YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/1502
KARAR NO : 2008/4267
KARAR TARİHİ : 24.09.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda: Davanın kabulüne ilişkin Şişli 4. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 18.12.2007 gün ve 2007/130-2007/506 sayılı hükmün duruşma yapılması isteğiyle Yargıtay’ca incelenmesi Davalı… vekili tarafından istenilmiş olmakla işin duruşmaya tabi olduğu belirlendikten sonra 23.9.2008 Salı günü için taraflara gönderilen çağrı kağıdı üzerine hükmü temyiz eden davalı … vekili Av. ……., geldi, diğer davalı … vekili gelmedi, davacı … ve Danışmanlık San. ve Tic. A.Ş. vekili Av. Şenol Kumil’in hazır oldukları anlaşılmakla duruşmaya başlandı, temyiz isteğinin süresinde olduğu tesbit edilmekle hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, davalılardan …’ın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcunu karşılayacak haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kendisine ait taşınmazları düşük bir bedelle ve mali durumunun kötü olduğunu bilen diğer davalı…’e sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalılardan… taşınmazların ipotekli ve hacizli olarak satın alındığını, haciz ve ipotek alacaklılarının alacağının kendileri tarafından ödendiğini, iyi niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, diğer davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılardan… vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davalı 3. kişi …’in tasarrufa konu taşınmazları gerçek değerinin altında bir bedelle satın aldığı ve aynı zaman da taşınmaz üzerinde birden çok takip ve haciz bulunduğu düşüncesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak varılan sonuç dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Dosya kapsamından anlaşıldığı gibi satın alan davalı… taşınmazların üzerindeki hacizlerin ödemesini yapmıştır. Fortis Bank’ın 13.11.2006 tarihli yazısında ifade edildiği gibi 21.12.2004 tarihinde …Uluslararası İş Bilgi Yönetim Sistemleri A.Ş. adına 0128334 nolu çek ile 45.000 USD ve 01283335 nolu çek ile 20.000 USD bloke çekler ile, 14.12.2004 tarihinde SSK İl Müdürlüğü adına 1173005 nolu çek ile 306.000 YTL bloke çek ile 13.12.2004 tarihinde SSK Pendik Sigorte Müdürlüğü adına 1173004 nolu çek ile 27.100 bloke çek ile 13.12.2004 tarihinde Hacı Aydın Çevik adına 0128333 nolu çek ile 227.777 USD bloke çek ile ödeme yapılmıştır. 15.12.2004 tarihinde KUK Teknoloji Ürünleri ve Ticaret A.Ş.’ye 1320 nolu fiş ile 250.000 EURO havale yapmıştır. Taraf beyanları ile icra dosyalarındaki yazılardan taşınmazlar üzerindeki hacizlerin vaki ödemeler nedeniyle kaldırıldığıda anlaşılmaktadır. Mahkemece taşınmazların gerçek değerlerinin altında bir değerle satın alındığı düşünülmüş ise de bahsi geçen ödemeler ve bu konudaki 17.12.2007 tarihli bilirkişi raporundaki değerlendirmeler dikkate alındığında taşınmazın gerçek değerinin altında satıldığının kabulü mümkün değildir. Mahkemece satın alan …’nin satıcı …’nin mali durumunu tapudaki haciz ve ipotek kayıtlarından bilebileceği hükme gerekçe olarak kabul edilmiştir. İİK’nun 280. maddesinde “borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesinin gerektiği hallerde tasarruf iptal edilebileceği” düzenlenmiştir. Satın alan kişi somut olayda borçlunun mali durumunu öğrenmiş, tapu kayıtlarındaki gösterilen takiplerin bedelini ödemiş, haciz ve ipoteklerin kaldırılmasını sağlamıştır. Ancak bu davaya konu alacağın haczine tapu kayıtlarında rastlanılmadığı anlaşılmaktadır.
Satın alan kişinin tapuya şerh verilmeyen başka takip ve alacakların bulunduğunu bilip bilemiyeceği belli olan bir durum değildir. Mahkemenin bu konudaki düşüncesi açıklanan nedenle hükme yeterli kabul edilmemiştir. Satın alan davalının tapu kayıtlarından bilgi edinme için uğraştığınıda dinlenen tanıklar ifade etmişlerdir. Davacı taraf dava konusu ile ilgili haczin tapu kayıtlarına işlenmesi için yazı yazdıklarını beyan etmişlerdir. Bahsi geçen haczin tasarrufa konu taşınmazların kaydı üzerine istenmediği beyan edilmektedir. Bu konuda da Tapu Sicil Müdürlüğünün ilgili personeli hakkında soruşturma istedikleri alacaklı tarafça bildirilmektedir. Bu durumda varsa soruşturma ile ilgili evrak veya dosyanında getirtilerek incelenmesi, diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerekir. Davalı… vekilinin yukarıda açıklanan nedenlerle ilgili temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 550 YTL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı…’e verilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı…’e geri verilmesine 24.9.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.