Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/7908 E. 2023/327 K. 07.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7908
KARAR NO : 2023/327
KARAR TARİHİ : 07.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260. maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
… Cumhuriyet Başsavcılığının 11.01.2016 tarih ve 2016/64 sayılı iddianamesi ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 141. maddesinin birinci fıkrası, 53. maddesi ve 58. maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle açılan dava sonucunda … Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.05.2016 tarihli ve 2016/31 Esas, 2016/515 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141. maddesinin birinci fıkrası, 53. maddesi ve 58. maddesinin yedinci fıkrası ve uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği suç konusu aracı 2.000,00 TL karşılığında Suriye uyruklu bir şahıstan satın aldığına ve çalıntı olduğunu bilmediğine ve diğer nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Mağdurun tamir edilmesi için tanık …’ın iş yerine bırakmış olduğu aracın, 16.07.2014 günü anahtarı üzerinde iken açık alanda park edilmiş halde bulunduğu esnada saat 14.20 ile 15.00 arasında çalındığı, 24.07.2014 günü kovalama sonucunda aracın terk halde ele geçirildiği, araç içerisinde sanık adına düzenlenmiş olan tebliğ evrakının bulunması üzerine sanığın tespit edildiği anlaşılmıştır.
2. Tanık … aşamalardaki beyanlarında aracı tamir ettikten sonra iş yerinin yan tarafına parkederek anahtarı üzerinde bıraktığını belirtmiştir.
3. Sanık soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı tarafından alınan ifadesinde aracı mağdurun akrabası olduğunu bildiği, açık kimlik ve adresini bilmediği bir Suriye uyruklu şahıstan 2.000,00 TL karşılığında satın aldığını, çalıntı olduğunu bilmediğini, kaçmasının sebebinin başka bir yargılama kapsamında tutuklanmaktan korkması olduğunu; kovuşturma aşamasında mahkeme huzurundaki savunmasında ise aracı kaçakçılık suçunda kullanmak üzere ismini bilmediği bir Suriyeliden satın aldığını ifade etmiştir.
4. Sanığın adli sicil kaydı dosya içerisinde mevcuttur.
IV. GEREKÇE
1.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/06/2014 tarih, 2013/13-203 Esas ve 2014/308 Karar sayılı kararında; “Suç tarihinde ekonomik değeri yüksek olan bir aracı kimlik bilgilerini ve açık adresini bilmediği arkadaşı “…” lakaplı … isimli kişiden emanet aldığını söylemesi, aşamalarda aracı emanet aldığı bu kişinin ismini kısmen değiştirerek ifade etmesi, soruşturma ve kovuşturma makamlarının ısrarına rağmen aracı emanet aldığını iddia ettiği kişiye ait kimlik ve adres bilgileri vermekten kaçınması ve sabıkalı geçmişi de dikkate alındığında hırsızlık suçlamasıyla muhatap olan sanığın sadece hayali bir isim zikretmekle suçlamadan kurtulmayacağını bilecek yaşam ve adli tecrübeye sahip olması ve gerçekte var olan bir kişiden aracı emanet alması durumunda suçlamadan kurtulmaya yönelik olarak aracı emanet aldığını söylediği kişinin bulunması için daha etkin bir çaba göstermesi gerektiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eyleminin suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunu değil, hırsızlık suçunu oluşturduğunun kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.” şeklindeki açıklamalar ışığında, suça konu aracı kullanırken görülmesi üzerine dur ihtarına uymayarak kaçan sanığın suça konu aracı kimlik ve adresini bilmediği Suriye uyruklu bir şahıstan kaçakçılık suçunda kullanmak üzere satın aldığını savunması ve satın aldığına ilişkin bir faturada sunamadığının anlaşılması karşısında hakkında hırsızlık suçundan mahkumiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3. 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, sanığın eylemine uyan TCK’nın 141/1. maddesinde düzenlenen suçun uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (3) numaralı bentte açıklanan nedenle … Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.05.2016 tarihli ve 2016/31 Esas, 2016/515 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.02.2023 tarihinde karar verildi.