YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/846
KARAR NO : 2022/7107
KARAR TARİHİ : 22.11.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Davanın Kabulü
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03.09.2018 tarihinde verilen dilekçeyle 5403 sayılı Kanunun 8/i maddesi gereğince önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil talep edilmesi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 01.11.2021 tarihli hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 22.11.2022 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. … ile diğer taraftan davacı vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Dava, 5403 sayılı Yasanın 8/i maddesi gereğince önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı tarafından gönderilen Büyükçekmece 6. Noterliğinin 04.06.2018 tarihli ihbarnamesi ile davalının, vekil edenine ait 157 ada 6 parsel sayılı taşınmaza sınırdaş olan 8 No’lu parseli satın aldığını bildirdiğini, satış bedelinin önalım hakkını engellemek amacıyla muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini ileri sürerek, dava konusu 157 ada 8 parsel sayılı taşınmazın, mahkemece belirlenecek gerçek bedeli üzerinden davalı adına olan tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 5403 sayılı Yasanın 8/i maddesi gereğince davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, satış işleminde bedelde muvazaa yapılmadığını, dava konusu taşınmazın tarla olmadığını, belediyeden mücavir alan içerisinde yer alan ve imara açılacak arsa vasfında olduğuna yönelik bilgi verildiği için satın alındığını, bu sebeple taşınmazın 5403 sayılı Yasanın 8/i maddesine dayalı önalım davasına konu olamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf talebi Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince esastan reddedilmiştir.
Hükmün, davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 23.03.2021 tarihli ve 2021/351 Esas, 2027 Karar sayılı ilamıyla özetle; davaya konu 157 ada 8 parsel sayılı taşınmazın tapuda zeytinlik vasfıyla kayıtlı olduğu, dosya kapsamına alınan Ayvacık Belediyesinin 03.10.2019 tarihli yazısına göre taşınmazın, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğünün Balıkesir-Çanakkale planlama bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında günübirlik tesis alanında kaldığının bildirildiği, söz konusu Planın 4.25. maddesinde günübirlik turizm alanın “yeme-içme, dinlenme, eğlence ve spor imkanlarından birkaçını günübirlik olarak sağlayan, konaklama yapılmayan tesislerin yer aldığı alanlar” olarak tanımlandığı; yerel mahkemece, dava konusu taşınmazın tarım arazisi olarak kabulü ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de bahsedilen 1/100.000 ölçekli Balıkesir-Çanakkale Çevre Düzeni Planının dikkate alınmadığının anlaşıldığı; bu durumda mahkemece, öncelikle ilçe tarım müdürlüğüne yazı yazılarak dava konusu taşınmazın 5403 sayılı Kanunun 3/d maddesi kapsamında bulunan tarım arazisi niteliğinde olup olmadığının sorulması, gelen yazı cevabı ve 1/100.000 ölçekli Balıkesir- Çanakkale Çevre Düzeni Planındaki durumu gözetilerek taşınmazın niteliğinin tam olarak belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; Ayvacık İlçe Tarım Müdürlüğünün 04.10.2021 tarihli cevabi yazısında, Çanakkale İl Tarım Müdürlüğü teknik ekiplerince mahallinde 24.09.2021 tarihinde inceleme yapıldığı ve dava konusu 157 ada 8 parsel sayılı taşınmazın 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 3/d maddesi kapsamında belirtilen alanlardan olup tarım arazisi niteliğinde olduğu, ayrıca 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkındaki Kanun hükümleri gereği “zeytinlik saha” olarak tanımlanan arazilerden olduğunun bildirildiği; taşınmazın davalı tarafından satın alındığı ve davanın açıldığı tarih itibariyle yapılıp kesinleşmiş bir imar uygulamasının mevcut olmadığı, arsa vasfı taşımadığı, köy yerleşim yeri, meskun mahal içerisinde veya civarında kalmadığı, fiili kullanım durumuna göre tarımsal arazi niteliğinin değişmediği ve 80-90 yaşlarında zeytin ağaçları ile kaplı olduğu, ağaçların bakımının yapılmış olup tarımsal üretime müsait olduğu, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun kapsamında kaldığı ve 8/İ maddesi gereğince davacının ön alım hakkına sahip olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 23.03.2021 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ise de gerekleri tam olarak yerine getirilmemiş; bozma ilamında, Ayvacık Belediyesinin 03.10.2019 tarihli yazısına göre dava konusu taşınmazın, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğünün Balıkesir-Çanakkale planlama bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında günübirlik tesis alanında kaldığı bildirildiğinden, taşınmazın belirtilen çevre düzeni planındaki durumunun da gözetilerek niteliğinin tam olarak belirlenmesinden sonra bir karar verilmesi gereğine değinilmiş ise de mahkemece, bu hususta herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 17.02.2016 onay tarihli Balıkesir-Çanakkale planlama bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının yürürlükte olup olmadığı ilgili makamlardan sorulmalı; gerektiği taktirde mahallinde yeniden keşif yapılarak konusunda uzman bilirkişilerden rapor alınmak suretiyle dava konusu taşınmazın tarım arazisi ya da günübirlik tesis olup olmadığının açıklığa kavuşturulduktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş; bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
8.400,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Peşin yatırılan harcın yatırana iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
22.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.