Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/13 E. 2023/310 K. 30.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13
KARAR NO : 2023/310
KARAR TARİHİ : 30.01.2023

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2112 E., 2021/2536 K.
DAVA TARİHİ : 12.10.2017
HÜKÜM/KARAR : İstinaf Başvurularının Esastan Reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/495 E., 2019/180 K.

Taraflar arasında tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 22.06.2017 tarihinde Hazır Yemek Hizmet Alımına ait sözleşme imzalandığını, 2017 yılı Kurban Bayramı öncesi taze et bulunması konusunda sıkıntı yaşandığını, bunun üzerine yaptıkları araştırma sonucunda bulunan etlerin 21/07/2017 tarihinde veteriner tarafından raporlanıp davalı İdareye ulaştırıldığını, ancak Muayene ve Kabul Komisyonu tarafından yapılan incelemede veteriner raporu üzerinde bulunan barkodun sahte olduğu anlaşılarak tutanak tutulduğunu, bu olayın ardından çalışmalarına iki ay daha devam ettiklerini ancak davalı İdarenin sözleşmenin 15/10/2017 tarihinde feshedileceğini bildirdiğini, et ve her türlü malzeme kontrolünün idareye bağlı komisyonlar tarafından yapıldığını, müvekkillerinin yetkisinde olmadığını, belgenin davacı şirketler tarafından düzenlenmediğini, sorumluluğun üretici firmada olduğunu, davacı şirketlerin kontrol yetkisi bulunmamakla birlikte böyle bir sahteciliği farkedecek teknik donanımlarının da bulunmadığını, davacı şirketlerin kastı, ihmali, mevzuata aykırı bir fiile dayandırılabilecek herhangi bir kusurlarının bulunmadığını ileri sürerek sözleşmenin fesih gerekçelerinin haksızlığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

1
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 4735 sayılı Kanun’un 20. ve 25 nci maddelerindeki hükümlerin emredici nitelikte olduğunu, sözleşmenin feshedilmesi işleminin konu ile ilgili düzenlemelere uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4735 sayılı Kanun’un 25/b maddesine göre sahte belge kullanılması yasak fiil olduğu, aynı Yasanın 20/b maddesi ile taraflar arasındaki sözleşmenin 26.1.b maddesine göre bu eylem sözleşmenin feshi nedeni olduğu, sahte belgeyi kullanmak sözleşmenin feshi sebebi olduğu için ceza davası sonucunun bu davayı etkilemeyeceği, sözleşmenin 15. maddesinin yüklenici olan davacıların alt yüklenici çalıştırmaları yasaklandığı, tacir olan davacıların sahte belge kullandıkları dosya kapsamı ile sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili şirketlerin sahte belge düzenlemediği gibi denetim yetkisine de sahip olmadıklarını, bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, bilirkişinin hukuki yorum içeren değerlendirmelerde bulunduğunu, müvekkili şirketlerin sahte evrak kullanılması nedeni ile elde edebileceği menfaat bulunmadığını, evrakın sahte olduğunu bilmeksizin kullandıklarını, bu hususun … Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından da sabit görüldüğünü ilgili yönetmelikte sağlık raporu düzenlenmesi ya da kullanılması hakkında kendilerinin sorumlu olmadığı belirtildiği halde mahkemece bu hususa değinilmediğini evrakla denetlemekle yükümlü mercinin muayene ve kabul komisyonu olduğunu, denetlemeye ilişkin teknik bilgi ve teçhizat yüklenicilere tahsis edilmediğini, müvekkili şirketler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, ceza hakiminin eylemin sanık tarafından gerçekleştirilmediği yönünde kanaate varması halinde hukuk hakimini bağlayacağını beyanla kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; sözleşme değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyanla kararın bu yönden düzeltilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hukuk hakimini bağlayıcı ceza mahkemesi kararının bulunmaması, sahte belge kullanılması nedeniyle sözleşmenin feshinin sözleşme ve mezuata uygun olması, davacıların talebinin tespit istemine ilişkin olup dava harcının maktu yatırılması gözetildiğinde davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olması ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki sözleşmenin İdare tarafından feshi işleminin haksız olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

2
2. İlgili Hukuk
4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun 20 ve 25 nci maddeleri, Hizmet Alım Sözleşmesinin 26 ncı maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74 üncü maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Davacı yüklenici iş ortaklığı tarafından davalı İdareye teslim edilen etler üzerindeki belgenin sahte olduğu tarafların kabulündedir. Sahte belge ile ilgili davacıların yetkilileri hakkında delil yetersizliğinden ek kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74 ncü maddesi gereğince hukuk hakimini bağlayacağı nitelikte değildir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 26 ncı maddesinde atıf yapılan 4735 sayılı Kanun’un 25 nci maddesinde sahte belge kullanmak yasak fiil ve davranış olarak kabul edilmekte olup, bu durum sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğinden davalı İdarenin sözleşmeyi feshinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılardan tahsilatta tekerrüre sebebiyet vermemek kaydıyla müştereken ve müteselsilen alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.