Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2022/5417 E. 2023/526 K. 26.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/5417
KARAR NO : 2023/526
KARAR TARİHİ : 26.01.2023

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
İçişleri Bakanlığının sanık …’a yüklenen rüşvet alma suçu haricinde sanıklara yüklenen diğer tüm suçlardan, Sarp Gümrük Müdürlüğünün göçmen kaçakçılığı, rüşvet verme ve sanık …’a yüklenen rüşvet alma suçlarından, Hazinenin ise 5607 sayılı Kanun’a muhalefet ve göçmen kaçakçılığı suçlarından doğrudan zarar görmedikleri, bu itibarla davalara katılmalarına yasal olanak bulunmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK’un 317. maddesine göre vekillerinin anılan suçlardan verilen hükümlere ilişkin temyiz taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE, CMK’nın 260/1. maddesine göre sanık …’a yüklenen rüşvet alma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan … ile tüm sanıklara yüklenen rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma haklarının bulunması ve hükümlerin vekilleri tarafından 7417 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 05/07/2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Yasa’nın değişiklik öncesindeki 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca Hazinenin, keza usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu nazara alındığında da, aynı Kanun’un 7417 sayılı Yasa’nın 40. maddesiyle değişik 18/2. madde ve fıkra hükmü gereğince İçişleri Bakanlığının başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı, tebliğname ve ek tebliğname başlıklarında adına yer verilen … hakkında verilen kamu davasının reddi hükmüne yönelik temyiz talebi bulunmadığı gözetilerek; başvurularının kapsamına göre incelemenin, katılanlardan Hazine vekilinin tüm sanıklar hakkında rüşvet alma ve rüşvet verme, … vekilinin sanık … hakkında rüşvet alma suçundan verilen beraat, … vekilinin tüm sanıklar hakkında kaçakçılık ve sanık … dışındaki tüm sanıklar hakkında rüşvet alma suçundan verilen beraat, O yer Cumhuriyet savcısının sanıklardan … (6 numaralı kaçakçılık, 2 numaralı göçmen kaçakçılığı, 7 ve 19 numaralı rüşvet olayları ile ilgili), … (9 numaralı kaçakçılık ve 21 numaralı rüşvet olayları ile ilgili), … (9-12 numaralı kaçakçılık ve 7 numaralı rüşvet olayları ile ilgili), … (9 numaralı kaçakçılık olayı ile ilgili), … (6 numaralı kaçakçılık ve 7 numaralı rüşvet olayları ile ilgili), … (2 numaralı göçmen kaçakçılığı ve 19 numaralı rüşvet olayları ile ilgili), … (2 numaralı göçmen kaçakçılığı ve 19 numaralı rüşvet olayları ile ilgili) ve … (2 numaralı göçmen kaçakçılığı ve 19 numaralı rüşvet olayları ile ilgili) hakkındaki beraat hükümlerine, sanıklar …, …, …, …, …, … ve … müdafiilerinin müvekkilleri haklarında, sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … (…)’nun haklarında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.06.2007 tarihli ve 2007/57-130 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; aralarında bağlantı olsa dahi sahtecilik dışındaki diğer suçların yargılamalarının kaçakçılık suçu yargılaması ile birlikte yapılamayacağı gözetilmeden, suç ve hüküm tarihlerinde yürürlükte bulunan 5607 sayılı Kanun’un 17/2. maddesine aykırı olarak sanıklar haklarında rüşvet alma, rüşvet verme, göçmen kaçakçılığı ve 5607 sayılı Yasa’ya muhalefet suçlarından açılan davaların yargılamalarının birlikte yapılarak yazılı şekilde hükümler tesisi,
5607 sayılı Yasa’ya muhalefet suçundan verilen iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararlarına istinaden gerçekleştirilen telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında tespiti yapılan katalog suçlardan rüşvet suçuna ilişkin görüşme içeriklerinin 5271 sayılı CMK’nın 138. maddesi uyarınca tesadüfen elde edilen delil niteliğinde olduğunun anlaşılması karşısında, ilgili maddenin ikinci fıkrasında yer alan “Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, 135 inci maddenin altıncı fıkrasında sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet Savcılığına derhal bildirilir” şeklindeki düzenleme uyarınca, söz konusu görüşmelerin Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilme şekli ve zamanı araştırılıp kanıt değerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi, söz konusu iletişimin tespiti tutanaklarının hukuka aykırı delil niteliğinde olduğunun anlaşılması halinde bu deliller dışlanmak suretiyle dosya kapsamındaki diğer delillerin değerlendirilmesi sonrasında hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,
İddianamenin sevklere ilişkin son bölümünde sanıklardan …, … ve … hakkında 12, … hakkında 9, … hakkında 14 numaralı kaçakçılık olaylarına yer verilmediğinden, bu olaylar yönünden usulüne uygun şekilde kamu davası açılmadığı halde hükümler kurularak CMK’nın 225/1. maddesine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … (…)’nun, sanıklar …, …, …, …, …, … ve … müdafiilerinin, katılanlar …, … ve Hazine vekillerinin ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 26.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.