Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2022/2639 E. 2023/8783 K. 15.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/2639
KARAR NO : 2023/8783
KARAR TARİHİ : 15.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Nitelikli yağmaya teşebbüs, hukuki alacağın tahsili amacıyla tehdit
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/27047 soruşturma numaralı iddianamesi ile; sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 148/1, 35, 53/1. maddeleri uyarınca kamu davası açılmıştır.

2. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.05.2015 tarihli ve 2014/308 Esas, 2015/147 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında hukuki alacağın tahsili amacıyla tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanunu’nun 106/2-c, 53/1-3. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, sanık … hakkında nitelik yağmaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanunu’nun 149/1-c-d, 35/2. maddeleri uyarınca 3 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

3. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.05.2015 tarihli ve 2014/308 Esas, 2015/147 Karar sayılı kararının katılan vekili ve sanıklar müdafii tarafından temyizleri üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 21.01.2019 tarihli ve 2016/1893 Esas, 2019/256 Karar sayılı kararı ile;
“…Tamamı sözlü yargılamadan oluşan dosyada önce sanık … ile mağdur … arasında hukuken korunan bir alacak borç ilişkisinin bulunup bulunmadığı, öncelikle tesbit edilip sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun tesbiti gerekmediği;
1- Hal böyle olunca sanık …’ın sahibi olduğu şirketten mağdura bir ödeme yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise miktarı, mağdur …’nun ise 2007 yılında …’da herhangi bir ev satışı yapıp yapmadığının, yapılmış ise satış tarihi ve bedeli, mağdur …’nın belirtilen tarihlerde kendisi ve/veya bir yakınının rahatsızlığının olup olmadığı ile varsa tedavi için Almanya’dan bir cihaz getirilmesinin gerekip gerekmediği, getirilmiş ise buna ilişkin belgeler araştırıp,
2007 yılı ve sonrasında sanıklar … ve … arasındaki hukuki ilişki ve/veya ortaklık, bir akrabalık ilişkisi olup olmadığı varsa, ne zaman başlayıp sürdüğü, sanık … ile mağdur … arasındaki ilişki dönemini kapsayıp kapsamadığı,
Hususlarının resen araştırılıp sonucuna göre delillerin bir bütün halinde değerlendirilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Kabule göre de;
a- Suçu birlikte işleyen sanıkların neden oldukları yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmaları yerine, 5271 sayılı CMK’nin 326/2. maddesine aykırı biçimde ‘Yargılama giderinin sanıklardan eşit olarak tahsil edilmesi’ biçiminde karar verilmesi,
b- 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı ile TCK’nin 53/1-b maddesinde yazılı, “Seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibaresinin iptal edilmiş olması nedeniyle karar yerinde yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,

Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

4. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.12.2021 tarihli ve 2019/38 Esas, 2021/369 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında hukukî alacağın tahsili amacıyla tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanunu’nun 106/2-c, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, sanık … hakkında nitelik yağmaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanunu’nun 149/1-c-d, 35/2. maddeleri uyarınca 3 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Sanık … yönünden, tehdit suçunun unsurlarının oluşmadığı ve sanığın tehdit kastı olmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2. Sanık … yönünden, öncelikle beraat kararı verilmesi gerektiği, aksi halde diğer sanıkla kastı aynı olduğundan tehdit suçuna yardım eden olarak kabul edilmesi gerektiğine,
3. Vesaire,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Mağdurun, sanık …’ın babası adına kayıtlı olan şirkette şoför olarak çalıştığı, 2009 yılında
ayrıldığı, çalıştığı dönemde birbirlerine borç para verdikleri, sanık …’ın, mağdurdan 8.800 Euro alacağını almak için sanık … ile birlikte 17.10.2014 günü saat 16.30 sıralarında mağdurun çalıştığı işyerine gittikleri, mağdurun çalıştığı işyerinde çalışan tanıklar A.M., T.Ö., M.K.’nın da beyanlarında belirttikleri üzere sanık … …’ın mağdura “Senin …’e 8.800 Euro borcun var, bu parayı sana yedirmem, bundan sonra mutahabın benim, bu parayı ödeyeceksin” dediği, mağdurun benim size borcum yok demesi üzerine sanık …’ın “Kulüpçüyü ararım seni dağa kaldırır, g..tüne jop sokarım, jopun üstüne oturturum” dediği ve olay yerinden ayrıldıkları, anlaşılmıştır.

2. Mağdurun beyanları dosya arasında mevcuttur.

3. Mağdurun beyanlarını doğrulayan tanıklar A.M., T.Ö., M.K.’nın beyanları dosya arasında mevcuttur.

4. Tanık Ö.E.’nin olay tarihinden önce mağdurun çalıştığı yere sanıklarla gittiklerini, sanık … ile mağdurun borç miktarı konusunda anlaşamadıklarına dair beyanda bulunduğu, görülmüştür.

5. CD inceleme tutanağı dosya arasında mevcuttur.

6. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (3) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği ve gereğinin yerine getirildiği belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Sanık … Yönünden, Tehdit Suçunun Unsurlarının Oluşmadığı ve Sanığın Tehdit Kastı Olmadığından Beraat Kararı Verilmesi Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Mağdurun aşamalarda tutarlı beyanları, mağdurun beyanlarını doğrulayan tanıklar A.M., T.Ö., M.K.’nın beyanları ve Hukukî Süreç başlığı altında (3) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmı karşısında, sanığın eyleminin sabit olduğu belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Sanık … Yönünden, Öncelikle Beraat Kararı Verilmesi Gerektiği, Aksi Halde Diğer Sanıkla Kastı Aynı Olduğundan Tehdit Suçuna Yardım Eden Olarak Kabul Edilmesi Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Yağma suçları 5237 sayılı Kanun’un 148, 149 ile 150 nci maddelerinde düzenlenmiştir. Yağma başkasının zilliyetliğindeki taşınabilir malı zilliyetin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir ve tehdit ile yarar sağlamak maksadıyla alınmasıdır.

5237 sayılı Kanun’un 148 inci maddesinin birinci fıkrasında yağma suçu temel şekli, ikinci fıkrasında senet yağması, üçüncü fıkrasında cebir karinesine yer verilmiştir. 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinde yağma suçunun nitelikli halleri düzenlenmiştir. 5237 sayılı Kanun’ un 150 nci maddesinde hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amaçlı yağma ile değer azlığı yaptırıma bağlanmıştır.

5237 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin birinci fıkrasında; yağma suçunun bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde faile yalnızca tehdit ve/veya yaralama suçundan ceza verileceği öngörülmüştür. Bu şekilde de daha az cezayı gerektirir nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir.

5237 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin birinci fıkrasında, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla denildiğinde bu nitelikli hal uygulanabilmesi için; öncelikle ortada failin mağdura yönelik bir alacak hakkı bulunması, alacağın hukuken korunan ve geçerli hukuki ilişkiye dayanması, yağma eyleminin de hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi gerekir.

Bu hak hukuki ilişki kurulunca; kurulan hukuki ilişkinin tarafı olan kimseleri kapsar ve onlar yararlanabilir, bunun dışındaki kimseleri kapsamamaktadır.

Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanık …’ın, diğer sanıkla mağdurun çalıştığı iş yerine giderek mağdura, sanık …’a olan borcunu ödemesi için tanık beyanlarıyla da doğrulanan, olay ve olgular kısmında 1 numaralı paragrafta açıklanan tehdit içerikli sözleri söylediği, her ne kadar sanık … beyanlarında, diğer sanık … ile mağdur arasında hukuki ilişkiye dayanan alacak olduğunu dile getirmiş ise de, sanık …’ın, mağdur ile kurulan hukuki alacağın tarafı olmadığı anlaşılmakla, sanık müdafii suç kastı ve vasfına yönelik temyiz isteminde bulunmuş ise de, Mahkemece sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (d) bendi kapsamında kabul edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Vesaire Yönünden
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

2. Mağdur …’nun 15.04.2021 tarihli duruşmada şikayetinden vazgeçmesi nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 243. maddesi uyarınca katılmanın hükümsüz kaldığı gözetilmeden katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmesi, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

3. 5271 sayılı Kanun’un 326/2. maddesi uyarınca birlikte işlenmiş suç nedeniyle mahkum edilmiş olan sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı, ortak yargılama giderlerinden de paylarına düşen miktarda eşit olarak sorumlu tutulmaları gerektiğinin gözetilmemesi, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde C paragrafında (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.12.2021 tarihli ve 2019/38 Esas, 2021/369 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından yargılama gideri ile ilgili kısım çıkarılarak yerine “sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı; ortak yargılama giderlerinden de eşit olarak sorumlu tutulmalarına” ibaresinin eklenmesine ve hüküm fıkrasından vekalet ücreti ile ilgili kısım çıkarılarak hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

15.02.2023 tarihinde karar verildi.