Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2008/10451 E. 2009/364 K. 22.01.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10451
KARAR NO : 2009/364
KARAR TARİHİ : 22.01.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili, dava dilekçesinde, davacıların nüfus kaydına yanlış yazılan anne ve baba adlarının düzeltilmesini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacılar vekili, dava dilekçesinde müvekkillerinin ve diğer kardeşlerinin nüfus kütüğündeki kayıtlarında ölmüş bulunan anne ve baba isimlerindeki farklılıklar nedeni ile veraset ilamı alamadıklarını ve bu durumun mağduriyetlerine neden olduğunu ileri sürerek, davacılardan …’ın nüfus kayıtlarında “…” olan anne adının “…”, “…” olarak görünen baba adının “İdris”, davacılardan …, … ve …’in nüfus kayıtlarındaki sırasıyla “…, …, …” olan anne adlarının “…” olarak düzeltilmesini istemiş, mahkemece davacıların aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; yargılamanın ilk oturumunda davacıların iddiaları doğrultusunda herhangi bir kanıt ve belge toplanmadan nüfus temsilcisi ile Cumhuriyet Savcısının görüşleri doğrultusunda davacıların aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddedildiği anlaşılmaktadır.
Yargıtay uygulamalarında ve Dairemizin kararlılık kazanmış içtihatlarına göre bu tür davalarda davacıların ölü anne ve babalarının nüfus kütüğünde kayıtlı olan bilgileri üzerinde talep edildiği şekilde bir değişiklik yapılamamakla birlikte, bizzat davacıların kendilerine ait nüfus kütüğündeki bilgilerin yanlışlığının ileri sürülmesi durumunda mahkemelerce bu konularda gereken araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller toplanıp oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekmektedir. Davacıların kendi kayıtlarındaki sözü edilen hata ve yanlışlıkların düzeltilmemiş olmasından dolayı mağdur oldukları, veraset ilamı alamadıkları iddia edildiğine göre mahkemece dava dilekçesinde ileri sürülen tüm hususlar titizlikle araştırılıp taraflarca gösterilen veya resen gerekli görülen tüm deliller toplanıp oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği ve böyle bir davayı açmakta davacıların aktif husumet ehliyeti bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.01.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.