez.
3. Bilindiği üzere, HMK’da (mülga 1086 sayılı HUMK) “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
4. Kazanılmış haklar hukuk devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
5. Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına karşı direnme kararı vermesi ile direnme kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK).
6. Burada hemen belirtmek gerekir ki, usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerektiği de gözden kaçırılmamalıdır.
7. Somut olayda, ihalenin feshi şikayetinin kısmen kabul kısmen reddine dair verilen direnme kararının davacı vekili tarafından temyizi üzerine Hukuk Genel Kurulu tarafından usule ilişkin bozma kararı verildiği, yeniden yapılan yargılama sonrasında mahkeme tarafından gerekçeli kararda Hukuk Genel Kurulu bozma ilamına uyulduğunun belirtilmesine karşın bu kararın gereği yerine getirilmeyerek davanın kabulüne, ihalelerin feshine karar verildiği, kararın davalı vekili tarafından esas yönünden temyiz edildiği anlaşılmıştır.
8.Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde; mahkemece direnme kararı verilmekle taraflar yönünden usulü kazanılmış hakkın doğduğunda kuşku ve duraksamaya yer olmamalıdır. Bu karardan dönülerek Dairemizin bozma kararına uyulması yasal olmadığı gibi, HMK’nın 373/7. ve 1086 sayılı HUMK’un 439/son maddeleri gereğince mahkemeleri bağlayıcı nitelikte bulunan Hukuk Genel Kurulunun usule ilişkin bozma ilamına aykırı karar verilmesi de usul ve yasaya aykırıdır.
9. Açıklanan nedenlerle, direnme kararı verildikten sonra söz konusu karar esas yönünden bozulmadan başka bir karar verilmesinin mümkün olmadığı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.03.2022 tarihli ve 2018/12-1063 E., 2022/241 K. sayılı kararında direnme kararının esas yönünden doğru veya yanlış olduğu yönünde bir inceleme yapılmadığı hususu göz önüne alındığında, mahkeme tarafından Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bozma kararında açıklandığı şekilde bir direnme kararı verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile direnme kararı esastan bozulmuş gibi yorumlanarak Dairemizin bozma kararının gereğini yerine getirecek şekilde araştırma ve inceleme yapıldıktan sonra davanın kabulüne dair karar vermesi hatalıdır.
9. Bu nedenlerle mahkemenin 28.09.2022 tarihli ve 2022/94 E., 2022/151 K. sayılı kararının açıklanan usuli nedenle bozulması gerekmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.10.2009 gün ve 2009/9-397 E., 2009/453 K.; 19.03.2008 gün ve 2008/15-278 E., 2008/254 K.; 22.06.2011 gün ve 2011/11-344 E., 436 K.; 29.02.2012 gün ve 2011/9-754 E., 2012/102 K.2020 (7)9-456 E.,2021/474 K. sayılı kararları).
VIII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince usulden BOZULMASINA,
Bozma kapsamına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
İlamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
06.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.