Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/16739 E. 2022/9232 K. 22.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/16739
KARAR NO : 2022/9232
KARAR TARİHİ : 22.11.2022

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Uygulama Kadastrosu
İLK DERECE MAHKEMESİ : Hatay Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında Hatay Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacılar tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacılar tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Uygulama kadastrosu sırasında, …, İli …., İlçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan ve tapuda davacılar … ve … adına kayıtlı bulunan eski 284 parsel sayılı 1.192,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 4379 ada 3 parsel numarasıyla ve 1.193,63 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda davacı … adına kayıtlı eski 285 parsel sayılı 704,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 4379 ada 4 parsel numarasıyla ve 633,19 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiş; yine tapuda davacılar … ve … adına kayıtlı bulunan eski 286 parsel sayılı 872,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 4379 ada 7 parsel numarasıyla 867,36 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edildikten sonra; kadastro komisyon kararı ile yüzölçümü 915,94 metrekare olarak düzeltilmiştir.
Davacılar, uygulama kadastrosunun hatalı yapılması nedeniyle kendilerine ait 284, 285 ve 286 parsel sayılı taşınmazların yüzölçümünün eksildiği iddiasına dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, 4379 ada 7 (eski 286), 4379 ada 4 (eski 285), 4379 ada 3 (eski 284) sayılı parsellerin uygulama tespiti gibi tesciline, … bakımından ise davanın husumetten reddine karar verilmiş; hükmün, davacılar tarafından istinaf edilmesi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, hüküm yine davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, uygulama kadastrosunun usulüne uygun şekilde yapıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ise de, araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosuna itiraz niteliğinde olup, bu tür davalarda husumetin, uygulama sonucunda itiraz edenin taşınmazı aleyhine yüzölçümü artan ya da lehine ortak sınır değiştirilen taşınmazların maliklerine yöneltilmesi gerekir. Ancak, uygulama kadastrosu sonucunda lehine sınır değişikliği yapılan veya yüzölçümü artan taşınmaz veya taşınmazların bulunmaması halinde Kadastro Müdürlüğüne husumet yöneltilerek de dava açılabilir.
Öte yandan, uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.
Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, çekişmeli taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi fen bilirkişisinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında çekişmeli taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişisine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişisi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişisinden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Teknik bilirkişiden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve “ada raporu” ile “uygulama tutanağı ve haritasını” irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise çekişmeli taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda ise, davacılar, dava dilekçesinde sadece kendilerinin malik olduğu taşınmazları yazarak Kadastro Müdürlüğü ile … ve diğerlerine husumet yönelterek dava açmış olup, mahkemece davacı tarafa, kendilerine ait taşınmazların aleyhine yüzölçümü artan ya da lehine ortak sınır değiştirilen taşınmazların hangileri olduğu ve bu taşınmazların ada parsel numaralarının bildirilmesi için süre ve imkan tanınmamış; dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen şahıslara hangi taşınmazlar nedeniyle husumet yöneltildiği sorulup saptanmamış; bundan ayrı olarak mülkiyeti kendilerine ait olan 284, 285 ve 286 parsel sayılı taşınmazların ortak sınırlarında hata yapıldığı yönünde bir itirazları olup olmadığı, var ise buna göre kadastro müdürlüğünün somut olayda husumet ehliyetinin bulunabileceği üzerinde de durulmamıştır.
Bundan ayrı olarak, yukarıda ayrıntısı ile açıklandığı şekilde bir araştırma ve inceleme de yapılmamış; keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda sadece uygulama kadastrosu sınırı ile davacı ve davalı tarafın gösterdiği sınırı kroki üzerinde işaretlemiş, tesis kadastrosu ile uygulama kadastrosu paftası dahi çakıştırılmamış olup, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca Mahkemece; davacı tarafa süre ve imkan tanınarak kendilerine ait taşınmazların aleyhine yüzölçümü artan ya da lehine ortak sınır değiştirilen taşınmazların hangileri olduğu ve bu taşınmazların ada parsel numaralarının bildirmesi ve kendilerine ait taşınmazların ortak sınırlarına ilişkin bir itirazlarının olup olmadığının bildirilmesi istenerek dava dilekçesi açıklattırılmalı; bundan sonra bildirilen davalı taşınmazların uygulama kadastro tutanak asılları davalı hale getirilerek dosya arasına konulmalı, yine bildirilen bu taşınmazların tapu kayıtları dosya arasına alınarak taraf teşkili denetlenmeli, bundan sonra yukarıda belirtilen ilkelere uygun şekilde araştırma ve inceleme yapılarak bir hüküm verilmelidir. Mahkemece belirtilen şekilde araştırma veinceleme yapılmaksızın ve davanın kapsamı dahi belirlenmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de eski 286 yeni 4379 ada 7 parsel sayılı taşınmazın kadastro komisyon kararı ile yüzölçümü değiştiği halde bu husus dahi dikkate alınmaksızın, bu parsel hakkında da “uygulama tespiti gibi tesciline” karar verilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle, davacıların yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 14.06.2021 tarihli ve 2020/2005 Esas, 2021/804 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 22.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.