YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/37508
KARAR NO : 2022/10314
KARAR TARİHİ : 26.12.2022
İNCELENEN KARARIN;
İncelenen Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
İtiraz Yazısının Tarihi : 31.10.2022
İtiraz Edilen Daire Karar : Yargıtay Yüksek 16. Ceza Dairesinin 05.03.2019 …, 2018/6529 esas ve 2019/1466 sayılı kararı
İtirazla ilgili Mahkeme Kararı: Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 14.09.2018, 2018/1459 esas ve 2018/1522 sayılı kararı
İtirazla ilgili Hüküm : TCK’nın 314/2, 53, 58/9, 63, 3713 sayılı kanunun 5/1 maddeleri uyarınca mahkumiyet kararına yönelik isinaf başvurusunun esastan reddi
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A)İTİRAZ KONUSU:
Hükümlü … hakkında Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesinin TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 53, 58/9, 63 maddeleri uyarınca 12 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, gözetim altında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin cezasından mahsubuna, hak yoksunluklarına, tutukluluk halinin devamına ilişkin kararına yönelik istinaf başvurusunun Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 14.09.2018 tarihli ve 2018/1459 esas, 2018/1522 karar sayılı ilamı ile esastan reddine karar verildiği, kararın Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 05.03.2019 tarihli ve 2018/6529 esas, 2019/1466 karar sayılı ilamı uyarınca düzeltilerek onanması ile kesinleştiği anlaşılmıştır.
B)İTİRAZ NEDENLERİ:
“Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımız ile Yüksek Yargıtay 16. Ceza Dairesi arasında uyuşmazlık sanığın tebliğname düzenlendikten sonra kararı temyiz etmesine rağmen Özel Dairece bu isteme yönelik bir inceleme yapılmamış olmasıdır.
İlk derece mahkemesi kararının sanık ve müdafii tarafından ayrı ayrı istinaf edildiği ve istinaf talebinin esastan reddine karar verilerek gerekçeli kararın sadece sanık müdafiine tebliğ edildiği, sanık müdafii tarafından süresinde kararın temyiz edildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımızın 21.11.2018 tarihli tebliğnamesi ile onanma istemli olarak dosyanın dairesine gönderildiği, ancak sanık tarafından da kararın 17.12.2018 tarihinde temyiz edildiği ve dilekçenin 07.01.2019 tarihinde daireye gönderildiği, daire tarafından yapılan incelemede ise; ”Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddine, ancak;
Dairemizin 24.04.2017 tarih 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı ilk derece kararında ve 14.07.2017 tarih 2017/1143 – 4758 sayılı ilamında açıklandığı üzere, silahlı terör örgütü olduğuna karar verilen FETÖ/PDY yapılanmasına üyelikten hüküm verilirken, hüküm fıkrasının 1. maddesinde atıf maddesi olarak silahlı terör örgütlerine uygulama imkanı bulunmayan 3713 sayılı Kanunun 7/1 maddesinin gösterilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılması gerektirmeyen bu hususun 5271 sayılı CMK’nın 303. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hükmün birinci fıkrasından “3713 sayılı yasanın 7/1, maddesi delaletiyle” kısmı çıkarılmak suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304/1. maddesi uyarınca dosyanın Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.03.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.” şeklinde sadece sanık müdafiinin temyiz talebi karşılanarak karar verilmiştir.
Sanık tarafından tebliğname aşamasından sonra dosyaya gönderilen temyiz dilekçesinin, sanık bakımından istinaf ilamını öğrenme tarihi olarak kabulü ile sanık dilekçesinin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımıza ek tebliğname istemi ile gönderilerek ek tebliğname tebliğinden sonra karar verilmesi gerekirken sanık müdafinin temyiz dilekçesi ile yetinilmesi Anayasamızın temel hak ve hürriyetler arasında yer verdiği “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkı ile AİHS’in 6. maddesinde yer bulan adil yargılanma hakkının ihlaline yol açabilecektir. Bu nedenle sanığın temyiz talebinin karşılanması suretiyle karar verilmesinde hukuki bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır.” şeklindeki gerekçe ile kararın kaldırılması için itiraz isteminde bulunulmuştur.
C)İTİRAZIN VE KONUNUN İRDELENMESİ:
Kanun yoluna etkin başvuru hakkının kısıtlanması sonucunu doğurmayan ve yargılama sürecinin makul sürede tamamlanması amacına yönelen usuli düzenlemelerden olan 7201 sayılı Kanun’un 11. maddesine göre, vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağı şeklindeki düzenleme doğrultusunda istikrar kazanan uygulama kapsamında Bölge adliye mahkemesince verilen kararda istinaf edilen hükümlerin eksiksiz olarak incelenip karara bağlanmış olduğu anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz gerekçeleri yerinde görülmediğinden itirazın reddine karar verilmiştir.
D) SONUÇ: Açıklanan nedenlerle,
İtiraz gerekçeleri yerinde görülmemekle daire kararında düzeltilecek bir husus bulunmadığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İTİRAZININ REDDİNE, dosyanın 5271 sayılı CMK’nın 308/3 maddesi gereğince itiraz konusunda karar verilmek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesini teminen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.