Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2006/5130 E. 2006/8462 K. 16.11.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5130
KARAR NO : 2006/8462
KARAR TARİHİ : 16.11.2006

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Hazine vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Kadastro sırasında 508 parsel sayılı 2500 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar miras bırakanı … adına tesbit edilmiştir. İtirazı kadastro komisyonunda reddedilen davacı Hazine taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu sebebine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine ve dava konusu parselin davalılar adına verasetteki payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, tesbit günü itibariyle davalı … yararına taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın reddi yoluna gidilmiş isede yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastroca taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak yargılama aşamasında ölen … adına tesbit edilmiş, davacı hazine taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu iddiasına dayanarak Hazine adına tescil istemiyle dava açmıştır. Uyuşmazlık, tesbit günü itibariyle davalı taraf yararına tesbitin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 766 tapulama yasasının 33, yargılama aşamasında yürürlüğe giren 3402 sayılı kadastro Yasasının 14. maddesinde öngörülen kazandırıca zamanaşımı zilyetliğine dayalı teşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı yönünde toplanmaktadır. Taşınmazın öncesinin tapusuz olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Davalı taraf her hangi bir kayıt ve belgeyede dayanmamıştır. Tapusuz bir taşınmazın tesçiline karar verilebilmesi için taşınmazın tesçile tabi ve özel mülkiyete konu olan yerlerden olması, zilyetliğinin tesbit gününe kadar aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla olmak üzere 20 yıla ulaşması, maddi olaylardan sayılan zilyetlik ve sürdürülüş biçimininde tanık ve diğer delillerle kanıtlanması
gerekir. Ziraatçi bilirkişi raporunda taşınmazın tarım arazısi olduğu açıkça vurgulanmıştır. Bilgisine başvurulan yerel bilirkişi 1948 doğumlu olup tesbit yapıldığı 1968 tarihinde 23 yaşında bulunmaktadır. 23 yaşında olan bir kimsenin tesbit gününe kadar taşınmazda … ’ın zilyetliğinin başlangıç tarihini, süresini ve sürdürülüş biçimini bilmesine olanak yoktur. Ayrıca tanık dinlenilmemiş, tesbit bilirkişilerinin bilgilerinede başvurulmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, taraflardan taşınmazı ve öncesini iyi bilen yaşlı tanıklar göstermeleri istenmeli, daha sonra tesbit bilirkişileri ile taraflarca gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmaz öncesinin mer’a yada devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup olmadığı, değilse kimden kaldığı, … ’ın ve miras bırakanlarının zilyet olması halinde zilyetliklerinin hangi tarihte başladığı, süresi ve sürdürülüş biçimi, terk edilip edilmediği, edilmişse süresi ve nedenleri olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, gerektiğinde yukarıda yazılı hususlara ilgili olarak komşu parsel malik yada zilyetlerinin tanık sıfatıyla bilgilerine başvurulmalı, komşu parseller hakkında açılıp sonuçlanan davalar olup olmadığı araştırılarak, olduğunda verilen kararların kesinleşme şerhini içeren birer örneği getirtilip dosyaya konularak değerlendirmede dikkate alınmalı, fen bilirkişisine önceden olduğu raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Davacı Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 18.11.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.