YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7070
KARAR NO : 2023/43
KARAR TARİHİ : 09.01.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs
HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık … müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.11.2019 tarihli ve 2018/245 Esas, 2019/538 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle, 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve sanık … yönünden buna ek olarak 58 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca tekerrüre karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 10.09.2020 tarihli ve 2020/1703 Esas, 2020/1640 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin ve katılan … vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Sanığın öldürme kastıyla hareket etmediği dikkate alınmadığından suç vasfının hatalı belirlendiğine,
2. Sanığın eylemini, 5237 sayılı Kanun’un 25 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında meşru savunma koşulları altında gerçekleştirdiğine,
İlişkindir.
B. Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Sanığın öldürme kastıyla hareket etmediği dikkate alınmadığından suç vasfının hatalı belirlendiğine,
2. Sanığın eylemini, 5237 sayılı Kanun’un 25 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında meşru savunma koşulları altında gerçekleştirdiğine,
3. Haksız tahrik indirim oranının yetersiz olduğuna,
4. Sanık hakkında ceza tayin edilirken teşebbüs hükmünden gerekçesiz şekilde üst sınıra yakın uygulama yapıldığına,
İlişkindir.
C. Sanıklar … ve … Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Katılanın adli tıp raporunun eksik inceleme nedeniyle hüküm kurmaya elverişsiz olduğuna,
2. Sanıklar arasında 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası anlamında iştirak bulunmadığına,
3. Sanık hakkında ceza tayin edilirken teşebbüs hükmünden gerekçesiz şekilde üst sınıra yakın uygulama yapıldığına,
4. Sanığın eylemini, 5237 sayılı Kanun’un 25 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında meşru savunma koşulları altında gerçekleştirdiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Katılan …’in, suç tarihinde eşi olan temyiz dışı katılan … ve arkadaşları olan tanıklar ….., ve ….., ile birlikte plaj bölgesine giderek eğlendiği, akşam saatlerinde geri dönüş yolunda sanıkların kamyonetlerini park ettikleri noktadan geçerken kamyonetin yol güzergâhında sağ şeride park edilmiş olması nedeniyle seyir halindeki aracının kornasına basmak suretiyle ikazda bulunduğu, katılanın, ikazına tepki olarak el kol hareketi yapan sanıkların, kendisine küfür ettiğini düşünen katılanın aracın yönünü değiştirip sanıkların bulunduğu bölgeye geri dönüp araçtan sallama tabir edilen bıçakla inerek sanıklara hitaben; ”Sen benim karıma küfür mü ettin?” demesi üzerine sanıklar Samet ve Kübülay ile aralarında başlayan münakaşanın kavgaya dönüştüğü, kavga anında sanıklardan…ve …’nın da araçtan çıkarak diğer sanıklar ……., ve ……,’ın yanında, ellerindeki silahtan sayılan çekiç ve bıçak ile kavgaya dahil olup katılana saldırdıkları, katılanın arkadaşı tanık M.H.’nin de katılanı saldırıdan kurtarmasına engel oldukları, sanıkların olay nedeniyle basit tıbbî müdahale ile giderilebilir şekilde yaralanmalarına karşın, katılanın kafasına aldığı çekiç darbeleri ve kesici delici alet yaraları nedeniyle başında ağır derecede kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanarak hayati tehlike geçirdiği, katılanın tamamen hareketsiz kalması üzerine sanıklardan ….,’ın; ”Öldü galiba” demesi üzerine katılanın olay yerinde hayatını kaybettiğini düşünerek sanık …’ın katılana ait araca tekme atarak görgü tespit tutanağına göre dikiz aynasını kırmasının ardından hep birlikte olay yerinden uzaklaştıkları anlaşılmıştır.
Sanıkların eylemlerinin hukuki değerlendirilmesi yönünden, tanık …..,. ve ….., ile katılanların hükme esas alınan anlatımlarına göre sanık …’ın elinde bıçakla katılana saldırması, katılanın yere düştükten sonra diğer sanıkların da ellerindeki suç aletleriyle vurmaya devam etmiş olmaları, katılan … ve tanıklara da müdahale ederek katılana yardım etmelerini engellemeleri, katılanın tüm bu darbeler nedeniyle kafasında çökme kırığı olup hayatî tehlike geçirmiş olmasının yanında
vücudunda çok sayıda kesici delici alet ile meydana geldiği anlaşılan kesi, sıyrık ve ekimoz mevcut olması, sanıkların, katılanı öldü sanıp aynı anda vurmayı bırakarak olay yerinden beraber kaçmaları nazara alındığında 5237 sayılı Kanun’nun 37 nci maddesi delaleti ile katılana karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçunu işledikleri kanaatine varılmakla buna göre uygulama yapıldığı belirlenmiştir.
Haksız tahrik yönünden, her ne kadar sanıklar, katılana hakaret etmediklerini savunmuşlar ise de; katılan ve temyiz dışı katılan …’ın, sanıkların aracından kendilerine küfür edildiğine dair uyumlu beyanları ve katılanın araçtan inip sanıklara eşine küfür edip etmediklerini sorduğunu beyan etmesi karşısında ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının tespit edilememesi nedeniyle, sanık lehine asgarî oranda haksız tahrik indirimi uygulanmasına karar verildiği tespit edilmiştir.
2. Sanıklar isnat edilen suçlamaları tamamen ikrar etmemiş olsa dahi aşamalarda karşılıklı kavga ortamı olduğunu kabul etmişlerdir.
3. Katılan … ve Nazan ile tanıklar M.H. M.H.’nin aşamalarda istikrarlı beyanları dava dosyasında bulunmaktadır.
4. … Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından tanzim edilen 29.05.2018 tarihli raporda;
”Saçlı deride 4-5 adet kanamalı sıyrık, sağ oksipito-parietal çökme kırığı, vertekste subgaleal hematom mevcut olup yaralanmasının yaşamını tehlikeye soktuğu, basit tıbbi müdahale ile giderilecek nitelikte olmadığı, vücudundaki kırıkların birden fazla olmaları nedeniyle skorlama yapılarak ağır (4) derece etkileyecek nitelikte olduğu,”
Görüşünü içerir adli muayene raporu dava dosyasında mevcuttur.
5. Soruşturma aşamasında kolluk kuvvetlerinde tanzim olunan, 30.04.2018 tarihli, canlı teşhis tutanağı ve aynı tarihli görgü tespit tutanağı dava dosyasında bulunmaktadır.
6. Sanık müdafii tarafından ibraz edilen CD’ye ilişkin görüntü çözümlemesini içeren 08.08.2015 tarihli bilirkişi raporu dava dosyasına eklenmiştir.
7. … Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü Parmak İzi Geliştirme Laboratuvarı Büro Amirliğince tanzim edilen 09.05.2018 tarihli uzmanlık raporu dava dosyasına eklenmiştir.
8. Sanıkların güncel adlî sicil kayıtları dava dosyasına eklenmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanıklar Müdafilerinin Suç Vasfına Yönelen Temyiz Sebepleri
Tanıkların ve katılanların aşamalarda istikrarlı ve özü değişmeyen beyanlarına göre sanık …’ın elinde bıçakla katılana saldırması, katılanın yere düştükten sonra diğer sanıkların da ellerindeki suç aletleriyle vurmaya devam etmiş olmaları, temyiz dışı katılan … ve tanıklara da müdahale ederek katılana yardım etmelerini engellemeleri, katılanın tüm bu darbeler nedeniyle kafasında çökme kırığı olup hayatî tehlike geçirmiş olmasının yanında vücudunda çok sayıda kesici delici alet ile meydana geldiği anlaşılan kesi, sıyrık ve ekimoz mevcut olması, sanıkların katılanı öldü sanarak aynı anda vurmayı bırakıp olay yerinden beraber kaçmaları nazara alındığında sanıkların eylemi sonlandırma sebebi ve şekli, suçta kullanılan aletlerin elverişliliği, hedef alınan vücut bölgeleri ve darbe sayısı, bir bütün hâlde göz önüne alındığında, sanıkların suça yönelmiş irade ve kastlarının öldürme fiiline yönelik olduğunun tespitiyle, eylemin kasten öldürmeye teşebbüs olarak kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Sanıklar Müdafilerinin Meşru Savunmaya Yönelen Temyiz Sebepleri
1. Sanıklar müdafilerinin meşru savunmaya yönelen temyiz sebepleri yönünden öncelikle, 5237 sayılı Kanun’un 25 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında yer verilen meşru savunma müessesesinin sınırlarının belirlenmesi gerekmektedir.
2. Meşru savunma, 5237 sayılı Kanun’un 25 inci maddesinin birinci fıkrasında;
“Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.”
Şeklinde bir hukuka uygunluk nedeni olarak düzenlenmiştir.
3. Bahse konu hüküm gereği meşru savunma kurumunun uygulanabilirliği için saldırının, korunmaya değer nitelikteki herhangi bir hakka yönelmiş olması yeterlidir.
4. Gerek öğretide gerekse yargısal kararlarda vurgulandığı üzere 5237 sayılı Kanun’un 25 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen ve hukuka uygunluk nedenlerinden birini oluşturan meşru savunma, hukuka aykırılığı ortadan kaldırmakta ve bu nedenle eylemi suç olmaktan çıkarmaktadır. Bir olayda meşru savunmanın oluştuğunun kabul edilebilmesi için saldırıya ve savunmaya ilişkin şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
a) Saldırıya ilişkin şartlar:
i) Bir saldırı bulunmalıdır.
ii) Bu saldırı haksız olmalıdır.
iii) Saldırı meşru savunma ile korunabilecek bir hakka yönelik olmalıdır. Bu hakkın, kişinin kendisine veya bir başkasına ait olması arasında fark yoktur.
iv) Saldırı ile savunma eş zamanlı bulunmalıdır.
b) Savunmaya ilişkin şartlar:
i) Savunma zorunlu olmalıdır. Zorunluluk ile kastedilen husus, failin kendisine veya başkasına ait bir hakkı koruyabilmesi için savunmadan başka imkânının bulunmamasıdır.
ii) Savunma saldırana karşı olmalıdır.
iii) Saldırı ile savunma arasında oran bulunmalıdır.
5. Olayın meşru savunma içerisinde gerçekleşip gerçekleşmediğini anlamak için saldırıya ilişkin şartların yanında savunmaya ilişkin de şartların oluşması gerekmektedir. Savunmada zorunluluk bulunsa da savunmanın saldın ile orantılı olması gerekir. Bu orantılılık belirlenirken saldınnın yer ve zamanı, saldıran kişinin o anki durumu savunmada bulunan buna uygun bir tepki verip vermediği değerlendirilmelidir.
6. Bu açıklamalar kapsamında somut olay irdelendiğinde; sanıkların, alınan adlî raporlara göre yaşanan arbede esnasında savunma kesisi olarak değerlendirilebilecek nitelikte ve basit tıbbî müdahale ile iyileşecek şekilde yaralandıkları, sanık …’ın adlî muayene raporunda ise darp ve cebir izine rastlanmadığının belirtildiği, hükme esas alınan beyanları kapsamında katılan … ile birlikte olan eşi ve arkadaşlarının kavgaya dahil olmadıkları düşünülürse sanıkların, olay anında tek kişi olan katılana çekiç ve bıçaklar ile saldırarak ”baş bölgesinde çok sayıda kanamalı sıyrık, yapılan skorlamada hayati fonksiyonlarını ağır derecede etkileyen birden fazla çökme kırığı ve vertekste subgaleal hematom mevcut olup hayati tehlike geçirmesine sebep olacak şekilde” yaraladıkları, kısa süre sonra tanıkların ve inceleme dışı katılan …’ın müdahalede bulunamamasına karşın etkisiz hale getirilmiş olan katılan …’e vurmaya devam ettikleri, sanıklardan Murat’ın katılanın hareketsiz kalışını fark ederek ölmüş olabileceğini söylemesi üzerine eylemlerine son verdikleri anlaşıldığından sanıkların eylemlerinin, gerçekleşen bir saldırıyı def etmek zorunluluğu ile meydana gelmediği anlaşıldığından, koşulları oluşmayan meşru savunma hükümlerinin uygulanmamasında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
C. Sanık … Müdafiinin Haksız Tahrike Yönelen Temyiz Sebepleri
Mahkemece ilk haksız hareketin hangi taraftan kaynaklandığının tespit edilememesi nedeniyle sanıklar lehine asgari oranda haksız tahrik uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
D. Sanıklar … ve … Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Eksik İnceleme Yönünden
Sanıkların tevilli ikrarı katılan, temyiz dışı katılan ve tanıkların beyanları ile adlî muayene raporları karşısında Mahkemece dava dosyasının tekemmül ettirilmesi neticesinde sanıkların eyleminin sübuta erdiği kabul edilerek haklarında mahkûmiyet hükümleri tesis edilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. İştirak İradesi Yönünden
Ani gelişen olayda katılanın sanıklar Samet ve Kübülay ile münakaşa yaşadıkları esnada sanıklar…ve …’nın da başından itibaren araçtan bıçak ve çekiç ile inerek kavgaya dahil oldukları, katılan ve tanık beyanlarına göre katılana birlikte saldırdıkları, anılan hususu teyit eder şekilde katılanın vücudunun çeşitli yerlerinde çok sayıda kırık, sıyrık, kanama ve ekimoz bulunduğu, katılanın aldığı darbelerin etkisi ile yere hareketsiz kaldığını görünce de öldü zannederek olay mahallinden yine hep birlikte kaçtıkları tespit edilmiş olup sanıkların suça konu olayda iştirak iradesiyle hareket ettiklerini gösterir dosya kapsamında pek çok delil mevcut olduğu, olay sırasındaki ve olaydan sonraki tutum ve davranışlarıyla fikir ve irade birliği içinde hareket edip eylem üzerinde müşterek hakimiyet kurmak suretiyle kasten öldürmeye teşebbüs suçuna 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 37 inci maddesi kapsamında katıldıkları anlaşıldığından hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
E. Sanıklar … ve … Müdafii ile Sanık … Müdafiinin Teşebbüs İndirimine Yönelen Temyiz Sebepleri,
Sanıkların, bıçaklar ve çekiç kullanarak katılanı darp etmesi sonucu, katılanın alınan adli tıp raporuna göre; “Kafa sağ parietal bölgede kesici, ezici alet yaralanması, sol parietal kemikte 3 cm çapında hayat fonksiyonlarını ağır (4) derecede etkileyen çökme kırığı oluşacak, yaşamını tehlikeye sokacak ve basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ölçüde” yaralandığı olayda, meydana gelen netice ve suç yolunda alınan mesafe gözetilerek, 5237 sayılı Kanun’un 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngören 35 inci maddesinin uygulanması sırasında Mahkemece 12 yıl hapis cezası takdir edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 10.09.2020 tarihli ve 2020/1703 Esas, 2020/1640 Karar sayılı kararında öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.01.2023 tarihinde karar verildi.