Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2006/2454 E. 2006/5061 K. 06.06.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2454
KARAR NO : 2006/5061
KARAR TARİHİ : 06.06.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
MÜDAHİL DAVACILAR :… … ……

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda: Davanın reddine ilişkin Antalya 6 Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 14.12.2005 gün ve 213/615 sayılı hükmün duruşma yapılması isteğiyle Yargıtay’ca incelenmesi davacı … ile müdahil davacı … … vekili tarafından istenilmiş olmakla işin duruşmaya tabi olduğu belirlendikten sonra 6.6.2006 Salı günü için taraflara gönderilen çağrı kağıdı üzerine hükmü temyiz eden davacı … vekili Av. … ile müdahil davacı … … geldi, karşı taraftan davalı hazine vekili Av….’nün hazır oldukları anlaşılmakla duruşmaya başlandı, temyiz isteğinin süresinde olduğu tesbit edilmekle hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında özetle: Yerinde yeniden keşif yapılarak davacıların dayandığı tapu kayıtlarının gereği gibi yerlerine uygulanarak kapsamlarının kesin olarak saptanması, taşınmazları dıştan çevreleyen komşu parsellerin tutanak ve dayanakları kayıtlar getirtilerek taşınmazlar yönünü ne şekilde sınır okuduklarına bakılması, kayıtların kadastro sırasında başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği sorulup olduğunda tutanaklarının getirtilip incelenmesi kayıtların uygunluğunun saptanması durumunda 2/B uygulaması yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan1744 sayılı yasaya göre tapulu yerlerin sahiplerine iade edileceğinin öngörüldüğünün dikkate alınması, kayıt maliklerinden … … oğlu …’nin mirasçısı ve davacının da babası olan …’nın hayatta bulunduğu gözetilerek tanık sıfatı ile

çağrılarak taşınmazları mirasçılarına bağış yada satış yoluyla devir edip etmediğinin sorulup açıklığa kavuşturulması ve ona göre davacının dava açma hakkı bulunup bulunmadığının tartışılması, taşınmazların koruma makiliği olup olmadığı mercilerinden sorulup koruma makiliği olmayan alanların zilyetlikle kazanılabileceğinin göz önünde bulundurulması ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Bozmaya uyulduktan sonra … … 1067, … … ise 1081 ve 2607 nolu parseller yönünden satınalma ve zilyetliğe dayanarak davaya katılmışlardır. Davacı … 1067, 1081 ve 2607 nolu parseller hakkındaki istemlerinden feragat etmiştir. Mahkemece, davacı … ve katılan … …’ın davalarının reddine karar verilmiş; hüküm, adı geçenler tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, hazine ile karşılıklı olarak taraf olduğu 2607 nolu parselle ilgili kadastro mahkemesinin 1991/184, 1081 nolu parsel hakkında yine kadastro mahkemesinin 1991/340 esasına kayıtlı dosyalarda açılmış bulunan davalarda Hazine aleyhine verilen sırasıyla 15.12.1993 gün 1991/184-1993/1580 ve 12.4.1994 tarih 1991/340-1994/1862 sayılı kararların Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş olmalarına, kesin hükmün kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece re’sen nazara alınacağına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre katılan … …’ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile 1081 ve 2607 nolu parsellerle ilgili usul ve yasaya uygun aleyhindeki hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 12.20 YTL kalan peşin harcın onama harcına mahsubuna,
2- Davacı …’ın temyiz itirazlarına gelince: Mahkemece hüküm yerinde yazılı gerekçelerle ve özellikle taşınmazların öncesinin 1942 yılında yapılan tahditte orman sınırları içine alınmış olup bilahare yapılmış olan işlemlerin taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceği ve dolayısıyla hazine adına tapulu olma durumunun devam ettiği düşüncesiyle yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Davacı üç ayrı tapu kaydına dayanmıştır, yerel bilirkişi bu kayıtlardan C.Evvel 1282 tarih 176 tarihli tapu kaydının taşınmazlara uyduğu, diğer iki tapunun uymadığını bildirmiş ise de, 176 sıra nolu tapu

kaydının uyduğu yolundaki sözleri de soyut içerikli olması yanında komşu parsel kayıtlarıyla da doğrulanmamıştır. … her yerde rastlanabilen doğal sınırlardan olmasına nazaran kaydın uygunluğunun kabulü için … tarlası ile … tarlasının yerlerinin arazi üzerinde belirlenmesi gerekir. Yerel bilirkişi … yerini 1089 nolu, Kadir tarlasının 1080 nolu parsele konu olan yerler olduğunu söylemiş ise de söz konusu parsellerin tesbitlerinin tapu kaydına dayalı olarak yapılmadıkları görüldüğü gibi, tutanaklarının edinme yerinde …’den kaldıkları yönünde bir açıklamayada yer verilmemiştir. … tarlasının orman içerisinde kaldığı beyan edilmekle beraber keza neresi olduğu gösterilmemiştir. Hal böyle olunca kaydın taşınmazlara uyduğu yolundaki yerel bilirkişi düşüncesine katılma olanağı yoktur. Kaldı ki, kaydın taşınmazlara uyduğu konusunda mahkemenin bir kabulüde bulunmamaktadır. Ne varki, taşınmazların 1952 yılında yapılan maki tefrik komisyonu çalışmaları sonucunda makilik alan olarak ayrıldığı dosya içeriği ile ve yapılan araştırmayla belirlenmiştir. Bu hususta mahkemenin kabulündedir. Orman bilirkişisi tarafından makilik olarak ayrılan bu alanın koruma makiliği olmadığı da açıkça bildirilmiştir. 22.3.1996 tarih 1993/5-1996/1 esas ve karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında 3116 sayılı Orman Yasasının 5653 sayılı yasayla değişik 1/c maddesine göre çıkarılan makilik ve orman sahalarının birleştiği yerlerde orman sınırlarının tesbitine ait yönetmelikle bu yönetmelik uyarınca kurulan maki komisyonlarının ve yaptıkları işlemlerin geçerli olduğu kabul edilmiştir. Taşınmazların hazine adına tapuya bağlandığı yolunda hazinenin bir iddiası bulunmadığı gibi bu yönde herhangi bir kayıt ve belgede ibraz edilmemiştir. Koruma makiliği olmayan yerler orman sayılan yerlerden olmadığından zilyetlikle iktisabı mümkündür. Bilgisine başvurulan yerel bilirkişi ve tanıklar davacı … ile babası …’nın taşınmazlarda kadastro tesbit tarihine kadar 20 yılı aşkın süreyle çekişmesiz ve malik sıfatıyla zilyet olduğunu söylemişlerdir. Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgular karşısında mahkemece taşınmazların kuru yada sulu arazi olup olmadığı yönünden mercileri nezdinde araştırma yapılıp bu konuda bilirkişiden de mütalaa alındıktan ve ayrıca davacı adına belgesiz zilyetliğe dayalı olarak taşınmaz tesbit ve tescil edilen yerler olup olmadığı konusunda araştırma yapılıp engeli bulunmadığı takdirde taşınmazların davacı adına tesciline karar vermek gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek dosya içeriğine

aykırı düşüncelerle yazılı olduğu üzere davanın reddi yoluna gidilmiş olması doğru değildir.
Davacı …’ın temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile 1085, 1086, 1087, 1088 ve 1090 nolu parsellere hasren hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 450 YTL vekalet ücretinin davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı … ‘a geri verilmesine 6.6.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.