Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/468 E. 2023/194 K. 23.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/468
KARAR NO : 2023/194
KARAR TARİHİ : 23.01.2023

iNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2140 E., 2021/2179 K.
DAVA TARİHİ : 17.09.2021
HÜKÜM : Esastan Reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/1493 E., 2018/898 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ile davalı arasındaki sözleşme uyarınca davalının
fabrika inşa ederek müvekkiline teslim ve mülkiyeti devir yükümlülüğü altına girdiğini, avans olarak
davalıya 100.000,00 TL ödeme yapıldığını, ancak kararlaştırılan tarihte fabrikanın tesliminin
gerçekleşmediğini, ihtarname ile sözleşmenin feshedilerek ödenen avansın iadesinin talep edildiğini,
yapılan araştırma neticesinde yapı inşa edilecek taşınmazın malikinin de İTOB Organize Sanayi Bölgesi
olduğunun öğrenildiğini, davalının tasarruf yetkisi bulunmayan taşınmaz üzerine yapılan yapıyı devir
yükümlülüğü altına girmesinin hukuken mümkün olmadığını davanın kabulü ile avans olarak ödenen
bedelin yasal faizi ile iadesini, talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı arasında eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğunu,
sözleşme uyarınca müvekkilinin yükümlülüğünün yapının, yapı kullanma izin belgesine başvuruda
bulunmaya hazır hale getirilerek teslim edilmesi olduğunu, teslim süresinin uzamasının nedeninin
davacının ek talepleri olduğunu, sözleşmenin davacı tarafça haksız olarak feshedildiğini, 24/04/2016
tarihli ihtarnameleri ile yapının teslime hazır ve yapı kullanma izin belgesi alabilecek durumda
olduğunun belirtildiğini, davacının basiretli tacir olarak satışın nasıl olacağını bildiğini, haksız fesihten
kaynaklanan alacaklarını saklı tuttuklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı arasındaimzalanan
sözleşmenin mülkiyet devrini ihtiva etmesi nedeni ile resmi şekil şartına uygun olarak yapılması
gerekirken şekle uygun yapılmayan sözleşmenin geçersiz olduğu, yapı inşa edilecek taşınmazın dava dışı
İTOB Organize Sanayi Bölgesi mülkiyetinde olduğu ve dava dışı üçüncü kişiye tahsisli olduğu
belirtilerek geçersiz sözleşme nedeni ile tarafların aldıklarını geri vermekle yükümlü oldukları
belirtilerek 100.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline,
davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf
başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili; sözleşmede davalının görevinin açıkça tanımlandığını , yapının imal edilerek, yapı
kullanma izin belgesine başvurmaya hazır hale getirilmesiyle sınırlandırıldığını, taşınmazın arsa devrini
davalı şirketin yapmayacağını, davalının yalnızca sözleşmede yer alan tarafların yüklenicisi olduğunu,
davalı şirketin taşınmazın arsasının da satışına dair verdiği bir taahhüt bulunmadığını, sözleşmenin
yalnızca fabrika binalarının yapımını kapsadığı ve eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu, geçerli bir
sözleşme olduğundan davacının isteminin reddi gerektiğini , sözleşmenin geçersiz hükümlerine rağmen
diğer hükümleri itibarıyla taraflar arasında eser sözleşmesi kurulduğu anlaşılabiliyor ise tarafların hak ve
yükümlülüklerinin bu sözleşmeye göre belirlenmesi gerektiğini , davalının ediminin reddolunmayacak
seviyeye geldiğini , bu aşamada sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülmesinin hakkın kötüye
kullanılması niteliğinde olduğundan bahisle, İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve
davanın reddine karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin
kusurlu sonraki ifa imkansızlığı nedeni ile sona erdiği, sözleşme gereğince ödenen miktarın bu kapsamda
iadesi gerekeceği belirtilerek incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas bakımından hukuka
uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz
isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; Müvekkili ile davacı arasında eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğunu, sözleşme uyarınca
müvekkilinin yükümlülüğünün yapının, yapı kullanma izin belgesine başvuruda bulunmaya hazır hale
getirilerek teslim edilmesi olduğunu, teslim süresinin uzamasının nedeninin davacının ek talepleri
olduğunu, sözleşmenin davacı tarafça haksız olarak feshedildiğini, 24/04/2016 tarihli ihtarnameleri ile
yapının teslime hazır ve yapı kullanma izin belgesi alabilecek durumda olduğunun belirtildiğini,
taşınmazın devrinin müvekkilince üstlenilmediğini, yalnızca yapı yüklenicisi konumunda olduklarını,
davacının basiretli tacir olarak taşınmaz satışının hangi usulde yapılacağını bilmesi gerektiğini, taraflar
arasındaki sözleşmede yer alan taşınmazın devrine ilişkin hükümlerin geçersizliğinden söz edilse de
eserin yapımına ilişkin hükümlerin geçerli olduğunu, davacının teslimden imtina ettiğini, haksız fesihten
kaynaklanan alacaklarını saklı tuttuklarını, kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olup olmadığı, geçerli olması halinde davacının
feshinin haklı olup olmadığı, davacının sözleşmeden kaynaklı bir alacağı bulunup bulunmadığı
hususundadır.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası
ile 371 inci maddesi.

2. 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin ilgili kısmı şu şekildedir:
“…

b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak;
1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde
başvurunun esastan reddine,

2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden
yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise
düzelterek yeniden esas hakkında,

3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların
tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında,
duruşma yapılmadan karar verilir.”

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde
yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesine göre bölge adliye mahkemesi davanın esası ile ilgili olarak
üç türlü karar verebilir. Bunlardan ilki, başvurunun esastan reddi; ikincisi yargılamada eksiklik
bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına
ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas
hakkında; üçüncüsü ise yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte
ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında karar
vermektir. Kanun hükmü, başvurunun esastan reddi ile aynı anda yeniden esas hakkında veya düzelterek
yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına imkân tanımamaktadır. Diğer taraftan 6100 sayılı Kanun’un
“İncelemenin kapsamı” başlıklı 355 inci maddesine göre bölge adliye mahkemesi, istinaf sebepleri ile
bağlı ise de kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetebilir. Ancak anılan düzenleme
tamamen incelemenin kapsamına ilişkin olup bölge adliye mahkemelerince 353 üncü madde gereğince
kurulacak hükmün şekline etkili değildir. Bu bakımdan bölge adliye mahkemesince, istinaf dilekçesinde
ileri sürülen istinaf sebepleri ile kamu düzenine aykırılık hâlleri bakımından ayrım yapılarak Kanun’da
yer verilmeyen şekilde hüküm kurulması mümkün değildir. Kaldı ki kamu düzenine aykırılık
bakımından bir inceleme yapılabilmesi de istinaf başvurusunun kabulüne bağlıdır. Örneğin 6100 sayılı
Kanun’un “Ön inceleme” başlıklı 352 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde “başvuru
sebeplerinin veya gerekçesinin gösterilmemesi” hâline yer verilmiştir. Bu hâlde bölge adliye
mahkemesince 353 üncü madde gereğince sadece kamu düzenine aykırılık bağlamında inceleme
yapıldıktan sonra yine başvurunun esastan reddine veya kabulüne karar verilerek hüküm kurulmaktadır.

3. Belirtilen sebeplerle taraflardan birinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepler ve kamu düzenine
aykırılık bakımından yapılacak incelemenin sonucunda, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasını yahut
düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmasını gerektiren bir hâl tespit edildiği takdirde artık
istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilemez.

4. Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesince; sadece davalı tarafın istinaf başvurusu üzerine yapılan
inceleme neticesinde, ilk derece mahkemesinin gerekçesinden farklı olarak taraflar arasındaki
sözleşmenin kusurlu sonraki ifa imkansızlığı nedeni ile sona erdiği, sözleşme gereğince ödenen miktarın
bu kapsamda iadesinin gerekeceği belirtilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 sayılı
Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine
karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda belirtildiği üzere 6100 sayılı Kanun’un
353/1-b-2 maddesi gereği, kararın gerekçesinde hata edilmiş ise istinaf başvurusunun kabulü ve yerel
mahkeme kararının kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekirken, istinaf
başvurusunun esastan reddi ile ilk derece mahkemesinin gerekçesinin değiştirilerek hüküm kurulması
yukarıda açıklanan Kanun hükümlerine açıkça aykırı olup karar bu yönüyle hatalı olmuştur. Bozma
nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar
verilmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.