Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2022/16845 E. 2023/20 K. 09.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/16845
KARAR NO : 2023/20
KARAR TARİHİ : 09.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/2624 E., 2022/3254 K.
DAVA TARİHİ : 19.04.2018
KARAR : Davanın kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 42. … Mahkemesi
SAYISI : 2018/99 E., 2019/822 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 03.01.2008-03.03.2018 tarihleri arasında önce asistan, 31.07.2014 tarihinden itibaren de müdür olarak çalıştığını, 03.03.2018 tarihinde davalı işveren tarafından düzenlenen ve müvekkili davacı aleyhine değişiklikler içeren yeni bir … sözleşmesinin imzaltılmak istendiğini; ancak davacının söz konusu yeni … sözleşmesini imzalamak istememesi sebebiyle … sözleşmesinin işverence haksız şekilde feshedildiğini ileri sürerek fark kıdem tazminatı, fark ihbar tazminatı, cezai şart ve ilave tediye alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde esasa ilişkin herhangi bir savunmada bulunmamış ise de 18.05.2018 havale tarihli cevap dilekçesi sunmak için ek süre talebi içerir beyan dilekçesinde; zamanaşımı def’inde bulunduklarını, görev, husumet ve yetki itirazında bulunduklarını ifade ederek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının … sözleşmesinin davalı tarafça haksız şekilde feshedildiği, kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının eksik ödendiği, davacının ödenmeyen fark kıdem ve ihbar tazminatı alacağı ile taraflar arasındaki 09.04.2015 tarihli … sözleşmesinin 8 inci maddesinde kararlaştırıldığı şekilde … sözleşmesinin haksız feshinden kaynaklanan cezai şart alacağına hak kazandığı; davalı Şirketin 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması ve 6452 sayılı Kanunla 6212 sayılı Kanunun 2 nci Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun (6772 sayılı Kanun) kapsamında olup olmadığı tespit edilememekle birlikte davalı Şirketin 15…..2017 tarihli Müdürler Kurulu kararı ile şirket personeline ilave tediye ödenmesine karar verilmiş olması ve şirket eski çalışanlarından R. Ş.’ye … sözleşmesi feshedilirken ilave tediye ödemesi yapılmış olması karşısında davacının ilave tediye alacağına da hak kazandığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ilave tediye alacağı bakımından zamanaşımı başlangıç tarihinin hatalı belirlendiğini ve ilave tediye alacağı miktarının hatalı hesaplandığını, cezai şart alacağına uygulanan %20 indirimin hukuka aykırı olduğunu, söz konusu tazminat alacağından indirim yapılmaması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; … sözleşmesinin feshi ile birlikte davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının eksiksiz şekilde ödendiğini, davacının davalı Şirketi ibra ettiğini, davalı Şirketin özel hukuk tüzel kişisi olması sebebiyle 6772 sayılı Kanun kapsamında olmadığını ve davacının ilave tediye alacağının reddi gerektiğini, davacının belirsiz süreli … sözleşmesi ile istihdam edilmesi sebebiyle … sözleşmesinde yer alan süreden önce feshe bağlı cezai şart alacağının geçersiz olduğunu, cezai şart miktarının fahiş bir miktar olduğunu, aksinin kabulünün mümkün olması hâlinde yapılan indirim miktarının da yerinde olmadığını, alacakların zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususunda İlk Derece Mahkemesince bir değerlendirme yapılmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının fark kıdem tazminatı ve fark ihbar tazminatı alacaklarına hak kazandığına ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu; ancak davalı Şirketin özel hukuk tüzel kişisi olması sebebiyle 6772 sayılı Kanun kapsamında bulunmadığı gözetilmeksizin ilave tediye alacağının kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu; ayrıca Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 08.03.2019 tarihli ve 2017/10 Esas, 2019/1 Karar sayılı kararı uyarınca belirsiz süreli … sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şartın geçerli olabilmesi için sözleşmede asgari sürenin belirtilmesinin zorunlu olduğu ve taraflar arasındaki belirsiz süreli … sözleşmesinde asgari sürenin bulunmadığı görüldüğünden davacının cezai şarta ilişkin talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak fark kıdem tazminatı ve fark ihbar tazminatı alacaklarının kabulüne; ilave tediye ile cezai şart alacaklarının reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı Şirketin 6772 sayılı Kanun kapsamında olduğunu, Şirketin 15…..2017 tarihli kararı ile şirket personeline ilave tediye ödemesi yapılmasına karar verildiğini ve eski çalışanlardan olan R. Ş.’ye ödeme yapıldığını, ilave tediye ödemelerinin süreklilik arz etmesi nedeniyle söz konusu alacağın reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının hatalı olduğunu, taraflar arasındaki … sözleşmesinde işçi lehine kararlaştırılan cezai şart geçerli olduğundan cezai şart alacağının kabulüne karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesi tarafından reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı Şirketin 6772 sayılı Kanun kapsamında olup olmadığı ve buna bağlı olarak davacının ilave tediye alacağına hak kazanıp kazanmadığı, taraflar arasındaki belirsiz süreli … sözleşmesinde işveren aleyhine kararlaştırılan cezai şartın geçerli olup olmadığı hususlarına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 6772 sayılı Kanun’un 1 inci maddesi, 4857 sayılı … Kanunu’nun (4857 sayılı Kanun) 21 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. İlk Derece Mahkemesi tarafından cezai şart talebinin kısmen kabulüne dair hüküm kurulmuş; taraf vekillerinin istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararda, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 08.03.2019 tarihli kararında belirli süreli yapılmış ancak objektif şartları taşımadığı için belirsiz süreli kabul edilen … sözleşmesinde kararlaştırılan süreden önce haksız feshe bağlı cezai şart hükmünün, belirlenen süre ile sınırlı olmak üzere geçerli olduğuna ilişkin değerlendirmeye atıfta bulunulmak suretiyle taraflar arasındaki belirsiz süreli … sözleşmesinde asgari sürenin kararlaştırılmamış olması sebebiyle cezai şartın geçersiz olduğu ifade edilmiştir.

3. Taraflar arasındaki 09.04.2015 tarihli belirsiz süreli … sözleşmesinin 8 inci maddesinde, … sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak … taraflı feshi hâlinde, işçiye 12 aylık ücret ve menfaatleri tutarında tazminatın ödeneceği kararlaştırılmış olup sözleşme hükmü cezai şart niteliğindedir.

4. Görüldüğü üzere taraflar arasındaki … sözleşmesi en başından belirsiz süreli kararlaştırılmış olup öngörülen cezai şarta ilişkin düzenleme de … sözleşmesinin süresinden önce feshine ilişkin olmayıp işveren tarafından feshin haksız şekilde yapılmasına ilişkindir. Diğer bir deyişle cezai şart düzenlemesi sadece … sözleşmesinin işveren tarafından haksız feshine bağlı olarak öngörülmüş olup sözleşme süresi veya başkaca bir şart ile ilişkilendirilmemiştir. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararı, gerek … sözleşmesinin niteliği gerekse cezai şartın niteliğine ilişkin değerlendirme bakımından hatalı tespitler içermektedir.

5. Diğer taraftan 4857 sayılı Kanun’un 21 nci maddesinde kesinleşen işe iade kararı üzerine işçinin başvurusuna rağmen bir ay içinde işe başlatılmaması durumunda, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödeneceği öngörülmüştür. Aynı maddenin son fıkrasında ise sözü edilen düzenlemenin mutlak emredici olduğu ve sözleşmelerle hiçbir şekilde değiştirilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Buradaki emredicilikten anlaşılması gereken husus, … güvencesi yaptırımları olan boşta geçen süre ücreti veya … güvencesi tazminatının artırılması veya azaltılmasının mümkün olmamasının dışında, bunlara ek bir tazminat veya cezai şartın da öngörülememesidir (H. Bahar Aykaç, İşverenin Fesih Hakkının Sözleşmelerle Sınırlandırılması, … Hukuku ile Karşılaştırmalı Bir İnceleme, …, 2020, s.89).

6. 4857 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin son fıkrasında öngörülen … güvencesi yaptırımlarının işçi lehine dahi genişletilmesine olanak tanınmadığından … güvencesine tâbi işçiler yönünden … sözleşmesinin … güvencesi sağlayan hükümlerinin, Kanun’un bu düzenlemesi karşılığında bir değeri kalmamıştır (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 19.01.2021 tarihli ve 2020/4315 Esas, 2021/1455 Karar; 10…..2020 tarihli ve 2016/16851 Esas, 2020/5336 Karar sayılı kararlar).

7.Dosya kapsamına göre davacı işçi … güvencesine tâbi olup ilgili hükmün dolanılması sonucunu doğuracak şekilde … sözleşmesinin feshi üzerine … güvencesi tazminatı şeklinde öngörülen cezai şartı talep etmesi mümkün değildir (Sarper Süzek, … Hukuku, …, 2017, s.743).

8. Bölge Adliye Mahkemesince taraflar arasında belirsiz süreli olarak imzalanan … sözleşmesinde sözleşme süresi veya başkaca bir şart ile ilişkilendirilmeyen cezai şartın 4857 sayılı Kanun’un 21 inci maddesi karşısında geçersiz olduğunun kabulü gerekirken asgari sürenin kararlaştırılmadığı gerekçesi ile geçersizliğine karar verilmiş olması bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibarıyla doğru bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması, 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmü gereğidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirmeye yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile sonucu itibarıyla doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA,

İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.