Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2007/4395 E. 2007/3299 K. 30.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4395
KARAR NO : 2007/3299
KARAR TARİHİ : 30.10.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacılar vekili, İnegöl 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1.3.2001 tarihinde kesinleşen 1995/634 esas – 2000/480 karar sayılı ilamı gereğince davalı …’nın müvekkillerine 14.328.250.000-TL borcu olduğunu, 25.8.2000 tarihinde yapılan icra takibini karşılıksız bırakmak amacıyla adına kayıtlı Bursa Orhangazi ilçesi 2.Adalet Mahallesi 558 ada 193 parseldeki taşınmazın 1/2 hissesini 10.2.2000 tarihinde 14.000.00-YTL bedelle davalı …’e, …’in de aynı hisseyi 20.7.2000 tarihinde aynı bedelle davalı …’e sattığını, yine borçlunun Yeni Karaman Mahallesi 725 ada 2 parselde adına kayıtlı taşınmazı da 11.2.2000 tarihinde 10.000.00-YTL’ye davalı …’ya, …’ın da 19.9.2000’de 11.000.00-YTL bedelle davalı …’a sattığını, yapılan satışlarını borçlunun trafik kazası sonucu ödemekle yükümlü olduğu tazminatı ödememek için yapıldığını belirterek tapuların iptali ile borçlu davalı … adına tescilini talep etmiş, yargılama sırasında davalı … vefat ettiğinden mirasçılarını davaya dahil etmiştir.

Davalı … vekili, tasarruf tarihinde borçlu olduğunun kesinleşmediği, müvekkilinin tedavi giderleri için taşınmazlarını sattığını, davalıları tanımadığını, gerçek bedeliyle sattığını, müvekkilinin Mudanya’daki evinde haciz yapılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalılar vekili, müvekkillerinin borçlunun çocukları olduğunu, Bursa 3.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2003/180 esas-143 karar sayılı ilamıyla borçlu muris …’nın mirasını reddettiklerini, murisin eşi ve mirasçısı olan anneleri …’nın da 2.11.2003’de vefat ettiğini, mirasın borca batık olması nedeniyle reddedildiğinden müvekkillerine husumet yöneltilemiyeceğini, satışların gerçek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, müvekkilinin iyiniyetli 4.kişi olduğunu, borçluyu tanımadığını, taşınmazı emlakçılık yapan davalı …’den gerçek bedelini ödeyerek aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalılar … … ve … vekili, tasarruf tarihinde kesinleşmiş alacak olmadığını, müvekkili …’ın borçluyu aracılar vasıtasıyla tanıdığını, iyiniyetli olduğunu, gerçek bedelin ödendiğini, davalı …’ın ise iyiniyetli 4.kişi olduğunu, borçluyu ve borcu bilmediğini, gerçek bedelle taşınmazı satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, tebligata rağmen savunma yapmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu gereğince iptali istenen tasarruflar borcun doğumundan önce yapıldığından davanın redddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK’nun 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Kural olarak bu tür davaların dinlenebilmesi için borcun tasarruf tarihinden önce doğmuş olması gerekir.
Somut olayda, borç 7.4.1995 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminata ilişkindir. Borç haksız fiilin kaynaklandığına göre bunun sonucu olarak borcun haksız fiilden vuku bulduğu 7.4.1995 tarihinden tasarrufların da 11.2.2000 ve 10.2.2000 tarihlerinde vuku bulduğu nazara alındığında, borcun tasarruf tarihlerinden önce doğduğunun kabulü zorunludur. Bu nedenle borcun doğum tarihi olarak 25.8.2000 tarihli icra takip tarihi ile 29.6.2001 tarihli aciz vesikasının düzenleme tarihi, tasarruf tarihi olarak da borçlu ile hukuki ilişkide bulunmayan 4.kişilere yapılan satışların tarihlerinin esas alınması doğru görülmemiştir.
O halde borcun tasarruf tarihlerinden önce doğduğu ve bu yönden dava koşulunun oluştuğu, davalı İsmail’in de dava sırasında reşit olduğu gözetilerek davadan haberdar edildikten sonra diğer dava koşulları yönünden de inceleme yapılıp tüm deliller birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine, 30.10.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.