YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1483
KARAR NO : 2023/515
KARAR TARİHİ : 14.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Akseki Cumhuriyet Başsavcılığının 28.12.2010 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Kanun’un 271 … maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca sanık hakkında suç uydurma suçundan dava açılmıştır.
2. Akseki Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.03.2011 tarihli kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 271 … maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
3. Hükmün açıklanması geri bırakılan sanığın denetim süresinde suç işlemesi ile yapılan ihbar üzerine, Akseki Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.05.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında suç uydurma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 271 … maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunlukları hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, ilan tutanağı belgesindeki imzanın kendisine ait olmadığı, ekspertiz raporuna itirazının dikkate alınmadığı, ATK’dan rapor alınmadan karar verildiği, tanıklarla husumeti olmasa da şikayetçi olduğu şahısların tanık olarak dinlenmesinin usule aykırı olduğu, belgedeki imzayı inkar etmesini gerektiren bir neden olmadığı, cezalandırılmasının yasal dayanağı olmadığı, verilen cezanın seçenek cezalara çevrilmemesinin haksızlık olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, sanığın 19.03.2010 tarihli ilan tutanağını imzaladığı halde, başkaları tarafından sahte imzayla masada bulunan kaşesi de kullanılarak ilgili evrakın düzenlendiği iddiası ile işlenmediğini bildiği bir suçu, Cumhuriyet Başsavcılığına 26.08.2010 tarihli dilekçe ile suç duyurusunda bulunarak suç uydurma suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
2. Antalya Kriminal Polis Laboratuvarı 17.12.2010 tarihli Ekspertiz Raporu ile belgedeki Köy muhtarı adına atılı bulunan imza ile yazıların sanık …’in elinden çıktığının tespit edilmesi ile sanığın asılsız şikayette bulunduğu tespit edilmiştir.
3. Tanıklar Z.Ö. ve A.Ö. hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 28.12.2010 tarihinde ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
4. Tanıklar Z.Ö. ve A.Ö.’nün mahkeme huzurunda usule uygun alınan beyanlarında, sanığın evrakı kendisinin imzaladığından bahisle getirerek kendilerine de imzalattığını, ilan tutanağı ile ilgili köyde çıkan tartışmalar sonrası kendisinin atmış olduğu imzayı inkar ettiğini ifade etmişlerdir.
5. Hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanığın denetim süresi dolmadan Akseki Asliye Ceza Mahkemesi’nin 16.04.2016 tarih ve 2015/130 Esas sayılı ihbar yazısı ile sanığın 18.06.2015 tarihinde işlediği hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun’un 125 … maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları uyarınca kesinlik sınırında olan adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği bildirilmiştir.
IV. GEREKÇE
5237 sayılı Kanun’un 271 … maddesinde düzenlenen suç uydurma suçunun oluşabilmesi için failin işlenmediğini bildiği bir suçu yetkili makamlara işlenmiş gibi ihbar etmesi veya işlenmeyen bir suçun delil ya da emarelerini soruşturma yapılmasını sağlayacak biçimde uydurması gerekir. Uydurulan suçun isnat edildiği kişilerin belirlenebilir olması halinde ise 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinde düzenlenen iftira suçu oluşur.
Dosya kapsamına göre, sanık …’nin, köy azaları olan tanık A.Ö. ve Z.Ö. ile birlikte imza attığı ilan tutanağındaki imzanın kendisine ait olmadığı, sahte imza ve masasında bulunan kaşesinin kullanılarak adına evrak düzenlendiğinden bahisle şikayetçi olması şeklinde gerçekleşen olayda, ilgili evrakta köy azaları tanık A.Ö. ve Z.Ö.’nün de imzalarının bulunması nedeniyle haklarında resmi belgede sahtecilik suçundan soruşturma başlatıldığı ve alınan ekspertiz raporu ile sanığın kendi isminin altındaki imza ile ilgili evraktaki yazıların sanık el ürünü olduğunun tespit edilmesi ile haklarında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, suç isnat edilen kişilerin belirlenebilir olması ve haklarında soruşturma başlatılmış olması karşısında, eylemin 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen iftira suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde sanık hakkında suç uydurma suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Akseki Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.05.2016 tarihli ve 2016/117 Esas, 2016/201 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … ve 326 ncı maddelerinin son fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.02.2023 tarihinde karar verildi.