YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9912
KARAR NO : 2023/511
KARAR TARİHİ : 21.02.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
Sanık müdafiinin temyiz istemi yönünden, sanık müdafii tarafından kanunî süresi içinde 11.11.2022 tarihli dilekçe ile hükmün temyiz edilmesinden önce, sanığın, tutuklu olarak bulunduğu cezaevi kanalıyla … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderdiği 07.11.2022 tarihli dilekçe ile temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği ve bu nedenle oluşan tereddütün giderilmesi için cezaevinde ifadesi alınan sanığın temyiz isteminden vazgeçtiğini yinelediği anlaşılmıştır.
Katılan vekilinin temyiz istemi yönünden, İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.09.2022 tarihli ve 2022/87 Esas, 2022/177 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 28.10.2022 tarihli ve 2022/2460 Esas, 2022/2571 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanığın temyizden feragat etmesi nedeniyle katılan vekilinin temyiz istemi ile sınırlı olarak temyiz incelemesi yapılıp, katılan vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren 13.12.2022 tarihli ve 2022/150442 sayılı Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz sebepleri; sanığın sübutu kabul edilen eylemi olası kastla işlemesine rağmen bilinçli taksirle işlediği kabul edilip, suç vasfında yanılgıya düşülerek, sanığa eksik ceza tayin edildiğine ve katılan … lehine tek maktu vekâlet ücreti hükmedilmesiyle yetinilip, adı geçenin mağdur çocukları Miray ve … için ayrıca vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmediğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. İlk Derece Mahkemesince, 12.03.2022 tanzim tarihli ölümlü/yaralamalı trafik kazası tespit tutanağı ve tutanakta yer alan kaza yeri krokisi, 14.03.2022 tanzim tarihli olay yeri inceleme raporu ile rapora ekli olay yeri genel ve basit krokisi, olay yerinde Mobil Elektronik Sistem Entegrasyonu (MOBESE) kameraları ya da kaza anını gösteren herhangi bir kamera görüntüsünün bulunmadığına dair kolluk görevlilerince düzenlenen 12.03.2022 ve 31.03.2022 tarihli araştırma tutanakları, kazaya karışan sürücülerin alkollü olup olmadığını tespite yönelik 12.03.2022 tarihli tıbbî laboratuvar tetkik sonuç raporu ile aynı tarihli alkol raporu, kazaya karışan sürücülerle yolcuların … durumlarına ilişkin genel adlî muayene raporları, mağdur sürücüyle ilgili 28.03.2022 tarihli kati rapor formu ve ölen yolcuyla ilgili 23.03.2022 tarihli ölü muayene tutanağı, kovuşturma evresinde 03.06.2022 tarihinde yapılan keşfe dayalı olarak polis memuru bilirkişi tarafından hazırlanan 17.06.2022 tarihli bilirkişi raporu, kovuşturma evresinde alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 18.08.2022 tarihli raporu başta olmak üzere dosyada mevcut bilgi ve belgeler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede;
Sanık sürücü …’nin, sevk ve idaresindeki otomobil ile 12.03.2022 tarihinde saat 20.00 sıralarında, bulutlu havada, gece vakti, aydınlatması mevcut ve azami hız limitinin 110 kilometre/saat olarak belirlendiği yerleşim yeri dışında, emniyet şeridi ile beraber toplam 9 metre genişliğindeki bölünmüş, tek yönlü, iki şeritli, asfalt kaplama, yüzeyi kuru, yatay güzergahı düz, düşey güzergahı eğimli devlet yolunda, yolcu koltuğunda oturan arkadaşı tanık … ile birlikte … istikametinden 19 Mayıs istikametine seyir hâlindeyken, ön ilerisinde kendisiyle aynı yönde seyir hâlinde olan katılan …’ın yönetimindeki otomobilin arka kısımlarına, idaresindeki aracın sol ön kısımlarıyla sağ şeritte çarptığı, çarpmanın akabinde sanığın idaresindeki aracın 32 metre ileride sağdan yol dışı kalıp, 20 metre ileride son konumunu aldığı, katılan …’ın yönetimindeki aracın ise sola savrulup, 28 metre ileride orta refüj bariyerlerine çarptığı ve toplamda 87 metre ileride ters istikamete dönmüş vaziyette sol şerit üzerinde son konumunu aldığı, her iki aracın hızı ve fren izi uzunluğuna ilişkin herhangi bir belirleme yapılmadığı, aynı gün saat 20.49’da istenilen tetkike göre sanığın 198.7 miligram / desilitre – 1,98 promil alkollü, katılan …’ın ise 21.11’de yapılan ölçümde alkolsüz olduklarının belirlendiği, ayrıca, katılan …’ın (B sınıfı) sürücü belgesi mevcut olmasına rağmen sanığın (B sınıfı) sürücü belgesinin daha önce daimi olarak iptal edildiğinin tespit edildiği, meydana gelen trafik kazasından dolayı katılan …’ın yönetimindeki aracın sağ arka yolcu koltuğunda oturan eşi …’in tedavi gördüğü hastanede 23.03.2022 tarihinde trafik kazasıyla oluşması mümkün künt travma sonucu meydana gelen beyin kanaması, her iki akciğer hasarı, karaciğer ve safra kesesi hasarı, çok sayıda vücut kemik kırığı ve ağır genel vücut travmasına bağlı gelişen komplikasyonlar nedeniyle öldüğü, katılan … ile ölen eşinin müşterek çocukları olup, ölenin sol tarafında oturan kayden 20.09.2019 doğumlu Miray’ın sağ alnında kızarıklıkla sol yanağındaki çizik, kayden 10.10.2017 doğumlu …’nin alnındaki şişlikle hassasiyet nedeniyle etkisi basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilir ölçüde hafif nitelikte, katılan …’ın ise hayat fonksiyonlarını hafif (1.) derecede etkileyen kaburga kırığı oluşacak şekilde yaralandıkları, olayın başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçlarının bu şekilde gerçekleştiği kabul edilmiştir.
2. Katılan …, kendisinin sağ şeritte 60 – 70 kilometre hızla seyir hâlindeyken bir anda ne olduğunu anlamadan aracının savrulduğunu, şerit değiştirmesinin söz konusu olmadığını, kar yağışının kazadan sonra başladığını, kaza anında yol yüzeyinin kuru olduğunu, kazanın meydana gelmesinde hiçbir kusurunun bulunmadığını, kaza nedeniyle eşinin öldüğünü, kendisinin ve çocuklarının yaralandığını, hem kendi hem de yaşı küçük çocukları adına sanıktan şikâyetçi olduğunu beyan etmiş, duruşmanın 16.05.2022 tarihli ilk oturumunda davaya katılmasına karar verilmiştir.
3. Sanık …, kazadan yaklaşık yarım saat önce iki adet bira içtiğini, sarhoş olmadığını, kaza esnasında hızının 100 – 110 kilometre civarında olduğunu, kendisiyle aynı istikamette seyreden katılan …’ın idaresindeki otomobilin hızının daha düşük olduğunu, kazadan önce kar yağdığı için asfalt üzerinde kar bulunduğunu, katılan …’ın sol şeritte ilerlerken aniden sağ şeride geçmesinden dolayı kazanın meydana geldiğini, kendisinin sağa manevra yapmasına rağmen duramadığını ve kusursuz olduğunu beyanla üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
4. Tanık …, sanığın öndeki araca çarpmamak için direksiyonu sağa çevirmesine rağmen çarpışmayı engelleyemediğini ifade etmiş ve aşamalarda sanığın savunmasını doğrular nitelikte anlatımda bulunmuştur.
5. Tarafların kusur durumlarına ilişkin 12.03.2022 tanzim tarihli ölümlü/yaralamalı trafik kazası tespit tutanağında, sanık idaresindeki aracın ön kısımlarının aynı istikamette sol şeritte seyreden katılan …’ın yönetimindeki aracın sol arka kısımlarına çarpması sonucu kazanın meydana geldiği açıklanarak, sanığın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 84. maddesindeki “Arkadan çarpma” kuralını ihlal etmesi nedeniyle asli ve tam kusurlu olduğu, katılan …’ın herhangi bir kusurunun bulunmadığı, kovuşturma evresinde 03.06.2022 tarihinde yapılan keşfe dayalı olarak polis memuru bilirkişi tarafından hazırlanan 17.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda, sanık idaresindeki aracın sol ön kısımlarının aynı istikamette sol şeritte seyreden katılan …’ın yönetimindeki aracın sağ arka kısımlarına orta şerit çizgisi üzerinde çarpması sonucu kazanın meydana geldiği yönünde oluşan kanaatle sanığın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin etkisi altında … sürme yasağı” başlıklı 48. maddesini, 56. maddesindeki “Sürücüler önlerinde giden araçları yönetmelikte belirtilen güvenli ve yeterli bir mesafeden izlemek zorundadırlar.” ve 84. maddesindeki “Arkadan çarpma” kurallarını ihlal etmesi nedeniyle asli ve tam kusurlu olduğu, katılan …’ın kusurunun olmadığı, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 18.08.2022 tarihli raporunda ise, “…Tüm dosya kapsamı, kaza sonrası tutulan tutanaklarda belirtilen tespitler, kaza sonrası fotoğrafları dikkate alındığında; çarpma noktasının sağ şerit üzerinde olduğu, çarpma öncesine ait fren izi bulunmadığı görülmüş, olay mahalli yerleşim yeri dışı devlet yolu olması, mahalde belirtilen hız limiti, vakit gece ve aydınlatma bulunması, çarpma noktasının sağ şerit üzerinde olması, çarpma öncesine ait fren izi bulunmaması, çarpma öncesine ait araçların hız durumlarını belirtir ifadeler, araçlardaki hasar durumu ve özellikle ilk çarpma sonrası araçların yönelimleri ve son konumlarını aldıkları yerler dikkate alındığında müşteki sürücü … idaresindeki aracın sağa manevra yapması ile kazanın meydana gelmesi durumunda her iki aracın da sağdan yol dışı kalacakları, oysaki ki müşteki sürücü idaresindeki aracın ilk çarpma neticesi yönelimi ve son konumunu aldığı yer dikkate alındığında; dava konusu kazanın sanık sürücünün idaresindeki araçla seyri sırasında dikkatini yola vermemesi, kendisiyle aynı istikamette önünde seyreden aracın varlığına rağmen bu araca mevcut hızıyla tehlikeli şekilde yaklaşıp zamanında etkin tedbir alamadan bu araca arkadan çarpması ile meydana geldiği, bu haliyle kazanın sanık sürücünün dikkatsiz ve tedbirsiz şekilde seyri neticesinde gerçekleştiği…” biçimindeki görüşle sanığın asli ve tam kusurlu olduğu, katılan …’ın herhangi bir kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir.
6. İlk Derece Mahkemesince, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 18.08.2022 tarihli raporunda yer alan görüşe, olay yeri inceleme raporundaki kar yağışının olaydan sonra başladığına ve çarpışmanın sağ şeritte gerçekleştiğine dair tespite, katılan …’ın aşamalarda özde değişmeyen beyanlarına itibar edilip, kazanın oluşumunda sanığın asli ve tam kusurlu olduğu, katılan …’ın herhangi bir kusurunun bulunmadığı, ayrıca, kaza anında güvenli sürüş yeteneğini olumsuz olarak etkileyecek ölçüde alkollü olan sanığın bilinçli taksirle hareket ettiği kabul edilerek, bir kişinin ölümü ve üç kişinin yaralanmasından dolayı sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin ikinci fıkrasında tanımı yapılan taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
7. İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kurulan mahkûmiyet hükmünde, “Sanığın asli kusurlu olması, olayın gerçekleşme biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman, ölen ve yaralanan kişi sayısı, yaralanmaların mahiyeti…” biçimindeki gerekçelerle temel ceza alt sınırdan uzaklaşılıp 6 yıl hapis cezası olarak belirlenmiş, sanığın alkollü şekilde … kullanması nedeniyle suçun bilinçli taksirle işlenmesinden dolayı hükmolunan cezada 5237 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (1/3) oranında artırım yapılıp, sonuç ceza 8 yıl hapis cezası olarak tayin edilmiş, “Olayın oluş şekli, sanığın kusur durumu, suçun sanığın yasal sınır üzerinde aşırı alkollü şekilde … kullanarak bilinçli taksirle işlenmiş olması…” biçimindeki gerekçelerle sanığın sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiş, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş süreler 5237 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanığa hükmolunan hapis cezasından indirilmiş, müdafii tarafından mahkûmiyet hükmü kurulması hâlinde lehine olan kanun maddelerinin uygulanması talep edilen sanık hakkında, “Sanığın suç işledikten sonra ve yargılama aşamasındaki tutum ve davranışları, atılı suçu işlemekten dolayı samimi ve ciddi bir pişmanlığının müşahede ve tespit edilmemesi, dolayısıyla ileride suç işlemekten çekineceğine dair heyetimizce hiçbir kanaat oluşmaması, cezanın sanığın geleceği üzerinde caydırıcı olması gereken etkisi, takdiri indirim maddesinin her olayda uygulanan madde olmayıp, dosya kapsamına göre koşulları mahkeme heyetince oluştuğu kanaatine varıldığı takdirde uygulanan yasa maddesi olması karşısında, mahkeme heyetince uygulama koşulları oluşmadığı kanaatine varıldığından…” biçimindeki gerekçelerle 5237 sayılı Kanun’un “Takdiri indirim nedenleri” başlıklı 62 nci maddesi uygulanmamış, hükmedilen sonuç ceza gözetildiğinde, diğer kişiselleştirme kurumları olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi hükümlerinin yasal engelden dolayı uygulanamayacağı sonucuna varılmıştır.
8. Sanığın, adlî sicil kaydı ve resmî nüfus kayıt örneği dava dosyasında mevcut olup, kaza tarihinde 19 yaşını doldurduğu ve sabıkasız olduğu anlaşılmıştır.
9. Katılan …’ın, kendi adına asaleten, mağdur çocukları kayden 20.09.2019 doğumlu Miray ile kayden 10.10.2017 doğumlu …’ye velayeten Avukat …yi vekil olarak tayin ettiğine ilişkin … 1. Noterliğinin 21.03.2022 tarihli, 01672 yevmiye numaralı ve … 6. Noterliğinin 29.03.2022 tarihli, 06925 yevmiye numaralı vekâletnamelerinin dosyada mevcut olduğu görülmüş, vekili bulunan katılan … lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maktu vekâlet ücreti hükmedilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden;
Sanığın vekâletnameli müdafii tarafından kanunî süresi içinde 11.11.2022 tarihli dilekçe ile hükmün temyiz edilmesinden önce, sanığın, tutuklu olarak bulunduğu cezaevi kanalıyla … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderdiği 07.11.2022 tarihli dilekçe ile temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği, bu nedenle oluşan tereddütün giderilmesi için cezaevinde ifadesi alınan sanığın temyiz isteminden vazgeçtiğini yinelediği, temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu ve 5271 sayılı Kanun’un 266 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında “150 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca, kendisine müdafi atanan şüpheli veya sanıklar yararına kanun yoluna başvurulduğunda veya başvurulan kanun yolundan vazgeçildiğinde şüpheli veya sanık ile müdafiin iradesi çelişirse müdafiin iradesi geçerli sayılır.” biçiminde yer alan müdafiin iradesine üstünlük tanınması gerektiğine ilişkin istisna hâlin de söz konusu olmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun’un 266 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının, sanık müdafiinin temyiz istemi yönünden incelenmeksizin iadesine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Katılan Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
1. Katılan Vekilinin Suç Vasfına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
1. Gerek öğreti gerek yerleşmiş yargısal kararlarda yer alan kabullere göre gerçekleşmesi muhakkak görünen neticenin sanık tarafından bilinmesi ve istenmesi hâlinde doğrudan kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği durumda bilinçli taksir, öngörülebilir neticenin özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmiş olması nedeniyle öngörülmediği hâllerde ise basit taksir söz konusu olacaktır.
2. Öte yandan, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu tarafından, 1,01 promil ve üzerinde kan alkol düzeyine sahip sürücülerin bireysel farklılıkları ortadan kaldırabilecek ölçüde alkollü olduklarının, bu seviyede alkol tesiri altındaki sürücülerin emniyetli sürüş yeteneklerinin olumsuz olarak etkilendiğinin, kandaki alkol oranının her saat için ortalama 0,15 promil azaldığının bilimsel olarak kabul edilmesi gerektiği ifade edilmektedir.
3. Başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları Olay ve Olgular başlığı altında (A-1) paragrafında ayrıntılı olarak açıklanan somut olay bu çerçevede değerlendirildiğinde; kazadan yaklaşık 49 dakika sonra yapılan ölçümde 1,98 promil alkollü olduğu belirlenen sanığın, güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde alkollü olmasına rağmen direksiyon başına geçip, yönetimindeki aracı sürmeye devam ettiği, sürüşle ilgili becerilerinde azalma olduğu ve bu hâli ile yaralama ya da ölüme neden olabileceğini öngördüğü hâlde tecrübesine, şoförlük yeteneklerine, gece olması nedeniyle trafiğin az olacağına, özellikle de şansına güvendiği, böyle bir zanla objektif dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek, kendisiyle aynı istikamette önünde seyreden araca mevcut hızıyla ve fren tedbirine başvurmaksızın arkadan çarpıp, bir kişinin ölümü ile üç kişinin yaralanmasına neden olduğu, bununla birlikte tanık …’ın anlatımıyla da doğrulanan savunmasına göre son anda sağa direksiyon manevrası yapıp, çarpışmayı önlemeye çabaladığı, meydana gelen sonucu kabullenmediği ve arzulamadığı, bu nedenle olası kastın uygulanma koşullarının oluşmadığı, gerçekleşmesini istemediği ancak öngördüğü sonucun meydana gelmesini engelleyecek şekilde objektif özen yükümlülüğüne uygun davranmayan sanığın bir kişinin ölümüne ve birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma eyleminde bilinçli taksirle hareket ettiği, sonuç olarak sanığın eylemine uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Katılan Vekilinin Vekâlet Ücretine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.03.2021 tarihli ve 2021/19-11 Esas, 2021/128 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, vekâlet ücretinin tayininde esas ve ilke olarak sanıkların veya tarafların adedini ya da bir sanığın birden çok suç işlemiş olmasını değil, usûlünce açılan ve avukat tarafından takip olunan dava dosyası adedini ele almakta ve taraflara yükletilecek avukatlık ücretinin her dava dosyası için ayrı ayrı tayinini öngörmüş bulunmaktadır. Buna göre ayrı ayrı dava açılmadıkça vekâlet ücretinin de ayrı ayrı tayin ve takdiri mümkün değildir.
2. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsen anılan kararı dikkate alınarak yapılan incelemede; katılan …’ın, kendi adına asaleten, mağdur çocukları kayden 20.09.2019 doğumlu Miray ile kayden 10.10.2017 doğumlu …’ye velayeten Avukat …yi vekil olarak tayin ettiği ve hem kendi hem de yaşı küçük çocukları adına sanıktan şikâyetçi olup, duruşmanın 16.05.2022 tarihli ilk oturumunda davaya katılmasına karar verildiği, adı geçen vekilin, katılan …’ın yanı sıra katılan … ile ölenin mağdur çocuklarının vekilliğini üstlendiği anlaşılmakla, kendi adına asaleten, mağdur çocukları adına velayeten davaya katılan … lehine tek maktu vekâlet ücreti hükmedilmesiyle yetinilip, adı geçenin mağdur çocukları için ayrıca vekâlet ücreti takdir edilmemesinde, katılan … ile yaşı küçük çocuklarının kendilerini aynı vekil ile temsil ettirmiş olmaları nedeniyle bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçe başlığında (A) harfiyle gösterilen alt başlıkta açıklanan nedenle 5271 sayılı Kanun’un 266 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık müdafiinin temyiz istemi yönünden dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
B. Katılan Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçe başlığında (B) harfiyle gösterilen alt başlıkta açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 28.10.2022 tarihli ve 2022/2460 Esas, 2022/2571 Karar sayılı kararında katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.02.2023 tarihinde karar verildi.