YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2840
KARAR NO : 2009/4740
KARAR TARİHİ : 04.05.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, vakıf senedinde yapılan değişikliğin tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm … tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1-4721 Sayılı Türk Medeni Yasasının 106. maddesi gereğince, vakıf senedinde vakfın yerleşim yerinin gösterilmesi gerekirken, 3. maddenin “vakfın merkezi …’dır” şeklinde düzenlenmesi,
2-Davacı vakfın Türk Ticaret Yasasının 468. ve Türk Medeni Yasasının 110. maddesinde belirtilen çalıştırılanlara ve işçilere yardım vakfı niteliğinde bir vakıf olmadığı ve Türk Medeni Yasasının 101. maddesinin üçüncü fıkrasındaki “vakıflarda üyelik olmaz” hükmü Anayasa Mahkemesinin 17.04.2008 gün 2005/14-2008/92 sayılı kararı ile Anayasa’ya aykırı bulunduğundan iptal edildiği dikkate alındığında, uygulamada kargaşa ve duraksamaya sebep olacak şekilde vakıf senedinde geçen “üye” sözcüğünün “yararlanan” olarak ve bu bağlamda vakfın amacı başlığını taşıyan 5. maddesinin birinci fıkrasındaki “Başbakanlık Mensupları” sözcüğünün “yararlananları” olarak değiştirilmesi ile “Vakıf üyelerinin hizmet içi eğitimlerinde idare ile işbirliği yaparak Başbakanlık hizmetlerinin geliştirilmesini sağlamak” olarak kuruluş sırasında düzenlenen ikinci fıkrasının 5072 Sayılı Yasanın 2. maddesinin (g) fıkrasına göre de bir sakınca oluşturmadığı halde Türk Medeni Yasasının 113. ve Türk Medeni Yasası Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün 26. maddesine aykırı olarak tamamen metinden çıkartılması,
3-İkinci bentte de belirtildiği gibi, vakfın faaliyetleri başlığını taşıyan 6. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi olan “bu amaçla Başbakanlık’ça kendisinden talep edilecek hizmetleri yerine getirmek” ibaresinin senetten çıkarılması ile yetinilmesi gerekirken vakfın kuruluşu sırasında belirlenen ve amacını düzenleyen 5. maddeye aykırı olmayan “Başbakanlık hizmetlerini desteklemek ve geliştirmek; kamu yönetiminde ülke menfaatleri doğrultusunda etkinliğin sağlanması yönünde çalışmalarda bulunmak” ibaresinin de metinden çıkartılması,
4-Üyeliğin sona ermesini düzenleyen senedin 10. maddesinde “Başbakanlık Merkez Teşkilatında çalışmakta iken bu görevlerinden ayrılanlar veya emekli olanlar diledikleri takdirde üyelik yükümlülüklerini yerine getirmek şartıyla vakıfla ilişkilerini sürdürebilirler.” ibaresi vakfın kuruluşundan beri üye olanlar için bir kazanılmış hak olduğu gözetilmeden bu maddenin karşılığı olan yeni senedin 9. maddesinde yer almaması,
5-5072 Sayılı Yasanın “Temel İlkeler” başlığını taşıyan 2. maddesinin “kamu görevlileri görev ünvanlarını kullanarak vakıf organlarında görev alamaz” hükmünü içeren (d) bendi uyarınca vakfın kuruluş senedinin 14. maddesine göre, üyelik şartlarını yerine getiren ve asaleten bu görevleri yürüten Başbakanlık Müsteşarı, Teftiş Kurulu Başkanı, Müsteşar Yardımcıları, Genel Müdürler, Bakanlar Kurulu Genel Sekreteri, Güvenlik İşleri, Dış İlişkiler Ekonomik ve Mali İşler, Sosyal ve Kültürel İşler, İdareyi Geliştirme ve Bilgi İşlem Başkanları, 1.Hukuk Müşaviri, İdari ve Mali İşler Daire Başkanı ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Fonu Genel Sekreteri ile 49 kurucu üye ve üyeler genel kurulunca seçilen 5 üyenin vakfın mütevelli heyetini (genel Kurulunu) oluşturacağı hükme bağlanmış iken, yapılan yeni düzenleme ile (yeni 12. maddede) genel kurulun kurucu yararlananlarla 01.01.2002 tarihine kadar vakfa kaydolmuş yararlananlardan oluşacağı şeklinde sabit hale getirilmek suretiyle değiştirilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, vakıf hukukunda esas olan, vakfın kuruluş senedine yansıyan kurucu iradenin -yasaların buyurucu hükümlerine aykırı olmamak koşuluyla- olduğu gibi korunması ve sürdürülmesidir.
Somut olayda, yukarıda açıklandığı üzere 5072 Sayılı Yasanın 2. maddesinin (d) bendi uyarınca kuruluş senedinde mütevelli heyetin (genel kurulun) oluşumunu düzenleyen 14. maddesinde yapılan değişiklikler mahkemece tescil edilmiş ise de, 21.09.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5234 Sayılı Yasanın 24. maddesi ve 5072 Sayılı Yasanın 1. maddesinde öngörülen süre 31.12.2005 tarihine kadar uzatılmış ve eklenen Geçici 2. madde 5072 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce kurulan vakıflarda senetlerindeki kamu görevlilerinin unvanlarını kullanma hakları saklı tutulmuştur. Dava konusu vakıf, anılan yasanın yürürlük tarihinden önce kurulduğu için, kuruluş senedindeki kamu görevlilerinin görev unvanlarını kullanma hakkının saklı tutulduğunun kabulü gerekir. Kamu görev unvanlarının senet metninden çıkartılması ve mütevelli heyet (genel kurul) üye
sayısının sabit hale getirilmesi sonuç itibariyle (böyle bir düzenleme) kurucu iradeye aykırı düşecektir. Oysa kurucu irade, mütevelli heyet (genel kurul) oluşumunda kişiyi değil, görev unvanlarını esas almıştır. 5072 Sayılı Yasanın Geçici 2. madde hükmü de bu amaçla düzenlenmiş bulunmaktadır. Açıklanan tüm bu nedenlerle vakıf senedinin 14. maddesinin kuruluş sırasındaki haliyle korunması yerine yapılan sözkonusu değişikliklerin tescili,
6-Vakıf senedinin 32. maddesinde, vakıfça yapılacak yardımlar beş bölüm halinde gösterildiği ve devam eden maddelerde bu yardımların nasıl ve kimlere yapılacağı açıklandığı halde, bu maddeye karşılık gelen yeni 26. maddede emeklilik ve maluliyet yardımının kurucu iradeye kazanılmış hak ilkesine aykırı olarak kaldırılması,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.05.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.