YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/23124
KARAR NO : 2023/8812
KARAR TARİHİ : 16.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığının 25.01.2013 tarihli iddianamesiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) TCK 149/1-a, 53, 58 inci maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.06.2013 tarihli ve 2013/65 Esas, 2013/286 Karar sayılı kararı ile sanığın yağma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 148/1, 168/3, 62/1 inci maddeleri gereğince 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.06.2013 tarihli ve 2013/65 Esas, 2013/286 Karar sayılı hükmünün sanık ve o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 20.11.2017 tarihli ve 2014/10354 Esas, 2017/4698 Karar sayılı ilamı ile,
“.. Sanık … hakkında mağdur …’a yönelik yağma suçundan kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafisinin temyiz itirazının incelenmesinde; dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
a-)Sanığın, mağdura yönelik eyleminin bıçak çekmek suretiyle gerçekleştiği olayda, eylemin TCK’nın 149/1-a bendine uyduğu gözetilmeden, TCK’nın 148 inci maddesi gereğince yazılı şekilde hüküm kurulması,
b-)5271 sayılı Yasa’nın 150/3 üncü maddesi uyarınca, sanık …’ın savunmasını yapmak üzere zorunlu savunmanın görevlendirilmesi nedeniyle, savunmana ödenen avukatlık ücretinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı olarak, sanığa yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi,
c-)24.11.2015 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı ile TCK’nın 53 üncü maddesinde değişiklik yapıldığından yeniden takdiri lüzumu..”
Nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozma üzerine … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.04.2018 tarihli ve 2017/666 Esas, 2018/226 Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanunu’nun 149/1-a,168/3, 62/1 inci maddeleri gereğince 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
5. … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.04.2018 tarihli ve 2017/666 Esas, 2018/226 Karar sayılı hükmünün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 28.09.2020 tarihli ve 2018/2627 Esas, 2020/3040 Karar sayılı ilamı ile;
“Hüküm tarihinde sanık …’ın … Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olduğu anlaşılmakla, sanığın duruşmadan bağışık tutulma talebi bulunmadığı halde 05.04.2018 tarihli karar oturumunda hazır bulundurulmayarak yokluğunda hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle, 5271 sayılı CMK’nın 196 ıncı maddesine aykırı davranılması, böylece savunma hakkının kısıtlanması.. 5320 sayılı Yasanın 8/1 inci maddesi aracılığı ile 5271 sayılı CMK’nın 307 nci maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının korunmasına”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir
6. Bozma üzerine, … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.04.2021 tarihli ve 2020/269 Esas, 2021/201 Karar sayılı kararı ile “Hukuki Süreç” başlığındaki (4) nolu bentte belirtildiği gibi hüküm kurulmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri;
1. Farik ve mümeyyizlik raporunun usulüne uygun alınmadığına 5237 sayılı Kanun’un 32 nci maddesinin uygulanması gerektiğine,
2. Olayda bıçak kullanılmadığı ve zor unsuru olmadığından suç vasfının hatalı değerlendirildiğine,
3. Suça konu zararın soruşturma aşamasında giderildiğinin gözetilmediğine,
4. Değer azlığı nedeniyle indirim yapılması gerektiğine,
5. Vesaire
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Mağdurun suç tarihinde saat 16.30 sıralarında evine doğru giderken yanına gelen sanığın arama yapmak için mağdurdan cep telefonunu aldıktan sonra bir süre birlikte yürüdükleri bu sırada sanığın “seni burada öldürsem, kimin haberi olur, öyle değil mi” dediği ve akabinde de çıkardığı bıçağı mağdura doğru sallamak suretiyle “git buradan” diyerek tehdit ettiği ve cep telefonu ile olay yerinden ayrıldığı anlaşılmıştır.
2. Mağdurun olay sonrası sıcağı sıcağına alınan ifadesinde Olay ve Olgular bölümünün (1) nolu bendinde belirtildiği gibi beyanda bulunmuş, 16.04.2013 tarihli duruşmada zararın giderildiğine ilişkin dilekçesinde cep telefonunun okulların sömestr tatilinden 2-3 gün sonra getirip verdiklerini ve telefonun iade edildiği tarihte mahkemeye dilekçeyi sunduğunu, 15.02.2013 tarihinde zararının giderildiğini, şikâyetçi olmadığını beyan etmiştir.
3. Sanık soruşturma aşamasındaki ifadesinde, mağdurun telefonunu aldığını “seni burada öldürsem kim ne diyecek” dediğini ancak bıçak çekmediğini, mağdurun telefonunu tanımadığı bir kişiye sattığını beyan etmiştir.
4. Kolluk tarafından düzenlenen 23.01.2013 tarihli yakalama ve 23.01.2013 tarihli teşhis tutanakları dava dosyasında mevcuttur.
5. Mağdurun zararının tamamen giderildiğine ve şikayetçi olmadığına ilişkin 15.02.2013 havale tarihli dilekçe sunduğu anlaşılmıştır.
6. Sanık hakkında düzenlenen … Dr.Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 30.05.2013 tarihli sağlık kurulu raporunda sanığın ceza ehliyetinin tam olduğu TCK’nın 32/1 ve 32/2 nci maddelerinden yararlanamayacağı belirtilmiştir.
7. Suça konu cep telefonunun 315,00 TL değerinde olduğuna ilişkin 09.08.2012 tarihli fatura dosya içerisindedir.
8. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesinde, “mağdurun zararının soruşturma aşamasında karşılandığının anlaşılması nedeniyle, sanık hakkında TCK’nın 168/3 üncü madde ve fıkrasının 1 inci cümlesinin tatbiki gerekirken, zararın kovuşturma aşamasında kaldığı kabul edilerek yazılı şekilde uygulama yapılması” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Tebliğnamede Yer Alan Bozma İstemi Yönünden
İddianamenin 30.01.2013 tarihinde kabul edilerek 11.02.2013 tarihinde tensip zaptı düzenlendiği, mağdurun 16.04.2013 tarihli duruşmada cep telefonunun kendisine verildiği gün dilekçeyi sunduğunu ve 15.02.2013 tarihinde zararının giderildiğini beyan ettiği, ayrıca sömestr tatilinin 28.01.2013 ile 08.02.2013 tarihleri arasında olduğu dikkate alındığında, bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
B. Farik Ve Mümeyyizlik Raporunun Usulüne Uygun Alınmadığına, 5237 Sayılı Kanun’un 32 nci maddesinin Uygulanması Gerektiğine, Olayda Bıçak Kullanılmadığı ve Zor Unsuru Olmadığından Suç Vasfının Hatalı Değerlendirildiğine, Suça Konu Zararın Soruşturma Aşamasında Giderildiğinin Gözetilmediğine İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
Mağdurun olay sonrası sıcağı sıcağına alınan beyanı ile zararın giderilmesi hususundaki dilekçesi ve duruşma beyanları, sanığın tevil yollu ikrarı, teşhis tutanağı, kolluk yakalama tutanağı, cep telefonuna ilişkin fatura ve sanık hakkında düzenlenen hastane sağlık kurulu raporu, Hukuki Süreç başlığı altında (3) numaralı paragrafında yer verilen Yargıtay bozma ilâmı ile mahkemece gösterilen gerekçeye göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlendiğinden usul ve kanuna uygun olduğu kabul edilen hükümde temyiz sebepleri yönünden, hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Değer Azlığı Hükümlerinin Uygulanmasına Yönelik Temyiz Sebebi Yönünden
Sanığın işlediği nitelikli yağma suçuna konu cep telefonunun 09.08.2012 tarihli faturaya göre 315,00 TL olduğu, bu bakımdan suç tarihi itibari ile nitelikli yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin az olmadığı anlaşılmakla, 5237 sayılı kanun’un 150 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan değer azlığı hükümlerinin uygulanmaması yerinde olup değer azlığı hükümlerine yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiş olup hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
D. Vesaire İlişkin,
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, bozmaya uyulduğu, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.04.2021 tarihli ve 2020/269 Esas, 2021/201 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
16.02.2023 tarihinde karar verildi.