Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2006/292 E. 2006/5952 K. 30.06.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/292
KARAR NO : 2006/5952
KARAR TARİHİ : 30.06.2006

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen tesbite itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda: Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin Gazipaşa Kadastro Mahkemesinden verilen 28.6.2001 gün ve 89/32 sayılı hükmün duruşma yapılması isteğiyle Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili ile davalılardan … … vekili tarafından istenilmiş olmakla işin duruşmaya tabi olduğu belirlendikten sonra 9.4.2002 Salı günü için taraflara gönderilen çağrı kağıdı üzerine hükmü temyiz eden davalı … … vekili avukat … … ile davacılar … … mirasçıları … … ve müşterekleri vekili avukat … … geldi, karşı tarafdan müdahiller … … ve müşterekleri vekili avukat … …’in hazır oldukları anlaşılmakla duruşmaya başlandı, temyiz isteğinin süresinde olduğu tesbit edilmekle hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Kadastro sırasında 124 ve 383 parsel sayılı… metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar asliye hukuk mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malikhaneleri açık bırakılmak suretiyle 123 ve 125 parsel sayılı 51300 ve 10000 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar ise tapu kayıtları nedeniyle ayrı ayrı … … ve arkadaşları ile M…. … adlarına tesbit edilmiş ve taşınmazlarda zilyet olan şahıslar tutanakların beyanlar hanesinde gösterilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde … … tarafından (daha sonra 124 ve 383 parsel numarasını alan taşınmazlar hakkında) … aleyhine açılan elatma-

nın önlenmesi ve… aleyhine açılan elatmanın önlenmesi ve kal davaları tapulama mahkemesine aktarılmıştır. İtirazları tapulama komisyonunda reddedilmekle; 123 nolu parsel hakkında … vs, 125 nolu parsel hakkında ise … vs, tarafından irsen intikale, imar-ihya ve zilyetliğe dayanılarak ayrı davalar açılmıştır. Tüm davalar birleştirilerek görülmüştür. … vs benzer nedenlere yanında revizyon tapularının taşınmazlara uymadığına ve uysa bile hukuki kıymetlerini kaybettiğine dayanarak davalara katılmışlardır. Mahkemece, bir kısım davacı ve katılanın davalarının kabulüne, … … ile diğer bir kısım davacı ve katılanın davalarının ise reddine karar verilmiş, hüküm davacı-davalı … … ile davalı ………. … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece hüküm yerinde yazılı gerekçelerle vede özellikle ortada kesin hükmün olmadığı ve dayanılan tapu kayıtlarının da yazılı sınırlarına göre taşınmazlara uygunluğunun kesin olarak saptanamadığı düşüncesiyle zilyetlik durumu ve süresi nazara alınarak yazılı olduğu üzere karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Davacı-davalı … … ile davalı … … … pay sahibi bulundukları kayıtların ilk geldisi olan haziran 1329 tarih 7 nolu tapu kaydının sınırları doğusu kahyalar tariki ve mehmete ağa tarlası batısı alaiye (Alanya) tariki kuzeyi hisarcıklı tarlası ve güneyi tahta başı çelebi tarlası okumaktadır. Daha önce Asliye Mahkemesinde açılan elatmanın önlenmesi ile tapu iptali isteğiyle ilgili davaları nedeniyle değişik tarihlerde yapılan keşifler sırasında yapılan uygulamalarda dayanılan tapu kayıtlarının taşınmazlar dahil geniş bir alanı kapsadığı belirlenmiş ve verilen kararlar Yargıtay denetiminden de geçmiş bulunmaktadır. Usulün 237 maddesinin aradığı tüm koşullar mevcut bulunmadığına göre ortada kesin hükmün varlığından söz etme olanağı yoktur. Ne varki, yukarıda da açıklandığı üzere vede teknik bilirkişiler tarafından düzenlenen 14.12.1959 ve 18.5.1978 tarihli krokilerin de izlendiği ve özellikle eski Alanya yolu (kahyalar)yolunun güzergahı göz önünde bulundurulduğunda tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazlar la daha batıkda ki geniş bir alanı kapsadığı anlaşılmakla aksi yöndeki mahkemenin kabulüne katılma olanağı yoktur. Hal böyle olunca, üzerinde

durulacak husus tapu maliki … in öldüğü 1330(1914) tarihi ile kaydın intikal gördüğü Mart 1949 tarihine kadar ki zaman süresinde taşınmazlarda kim yada kimlerin zilyet ettiğidir. Gerek asliye mahkemelerinde yapılan keşifler sırasında ve gerekse eldeki iş bu dava nedeniyle yapılan keşif sırasında bu yön üzerinde durulmamış bilirkişilerden bu hususlarla ilgili bilgileri sorulmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde taraflardan taşınmazları ve öncesini iyi bilen elverdiğince yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, daha sonra önceki keşiflerde dinlenen ve hayatta bulunan yerel bilirkişi ve tanıklarla taraflarca gösterilecek tanıklar vede tutanak bilirkişileri eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak bilirkişi ve tanıklardan taşınmazlarda kim yada kimlerin zilyet ettiklerinin zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli. Gerektiğinde komşu parsellerin maliki yada zilyetlerinin bu konuda tanık sıfatıyla bilgilerine başvurulmalı, uyuşmazlığın 124 ve 383 nolu parseller yönünden 3402 K.Y.nın 30/2 maddesi uyarınca çözümlenmesi gereken bir nitelik arz ettiği de nazara alınarak lüzum görülecek deliller resen toplanmalı, bilirkişi ve tanık sözlerine göre davada … 1374 tarihli arazi kanunnamesinin 20 ve 78 ve 3402 sayılı Kadastro Yasasının 13/B-c maddelerinin uygulama yeri olup olmadığının karar yerinde tartışılması yapılmalı, tesbitten sonra ki satın alımlarla ilgili olarak görevsizlik kararı verilmesi gerektiği düşünülmeli, fen bilirkişisine önceden olduğu gibi kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Davacı-davalı … …………’in temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve 250.000.000 lira vekalet ücretinin davalı … dışındaki davalılardan alınarak davacılara ve 250.000.000 lira vekalet ücretinin de davacılardan alınarak davalı …’e verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 30.6.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.