Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/7970 E. 2022/9507 K. 27.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7970
KARAR NO : 2022/9507
KARAR TARİHİ : 27.12.2022

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 15.06.2021 tarih ve 2015/292 E. – 2021/512 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl davada, davalıların maliki olduğu taşınmaz üzerinde müvekkil şirket lehine 20 yıl süreli intifa hakkı tesis edildiğini, intifa bedelinin tamamının peşin olarak ödendiğini, intifa hakkı süresince sözleşmenin devam edeceği inancıyla yatırımlar yapıldığını, Rekabet Kurulu Tebliğine göre davalılara peşin olarak ödenen ivaz bedelinin işlememiş sürelere tekabül eden güncelleştirilmiş 16.903,78 TL’nin ve davalılara ait akaryakıt istasyonunun mütemmim cüzü niteliğinde olan yatırım harcamalarının işlememiş sürelere tekabül eden güncelleştirilmiş kalan bakiyesi olan 15.550,84 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizinin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, müvekkilinin 1997 yılında yapılan akaryakıt ortaklığı ve sözleşmesi gereğince İstanbul İli, … İlçesi, …Mahallesi, 16412 parselde kayıtlı akaryakıt satış yeri ve müştemilatının işleticiliğini davalı şirkete devrettiğini, sözleşme gereğince müvekkiline davalı tarafından 200.000 USD faizsiz borç verildiğini buna karşılık müvekkilinin Yapı Kredi Bankası … Şubesi’ne ait 14.11.1997 tarihli 37.000,00 TL bedelli teminat mektubunu davalıya verdiğini, müvekkilinin almış olduğu borcu ödediğini, davalının talebi uyarınca güvence olarak uhdesinde tutulmak üzere 12.09.2007 tarihinde teminat mektubunun yenilenip davalıya verildiğini, ayrıca taraflar arasında yapılan akaryakıt alım satımları nedeniyle müvekkilinin aynı şubede bulunan hesabına ait iki adet çeki bedel ve tarih bulunmaksızın teminat olarak davalıya verdiğini, rekabet kurumu tarafından yayınlanan 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Muafiyet Tebliği gereğince 18.09.2010 tarihi sonrasında taraflar arasında akdedilen sözleşmenin münfesih olduğunu, bu aşamadan sonra tarafların yeniden anlaşma sağlayamaması üzerine müvekkilinin 23.9.2010 tarihinde başka bir şirketle bayilik sözleşmesi imzaladığını, müvekkilinin davalıdan istasyonda bulunan kendisine ait demirbaş niteliğindeki ekipmanları almasını istememesi üzerine davacının 52.550,84 TL bedelli fatura düzenleyip ekipmanların yıprandığından bahisle alacak talep ettiğini, müvekkilinin bunu kabul etmeyip 01.11.2010 tarihinde davalıyla olan tüm hesabını sıfırlayıp, borçlarını ödediğini, davalının 06.04.2012 tarihinde 37.000,00 TL bedelli teminat mektubunu paraya çevirdiğini, tüm ihtarlara rağmen teminat olarak verilen çekleri iade etmediğini, ayrıca istasyonda bulunan demirbaşları almayarak müvekkilinin çalışmasına engel olup müvekkilini zarara uğrattığını, müvekkilinin davalının anlaşmalı olduğu şirkete davalıya ait malzemeleri eksiksiz teslim ettiğini ileri sürerek, müvekkilinin davaya konu çeklerden dolayı borçlu bulunulmadığının tespiti ile çeklerin iptaline, 06.04.2012 tarihinde davalı tarafından çekilen 37.000,00 TL’nin ticari faizi ile istirdatına, davalının haksız eylemleri nedeniyle 18.09.2010 tarihinden sonra uğranılan gelir kaybının ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, asıl davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, asıl dava bakımından, dosyada mevcut 25/01/2011 tarihli tescil istem belgesinde, davacı yetkilisinin, intifa hakkının tamamının 13.700,00 TL bedel karşılığında terkin edildiğini beyan ettiği, bu beyandan, davalılar tarafından intifa terkin bedelinin davacıya ödendiği ve intifanın tapudan terkin edildiği anlaşıldığından intifa hakkına ilişkin talebin yerinde olmadığı, dosya kapsamındaki belgelerden, davalının, ariyet sözleşmesi gereğince devraldığı demirbaşları davacının müteahhidi olan Petroline isimli şirkete imza karşılığında teslim ettiği, söz konusu teslim fişlerinde teslim alınan malzemelerin hasarlı veya eksik olduğuna dair herhangi bir şerh de bulunmadığının görüldüğü, davacının iade aldığı yatırımlara yönelik olarak talepte bulunması mümkün olmadığı, davacının sabit yatırımlar olarak dava konusu ettiği işlerin, istasyonun faaliyete geçmesi ve/veya davacının şirket politikası kapsamında yapılması zorunlu olan teknik sair harcamalar olduğu, bu harcamalara ilişkin olarak dosyaya sunulan faturalar incelendiğinde; bunların davacıya müteahhitlik yapan firmaların sadece davalı istasyona yönelik değil tüm Türkiye genelindeki istasyonlara yönelik yapılan işlere ait faturalar olduğu, davacı şirketin ödeme onaylarının faturalara eklenmesinden ibaret olduğu, davacı tarafından inşaat işlerine yönelik yapının/imalatın ne olduğuna dair açıklamada bulunulmadığı, bu kapsamda; somut olayda, yapılan inşaat işlerine ait harcamaların açık olarak neler olduğunun tespit edilmesinin mümkün olmadığı, birleşen dava bakımından ise, davalının davaya konu teminat mektubunu sabit yatırım ve demirbaşlardan kaynaklı 52.550,84 TL alacağına mahsuben tazmin ettiğini savunduğu ancak yukarıda da tespit edildiği üzere davalının belirtilen hususlardan kaynaklı bir alacağı olmadığı gibi bayilik ilişkisi kapsamında da teminat mektubunun tazminini haklı kılan başka bir alacağı da bulunmadığı, teminat mektubunun haksız olarak tazmin edildiği, karşı davacı şirketin dilekçesinde belirttiği çekleri karşı tarafa teslim ettiğini ispatlayamadığı, gelir kaybı talebi bakımından ise harcı ikmal edilmek suretiyle usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığı gerekçesiyle, asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kısmen kabulü ile, 37.000,00TL’nin 06/04/2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davaya konu edilen 2 adet çek hakkındaki davanın reddine, gelir kaybı talebi bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı karşı davalı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, mümeyyiz B.P Petrolleri A.Ş. vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) 6100 sayılı HMK’nın “Bilirkişinin Görev Alanının Belirlenmesi” başlığını taşıyan 273. maddesine göre, mahkeme, bilirkişi görevlendirilmesine ilişkin kararında, inceleme konusunu bütün sınırlarıyla ve açıkça belirlemek ve cevaplanması istenilen soruları belirtmek zorundadır. Somut olayda, mahkemece, Yargıtay ( Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak taşınmaz başında bilirkişiler refakatiyle keşif yapılmış ise de, bilirkişi görevlendirilmesine ilişkin kararda, yukarıda belirtilen hususlara yer verilmemiş, yapılması gereken iş bilirkişi heyetine açıkça anlatılmamıştır. Bu nedenle, keşfe katılan bilirkişiler tarafından hazırlanan kök ve ek raporlar, bozma ilamında araştırılması gerektiği ifade edilen, davacı yanca iddia edilen kalıcı yatırımların taşımaz üzerinde yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise davalı yanca akdin feshinden sonra da ticaretine değer katacak bir şekilde kullanılıp kullanılmadığı hususları hakkında bir tespit ve gerekçe içermemektedir. Mahkemece bozma ilamında araştırılması gerektiği ifade edilen hususlar araştırılmaksızın dosya üzerinden hazırlanan 2. heyet raporuna dayalı olarak karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu itibarla, mahkemece, yukarıda belirtildiği şekilde görevlendirilen bilirkişi heyetinin refakate alınması suretiyle taşınmaz başında yeniden keşif yapılıp, bozma ilamında işaret edilen hususlar hakkında araştırma ve inceleme yapılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, uyulan bozma ilamının gereklerine riayet edilmeksizin eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, asıl ve birleşen davalarda verilen hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle B.P Petrolleri A.Ş. vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle B.P Petrolleri A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, asıl ve birleşen davalarda verilen hükmün mümeyyiz B.P Petrolleri A.Ş. yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacı karşı davalıya iadesine, 27.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.