Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/14286 E. 2023/878 K. 07.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14286
KARAR NO : 2023/878
KARAR TARİHİ : 07.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1951 E., 2022/1479 K.
DAVA TARİHİ : 09.12.2021
HÜKÜM/KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 6. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/462 E., 2022/191 K.

Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın yargı yolu caiz olmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 19.02.2010 yılında Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri’ne yardımçı doçent olarak atanması ile birlikte bu görevde 29.10.2016 tarihinde herhangi bir yargı kararı ve/veya disiplin kurulu kararı olmaksızın masumiyet karinesine de açıkça aykırı olarak savunması dahi alınmadan ve soruşturma açılmadan hukuken delil değeri bulunmayan subjektif hususlar esas alınarak 676 sayılı KHK kapsamında ilgili listede ismine yer verilmek suretiyle memuriyetten ilişiğinin kesildiğini, müvekkilinin 19.02.2010 tarihinden önceki bütün hizmetlerini birleştirmek suretiyle emekli sandığına aktardığını, görevden ihraç edilene kadar yaklaşık 6 yıl 8 ay suretiyle üniversitede hizmet verdiğini, müvekkilinin ihraç edilmesine müteakip KHK’nin uygulanması nedeniyle tüm gelirinin kesilmesi sebebiyle kendisini ve ailesini geçindiremeyecek duruma düştüğünü, devamında Sosyal Güvenlik Kurumunca ilgili kanun uyarınca emekli sandığı değil normal sıradan sigortalı bir işçi vasfında emekli edildiğini ve tarafına emekli aylığı bağlandığını, ancak bağlanan emekli aylığının emekli sandığından bağlanması gerekmekte iken hatalı işlem yapılarak gerek mevzuat gerekse de hukuken yasal hakkı olmasına rağmen tarafının iradesi dışında 5510 sayılı Kanun’un 4.maddesinin (a) bendi kapsamında emekli aylığı bağlandığını, bu kapsamda Sosyal Güvenlik Kurumuna yapmış olduğu başvurunun idarenin davaya konu işlemde belirtildiği üzere reddedildiğini, bu nedenle bu davanın açılması zarureti doğduğunu, son 6 yıl 8 ay süren görevinin tamamını kamuda tamamladığını, kendisinin iradesi dışında isnat edilen bir takım iddialarla görevden ihraç edildiğini, müvekkilinin son görev yaptığı dönemin dışında hizmet cetvelinde de görüleceği üzere daha önce de uzun yıllar kamu görevlisi olarak görev yaptığını, daha sonra tüm çalıştığı dönemleri birleştiren müvekkilinin bu yapılan hizmet sürelerinin birleştirilmesinin dikkate alınmadığını, taraflarınca bu doğrultuda … 8. İdare Mahkemesi nezdinde 2021/987 İdare sayılı dosyasında dava açıldığını, idare mahkemesince görevsizlik kararı verilmek suretiyle söz konusu davanın adli yargı yeri görülmesi gerektiği sonucuna varıldığını, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı ve gerekçesinin görmezden gelinerek uygulama yapılmasının hukuken kabul edilemeyeceğini, davalı kurumca müvekkilinin emekli sandığından emekli aylığı alması yönündeki talebine karşı verdiği ret cevabında haklı sebep bulunmadığını, müvekkilinin emekli aylığının sigortalı işçi vasfında almasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilinin aylığının emekli sandığından alması gerektiğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davanın kabulü ile müvekkilinin emeklilik aylığının sigortalı işçi vasfından çıkartılarak emekli sandığı bünyesine geçirilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yargı yolu uyuşmazlığı nedeni ile usulden reddi gerektiğini, davanın İdare Mahkemesinde görülmesi gerekirken … 8. İdare Mahkemesi 2021/987 E., ve 2021/941 K., sayılı ilamı ile davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun’un 15/1-a maddesi hükmü uyarınca görev yönünden reddine karar verdiğini, görevli mahkemenin İdare Mahkemesi olduğunu, tespit davasının dava şart eksikliği nedeni ile reddine karar verilmesini talep ettiklerini, 6552 sayılı Kanun ile getirilen kuruma müracaat şartının dava şartı niteliğinde olduğunu, ilgilinin daha önce 2829 sayılı Kanun uyarınca birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden 5510 sayılı Kanun’un 4/1-(a)bendi kapsamında yaşlılık aylığı bağlanmasında dikkate alınan hizmet sürelerinin 19.02.2010 – 29.10.2016 tarihleri arasında sonradan geçen 5510 sayılı Kanun’un 4/1-(c) bendine tabi hizmet süreleri ile birleştirilerek tarafına 4/1-(c) bendine tabi hizmet süreleri ile birleştirilerek tarafına 4/1-(c) bendi kapsamında emekli aylığı bağlanması hususunda müvekkili kurum tarafından yapılan işlemlerde herhangi bir yanlışlık bulunmadığını, haksız ve yersiz davanın reddini talep ettiklerini, davanın reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlık mahkemesi kararı ve mahkememiz uygulaması hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının emeklilik aylığının emekli sandığından bağlanmas bünyesine geçirilmesine karar verilmesi istemine ilişkin iş bu davayı açtığı ve davacının, hizmet cetveline göre hizmet belgesinde ilk defa 01.09.1976 tarihinde 5434 sayılı Kanun’a tabi olarak 5754 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce Emekli Sandığı iştirakçisi olduğu gözetildiğinde, eldeki davanın idari yargının görev alanında olduğu değerlendirilerek 6100 sayılı HMK’nın 114/1-b maddesine göre dava şartı olan “yargı yolunun caiz olmaması” nedeniyle davanın usulden reddine karar, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, idari yargıda açtığı davanın, … 8. İdare Mahkemesinin 2021/987 E., 2021/941 K., sayılı kararı ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 15/1-a. maddesi hükmü uyarınca görev yönünden reddine karar verilmesi üzerine bu davanın açıldığını, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın yerinde olmadığını istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamından; davacının 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce mülga 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu kapsamına alındığı ve 01.09.1976 – 10.02.1986 tarihleri arasında 5434 sayılı Kanun kapsamında bulunduğu, 01.03.1986 – 07.01.2009 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğu, 19.02.2010 – 29.10.2016 tarihleri arasında Dicle Üniversitesinde 5510 sayılı Kanun’un 4/1-c maddesi kapsamında görev yaptığı, 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun uyarınca 5434 sayılı Kanun kapsamında emekli aylığı bağlanması için tahsis talebinde bulunan davacıya 01.11.2016 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır.

Somut olayda; 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu kapsamına alınan ve 01.09.1976 – 10.02.1986 tarihleri arasında 5434 sayılı Kanun kapsamında bulunan davacı hakkında emekli aylığı bağlanması talebi üzerine davalı … Kurumunca tesis edilen işlem ve yapılan muamelelerin “idari işlem” ve “idari eylem” niteliğini korumaya devam etmesi ve bu işlem ve eylemler ile ilgili açılan davaların çözüm yerinin idari yargı yeri olması karşısında İlk Derece Mahkemesince verilen kararda herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nin 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, davanın talepleri gibi kabulü gerektiğini, kararın usul ve yasa hükümlerine aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 506 Sayılı Yasa kapsamında bağlanan yaşlılık aylığının iptal edilerek 5434 sayılı Yasa kapsamında aylık bağlanması talebinin reddine dair kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2) Görev konusu, kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemelerce yargılamanın her aşamasında re’sen ele alınması gereken bir husustur.

5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun 1’inci maddesiyle; Maliye Bakanlığı’na bağlı olmak ve bu Kanunda yazılı emeklilik işlerini görmek üzere …’da, tüzel kişiliğe sahip Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı kurulmuş ise de, 20.05.2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanununun 43’üncü maddesiyle, 5434 sayılı Kanunun bazı maddeleri yürürlükten kaldırılmış, devredilen kurumlar ve devre ilişkin hükümler içeren geçici 1’inci maddesiyle de, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı, hiç bir işleme gerek kalmaksızın, bu Kanunun yürürlük tarihi itibarıyla, görevleri ile birlikte, 1’inci maddeye dayanılarak kurulan kamu tüzel kişiliğine sahip Sosyal Güvenlik Kurumu’na devredilmiştir.

Anayasanın 125’inci maddesinin birinci fıkrası ile, “idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır”; ve yine Anayasa’nın 37’nci maddesi ile “Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz”. Anayasanın 125’inci maddesinde yer verilen kural, yönetimin/idarenin kamu hukuku ya da özel hukuk alanına giren tüm eylem ve işlemlerini kapsamaktadır.

01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un geçici 4’üncü maddesinde; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanuna göre; aylık, tazminat, harp malûllüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 08.02.2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanunda kendileri için belirtilmiş olan şartları haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunur. Ancak, 5 ilâ 10 yıl arasında fiili hizmet süresi olan iştirakçilerden dolayı dul ve yetim aylığı almakta olanların, aylık ve diğer ödemeleri, bu Kanunun 32 nci, 34 üncü ve 37 nci maddelerindeki şartları haiz oldukları müddetçe devam edilir… Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır.” hükmü öngörülmüştür.

Öte yandan, “Uyuşmazlıkların çözüm yeri” başlığını taşıyan; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 134’üncü maddesinde, bu Kanunun uygulanmasından doğan uzlaşmazlıkların, yetkili iş mahkemelerinde veya bu davalara bakmakla görevli mahkemelerde görüleceği, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 01.10.2008 günü yürürlüğe giren 101’inci maddesinde de, bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan durumlarda, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği hüküm altına alınmıştır.

İş mahkemeleri, esas olarak iş ve sosyal güvenlik hukuku uygulamasından kaynaklanan bireysel ve toplu hak uyuşmazlıklarını çözmek üzere, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununa dayanılarak kurulmuştur.

Bu kapsamda Sosyal Güvenlik Kurumu’nun prim ve diğer alacaklarının hesaplanması, sigortalı olma hakkının kazanılması ya da kaybedilmesi, işçilik alacaklarının belirlenmesi gibi kendi içinde bütünlük ve uzmanlık gerektiren konular bu mahkemelerin görev alanına girmektedir.

Ayrıca belirtmek gerekir ki, idari nitelikteki bir davanın hukuk mahkemesine açılması durumunda izlenecek sürece ilişkin olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanununda birbirini tamamlayan düzenlemeler yer almaktadır. 6100 sayılı Kanunun 114. maddesinde, yargı yolunun caiz olması durumu, dava koşulları arasında sıralanmış, 115. maddesinde, dava koşulu eksikliğini saptayan mahkemece davanın usulden reddine karar verileceği belirtilmiştir. 2577 sayılı Kanunun 2. maddesinde, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları ile idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan zarar görenlerce açılan tam yargı davaları idari dava türleri olarak sıralanmış, 9. maddesinde, çözümlenmesi Danıştay’ın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girmesine karşın, adli yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi durumunda, bu konudaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren 30 gün içinde görevli mahkemede dava açılabileceği, görevsiz yargı makamına başvuru tarihinin, Danıştay’a, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edileceği, adli yargı yerlerine açılan ve görevsizlik sebebiyle reddedilen davalarda, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra, anılan 30 günlük süre geçirilmiş olsa da idari dava açılması için öngörülen süre henüz dolmamış ise bu süre içinde idari dava açılabileceği bildirilmiştir.

3. Değerlendirme
Somut olayda, davacının 01.09.1976 – 10.02.1986 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun’un 4/c maddesi kapsamındaki hizmetleri ile 01.09.1986 – 12.06.1998 tarihleri arasındaki 5510 sayılı Kanun’un 4/a maddesi kapsamındaki hizmetleri birleştirilmek suretiyle 01.10.2002 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun’un 81/A maddesi kapsamında aylık bağlandığı, 18.10.2008 – 07.01.2009 tarihleri arasındaki çalışması nedeniyle aylığının 5510 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesine istinaden 506 sayılı Kanun’un 63. maddesi gereğince kesildiği, 20.01.2009 tarihinde aylığının yeniden bağlandığı, davacının 19.02.2010 tarihinde Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesinde Yardımcı Doçent olarak göreve başladığı, 29.10.2016 tarihinde 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacıya 5510 sayılı Kanunun 4/a maddesi kapsamında aylık bağlandığından bahisle emeklilik aylığının emekli sandığı üzerinden ödenmesine dair yaptığı başvurunun reddine dair 22.03.2021 tarih ve 152 sayılı işlemin iptali 5434 Sayılı Kanun Kapsamında aylık bağlanması istemli davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Mahkemece yapılacak iş; 5434 sayılı Kanun’a tabi olarak 5510 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi (4/c) kapsamında 01.09.1976 – 10.02.1986 tarihleri arasında 3405 gün, 506 sayılı Kanun’a ve 5510 sayılı Kanun’a tabi olarak (4/a) bendi kapsamında 01.09.1986 – 12.06.1998 tarihleri arasında 3206 gün, 5510 sayılı Kanun’a tabi olarak (4/c) bendi kapsamında 19.02.2010 – 29.10.2016 tarihleri arasında çalışmaları bulunan davacının talebine göre;

1- Talebin öncelikle 506 sayılı Kanun kapsamında bağlanan aylığın iptali olduğu gözetilerek, bu kapsamda bağlanan aylık iptaline ilişkin istemde, görevli mahkemenin iş mahkemeleri olduğu gözetilmeli,

2- 4/c bendi kapsamında aylık bağlanması talebi yönünden ise, tefrik kararı verilerek, görevli mahkemelerin idari yargı olması nedeniyle bu talep yönünden görevsizlik kararı verilmeli ve varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.