Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2006/5527 E. 2006/8996 K. 11.12.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5527
KARAR NO : 2006/8996
KARAR TARİHİ : 11.12.2006

T.C.
Y A R G I T A Y
17.HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen reddine ilişkin verilen hüküm davalı … tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Kadastro sırasında 277 parsel sayılı 234000 metrekare yüzöçümündeki taşınmaz dava dışı 270 nolu parsele revizyon gören vergi kaydı miktar fazlası olması nedeniyle Hazine adına tesbit edilmiştir. İtirazı tapulama komisyonunda reddedilen … kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmış, …,… ve arkadaşları ile … ve arkadaşları irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmışlardır. Mahkemece davacı … katılan davacılardan … ile … ve arkadaşlarının davasının reddine … ve arkadaşlarının davasının kabulüne ve dava konusu parselin … ve paydaşları adına tapuya tesçiline karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında taşınmaz dava dışı ve taşınmazla öncesi bir bütün olduğu bildirilen 270 nolu parsele revizyon gören 1936 tarih 36 tahrir numaralı vergi kaydı miktar fazlası olduğu nedeniyle hazine adına tesbit edilmiş, … tarafından açılan davaya … ve arkadaşları irsen intikale ve zilyetliğe dayanarak davaya katılmışlar ve taşınmazın adlarına tescilini istemişlerdir. Tesbit nedenine, iddia ve ileri sürülüşe ve hazinenin savunmasına nazaran uyuşmazlık, katılanlar yararına tesbit günü itibariyle taşınmaz edinme koşularının oluşup
oluşmadığı yönünde toplanmaktadır. Taşınmazın öncesinin tapusuz oluğu uyuşmazlık konusu değildir. Tapusuz bir taşınmazın zilyedi adına tesciline karar verilebilmesi için öncelikle taşınmazın tescile ve özel mülkiyete konu olan yerlerden olması, zilyetliğin aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla olmak üzere 20 yıla oluşması, maddi olaylardan sayılan zilyetliğin ve sürdürüş biçiminin tanık ve diğer delillerle kanıtlanması gerekir. Kadastro tesbitinin 1977 yılında yapıldığı göz önüne alındığında 1946 doğumlu olan yerel bilirkişi ile 1967 doğumlu olan tanığın yaşları itibariyle vergi kaydının uygulanması vede taşınmaz öncesinin ne olduğu, zilyedin zilyetliğinin başlangıç tarihi ve süresi ile ilgili konularda yeterli bilgiye sahip olduğu söylenemez. Kaldı ki, yerel bilirkişi ve tanığın sözleri de soyut içerikli ve olaylara dayalı bulunmamaktadır. Öte yandan tesbit bilirkişileri dinlenilmemiş, taşınmazın nitelikleri ve kullanım süresi ile ilgili olarak ziraatçi bilirkişiden rapor alınmamış, adlarına tescil kararı verilenlerden Ziya ve … 8.3.1991 tarihli keşif sırasında taşınmazın bazı bölümlerini kullanmadıklarını söylemelerine karşın bu yerlerin taşınmaz içerisindeki konum ve miktarları belirlenmemiş ve delillerin değerlendirilmesinde de dikkate alınmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, hazineden ve katılanlardan taşınmazı ve öncesini iyi bilen yaşlı tanıklar göstermeleri istenmeli, daha sonra tüm tesbit bilirkişileri ile taraflarca gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak, öncelikle katılanlardan taşınmazın tümünü mü yoksa belirli bölümlerini mi dava ettikleri,sorulup taşınmaz içerisinde kullanmadıkları yer olup olmadığı varsa neresi olduğunu göstermeleri istenmeli, takiben 1936 tarih 36 tahrir nolu vergi kaydının yaşlı ve yöreyi iyi bilen yerel bilirkişi aracılığıyla uygulaması yapılarak aidiyet ve kapsamı belirlenmeli, mülkiyet belgesi olmayan vergi kayıtlarına zilyetlikle birleşmediği sürece değer verilemeyeceği cihetle bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu kim yada kimlerde kaldığı, katılanların zilyet olması halinde zilyetliklerinin başlangıç tarihi süresi ve sürdürülüş biçimi, böylesine geniş bir araziyi hangi imkanlarla kullandıkları, taşınmazın tamamının mı yoksa bir bölümünün mü kullanıldığı olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı,bilirkişi ve tanık sözleri
arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, yine bilirkişi ve tanıklardan katılanların vergi kayıt mükellefleriyle akti yada irsi ilişkisinin ne olduğu sorulup açıklığa kavuşturulmalı, tutanağın edinme yerinde taşınmazla öncesi ile bir bütün olduğu bildirilen dava dışı 270, 271, 289, ve 290 nolu parsellerle ilgili olarak açılmış bir dava olup olmadığı araştırılıp, olduğunda davalarının birleştirilerek görülmesi gerektiği düşünülmeli, davaların sonuçlanması durumunda verilen kararların kesinleşme şerhini içeren birer örneği dosyaya konularak delillerin değerlendirilmesinde dikkate alınmalı, birisi … mühendisi diğeri jeoloji mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulundan taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü, işleniş tarzı ve süresi öncesinin mera yada devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup olmadığı, tamamının mı yoksa bir bölümünün mü tarımsal amaçla kullanıldığı, tarımsal amaçla kullanmayan yer olduğu taktirde bu yerin taşınmaz içerisindeki konum ve miktarıyla ilgili olarak teknik verilere dayalı gerekçeli rapor alınmalı, batıdaki 496 nolu parsele revizyon gören kayıtlar getirtilerek taşınmaz yönünü ne şekilde sınır okuduğu belirlenmeli, fen bilirkişisine yapılan uygulamayı, taşınmazın bazı bölümlerinin kullanılmaması halinde bu yerleri ve taşınmaz içerisindeki konum ve miktarlarını gösterir raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Davalı Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 11.12.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.