YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/19379
KARAR NO : 2023/649
KARAR TARİHİ : 21.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 19.01.2015 tarihli iddianamesiyle, sanık hakkında iftira suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. İzmir 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.04.2016 tarihli kararı ile, sanığın atılı suçtan, suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesi ile beraatine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği, suçun sabit olduğuna ve sabit olan suç nedeniyle hükmedilen vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, sanığın Cumhuriyet Başsavcılığına müracaatında, katılan hakkında resmi evrakta sahtecilik yaptığını beyan etmek suretiyle iftira ettiği iddiasına ilişkindir.
2. Sanığın, 27.08.2014 tarihli dilekçesinde, ” … Fiat teklif kağıdım ve imza kısmı fotokopi çekilerek kullanılmıştır. Böyle bir borcum yoktur. Evrakta sahtecilik yapılarak borçlandırılmaya çalışan …’dan şikayetçiyim.” ibareleri yer almaktadır. Sanık, şikayetine konu soruşturma kapsamında verdiği 09.12.2014 tarihli ifadesinde özetle; katılanın çektiği tüketici kredisine karşılık 48 adet 350,00 TL’lik senet düzenlediklerini, sadece iki senedi ödeyemediğini, katılanın kredi kartını kullanmadığını, 15.000,00 TL elden para alıp da belge vermediğini, apartmanların ilaçlanması ile ilgili verdiği teklif mektubundaki yazılar kapatılarak fotokopi çekilmek suretiyle borçlandırıldığını düşündüğünü beyan ederek şikayette bulunmuştur.
3. İzmir 8. İcra Müdürlüğü’nün 2014/6871 Esas sayılı dosyasında, alacaklısı …, borçlusu … olan, 15.06.2009 düzenleme tarihli tutanak kapsamında 15.000,00 TL asıl alacağın tahsili amacıyla icra takibi yapıldığı görülmüştür.
4. Suça konu 15.06.2009 düzenleme tarihli “… İlaçlama” başlıklı tutanakta, “…’dan 24.09.2009 tarihinde ödenmek üzere 10.000,00 TL (OnbinTürklirası) 10.12.2009 tarihinde ödenmek üzere 5.000,00 TL (Beşbin Türklirası) aldım.” şeklinde ibarelerin bulunup, tutanak altında sanığa atfen atılı imza ve kaşenin bulunduğu tespit edilmiştir.
5. Katılan aşamalarda, sanığa kredi kartını verdiğini ve sanık adına bireysel kredi çektiğini, krediye karşılık olarak 48 ay vadeli senet imzaladıklarını, borcun bir kısmının ödendiğini, kalan kısma karşılık olarak … … tarafından verilen belgeyi icra takibine koyduğunu beyan etmiştir.
6. Kollukta bilgisine başvurulan ve İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/41 Esas sayılı dosyasında dinlenilen … …, eşinin adına kağıt imzalayıp katılana vermediğini beyan etmiştir.
7. İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nün 07.01.2015 tarihli, BLG-15-00047 sayılı raporunda, inceleme konusu belgede … adına atılı bulunan imzanın, …, … … ve … … ürünü olduğunu gösterir nitelikte ve yeterlikte uygun kaligrafik bulguların tespit edilemediği belirtilmiştir.
8. İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesinin 02.10.2015 tarihli, 7931 sayılı raporunda, söz konusu imzanın kuvvetle muhtemelen …’in … ürünü olduğu ifade edilmiştir.
9. İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.11.2015 tarihli, 2015/41 Esas, 2015/377 Karar sayılı kararı ile katılan hakkında “… belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık” suçlarından açılan davada, dava konusu belgenin sanık tarafından imzalanması nedeniyle, katılanın atılı suçları işlemediğinin sabit olduğu gerekçesi ile beraatine karar verilmiş ve sanık hakkında “iftira” suçundan suç duyurusunda bulunulmuştur.
10. İzmir 5. Asliye Ceza Mahkemesi, temyiz incelemesine konu 11.04.2016 tarihli kararında, “sanık …’nın müracaatında, belge üzerindeki imzayı inkar etmeyip, borç belgesinin oluşturulma şekli konusunda şikayette bulunduğu, 15.000,00 TL’lik borç belgesinin mutat yöntemlere aykırı bir biçimde, antetli kağıdın üst tarafının bilgisayar vasıtasıyla doldurulduğu ve yaklaşık 10 (santimetre) cm’lik bir
açıklık bulundurularak sağ alt köşeye yakın bir yere imza atıldığı” gerekçeleriyle, sanık hakkında iftira suçundan beraat kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekir. Sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde, olaylar ve olgular bölümünde ayrıntılı açıklanan deliller, sanığın şikayetinin içeriği itibariyle imza inkarı mahiyetinde bulunmayıp, belgenin oluşumuna ilişkin olması ve tüm dava dosyası kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, olayın oluş şekli itibarıyla sanığın fiilinin, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyetin Anayasanın 74 üncü maddesinde düzenlenen anayasal şikayet hakkını kullanma niteliğinde bulunduğu değerlendirilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2. Sanık hakkında suçun yasal unsurları oluşmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararında uygulama maddesinin gösterilmeyerek, 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması hukuka aykırı görülmüş ise de; bu hususun 1412 sayılı Kanun’un 322 nci maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde iki numaralı bentte açıklanan nedenle İzmir 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.04.2016 tarihli kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında; “… yasal unsurları oluşamayacağından atılı suçtan” ibaresinden sonra gelmek üzere “5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğnameye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.02.2023 tarihinde karar verildi.