Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2022/17226 E. 2023/2621 K. 14.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/17226
KARAR NO : 2023/2621
KARAR TARİHİ : 14.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çevrenin kasten kirletilmesi

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. … Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.09.2013 tarihli ve 2012/1041 Esas, 2013/355 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çevrenin taksirle kirletilmesi suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 182 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 06.03.2017 tarihli 2015/35561 Esas, 2017/2409 Karar sayılı kararıyla; Hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’u ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 6763 sayılı Kanun’un 12 nci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 75 inci madde hükmü uyarınca, sanığa atılı TCK’nın 182 nci maddesinin 1nci fıkrasının 2 nci cümlesinde düzenlenen çevrenin taksirle kirletilmesi suçunun önödeme kapsamına alınmış olması karşısında; sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Nedeniyle başkaca yönleri incelenmeksizin hükmün bozulmasına, karar verilmiştir.
C. … Asliye Ceza Mahkemesinin 03.10.2017 tarihli ve 2017/269 Esas, 2017/526 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çevrenin taksirle kirletilmesi suçundan 5237 sayılı Kanun’un 182 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesi uyarınca 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
D. Hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 08.04.2019 tarihli 2018/983 Esas, 2019/6814 Karar sayılı kararıyla “…her ne kadar çevre yüksek mühendisi bilirkişice düzenlenen ilk rapor çevre kirliliğinin tespiti açısından denetime imkan verecek şekilde yeterli görülmüşse de, kalıcılığın değerlendirildiği ek rapor, alıcı ortam olan toprağa bırakılan bahse konu atıkların, mevzuatla ilişkilendirilmeden, nitelikleri ve kirletici özellikleri açıklanmadan, genel bir kabul ve gözleme dayalı olduğundan dolayı Yargıtay denetimine imkan tanımayan görüşler içermemesi nedeni ile yeterli görülmemiştir.
Hal böyle iken,
Sanığın eyleminin çevre kirliliğinin tespitini yapan ilk bilirkişi raporuna göre, ilgili mevzuat çerçevesinde kendisinden beklenen çevreyi kirletmeye elverişli atıkların usulüne uygun şekilde depolanmaması ve nakledilmemesi şeklindeki pasif davranışları ile taksir düzeyinde değerlendirilemeyeceği, dolayısı ile eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 181/1 inci maddesinde düzenlenen çevrenin kasten kirletilmesi suçunu oluşturduğu halde sanık hakkında çevrenin taksirle kirletilmesinden dolayı mahkûmiyet hükmü kurulması,
Kabule göre de;
Dosyanın, üniversitelerin ziraat fakültesi toprak bilimi ve bitki besleme, çevre mühendisliği, kimya mühendisliği bölümlerinde çalışan öğretim üyesi bilirkişilerden oluşacak heyete tevdi edilerek, suça konu atık veya artıkların, toprakta, suda veya havada kalıcı etki bırakıp bırakmadığı yönünden, yukarıda (II) numaralı kısımda açıklanan yönetmelikler ya da ekleriyle birebir ilişki kurulmak suretiyle Yargıtay denetimine imkân sağlayacak içerikte rapor alınıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, yetersiz gerekçe ve eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır.”
Nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
E. … Asliye Ceza Mahkemesinin 27.09.2022 tarihli ve 2019/338 esas, 2022/500 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çevrenin kasten kirletilmesi suçundan suçundan 5237 sayılı Kanun’un 181 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 inci maddesinin ikinci fıkrası, aynı maddenin dördüncü fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteminin; sanık hakkında bozma ilamı öncesinde yapılan yargılamada çevrenin taksirle kirletilmesi suçundan mahkumiyetine karar verilmesi ve aleyhe temyiz olmamasına rağmen bozma sonrası yapılan yargılamada çevrenin kasten kirletilmesi suçundan hüküm kurularak aleyhe karar verildiğinden bahisle bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın sahibi olduğu Mermer fabrikasına ait havuzdan taşan suların mağdur …’ye ait tarlanın içerisine aktığı ve suyun kireçli olmasından dolayı tarlayı ekilemez hale getirdiği, bu nedenle sanığın gerekli önlemleri almayarak toprakta kalıcı etki bıraktığından bahisle çevrenin taksirle kirletilmesi suçundan cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasında Yerel Mahkemece sanığın havuzdan taşan üretim atıklarını ve üretim kaynaklı suyu teknik usullere uygun olarak bertaraf etmediği, atık suyun tekrar tarlaya gelmesi durumunda tarlanın tarımsal üretim değerinin yok olmasına neden olabileceği, sanığın eyleminin taksir düzeyinde değerlendirilemeyeceği ve eylemin kasıtla işlendiği kabul edilerek sanık hakkında çevrenin kasten kirletilmesi suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Aşağıda açıklanan gerekçe nedeniyle Tebliğname’deki onama düşüncesine iştirak edilmemiştir.
1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrasına göre; cezayı aleyhe değiştirme yasağının bozma sonrası kurulan hükmün miktar itibarı ile bozma öncesi kurulan hükümdeki toplam ceza miktarından daha ağır olmamasını ifade ettiği ve inceleme konusu olayda sanık hakkında bozma sonrası verilen ceza miktarının bozma öncesi ilamda verilen ceza miktarından daha ağır olmadığı anlaşılmakla sanık müdafiinin bozma sebebi dışındaki temyiz istemleri ile vesair nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
1. 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanuna 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
2. 5237 sayılı Kanun’un 53/1 inci maddesindeki hak yoksunluklarının ancak hapis cezalarında uygulanabileceği gözetilmeden sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53/1 inci maddesinin uygulanması,
Nedenleri bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemece kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.02.2023 tarihinde karar verildi.