Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2006/1305 E. 2006/2523 K. 27.03.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1305
KARAR NO : 2006/2523
KARAR TARİHİ : 27.03.2006

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davalı … tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında özetle: Davacıdan 3 ayrı tapu kaydından hangisine dayandığı açıkça sorulup alınacak beyanının imzasıyla belgelendirilmesi, 19.10.1949 tarih 13 nolu tapu kaydına dayanılması halinde ortada kesin hükmün varlığının düşünülmesi, 21.2.1972 tarih 3 nolu tapu kaydına dayanılması halinde kayıt ilk tesisinden itibaren getirtilmesi, yeniden keşif yapılarak dayanılan kaydın taşınmaza ait olup olmadığının kesin olarak saptanması, kayıtlarda geçen sınırlar bilirkişilere arazi üzerinde göstertilip yerleri düzenlenecek krokiye işaret ettirilmesi, bilinmeyen sınırlar olduğunda tanıkların bilgisine başvurulması, kayıtların kapsamlarının yazılı sınırlara göre yüzölçümleriyle geçerli olacağının dikkate alınması, taşınmazda hangi tarafın zilyet ettiği, zilyetliğin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı sorulup saptanması, komşu parsellerin kadastro tutanakları ile dayanakları kayıtların getirtilip taşınmaz yönünü kimi sınır okuduklarına bakılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu parselin davacı … … mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davacının dayanmış olduğu tapu kaydının taşınmaza uyduğu gerekçesiyle yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Hükmüne uyulan bozma ilamında davacının 19.10.1949 tarih 13 nolu tapu kaydına dayanması halinde ortada kesin hüküm bulunduğuna, söz konusu kayda dayanmayıp ta başka bir tapu kaydına dayanması halinde bu yöndeki beyanının imzası ile belgelendirilip ona göre işlem yapılması gereğine değinilmiştir. Davacı bozmayı takiben yapılan
../…
yargılama sırasında 19.10.1949 tarih 13 nolu tapu kaydına değil Eylül 1940 tarih 4 nolu sicilden gelen 21.2.1972 tarih 3 nolu tapu kaydına dayanmış ve beyanını imzası ile belgelendirmiştir. Söz konusu tapu kaydı eşit paylarla … … ve … … adlarına kayıtlıdır. … … davacı …’ın babası olmaktadır. Tapu kaydının sınırları doğusu öz, kuzeyi ve güneyi taş, batısı … taş okumakta olup, miktarı 16547 m2 dir. Özel isimle anılmadıkları sürece taş ve öz her yerde rastlanabilen doğal sınırlardandır. Krokisinden izlendiği üzere … taş olarak gösterilen yerle dava konusu taşınmaz arasında Devlet ormanı bulunmaktadır. Bu hali ile kaydın taşınmaza uygunluğunun ve de taşınmazın kayıt kapsamında kaldığının kabulüne olanak yoktur. Bir an için kaydın uyduğu düşünülse bile yazılı sınırlarına göre kapsamı yüzölçümü ile geçerli olup, kayıtta yazılı taş sınırlarından başlanmak üzere kapsam tayini yoluna gidilse dahi, taşınmazın kayıt kapsamında kaldığının kabulüne fiilen olanak yoktur. Davada iddiasına kanıtlama yükümlülüğü davacıya düşmektedir. Davacı, taşınmazda yasada öngörülen süreye ulaşan zilyetliğini de kanıtlamış değildir. Davada 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 30/2 maddesinde öngörülen üç ayrık halden hiç birisi de mevcut bulunmamaktadır. Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgular karşısında davanın reddine ve taşınmazın komisyon kararı veçhile davalı adına tesciline karar vermek gerekirken yazılı olduğu üzere kabulüne karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi, kabule göre de, dayanak tapu kaydı malikleri arısında müşterek mülkiyet hükümlerinin geçerli olduğundan davacının davasının … payı ile sınırlı olarak kabulüne karar vermek gerekirken yazılı olduğu üzere taşınmazın tümünün davacı adına tescili yoluna gidilmiş olması da doğru değildir.
Davalı …’ın temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 7.3.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.