YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3379
KARAR NO : 2009/7708
KARAR TARİHİ : 01.10.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili, dava dilekçesinde, davalılar … ve … oğlu olarak yazılan …’ın gerçek anne ve babasının kendileri olduğunu bildirerek nüfus kaydının düzeltilmesini istemişlerdir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde, … ile …’den olma … …’un, amcası …’un çocuğu olarak onun nüfusuna kaydedildiğini ileri sürerek bu yanlışlığın düzeltilmesini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerden, özellikle nüfus kaydı içeriklerinden; davacıların çocuğu olduğu iddia edilen 11.02.1995 doğumlu … …’un … ve …’un çocuğu olarak nüfus kütüğüne kayıtlı bulunduğu anlaşılmıştır.
İspat kurallarını düzenleyen 4721 sayılı Türk Medeni Yasasının 6. ve 7. maddesine göre; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Resmi siciller, belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur. Resmi sicillerin içeriğinin doğru olmadığının ispatı yasalarda başka bir hüküm bulunmadıkça, herhangi bir şekle bağlı değildir. Öte yandan 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Yasasının 36. maddesi mahkeme kararı ile nüfus kayıtlarında düzeltme yapmayı öngörmüş ve bunun usulünü göstermiştir. Bu yasaya göre açılan kayıt düzeltme davaları diğer bazı davalarda olduğu gibi kamu düzenine ilişkin bulunmaktadır. Türk Medeni Yasasında düzenlenen bir kısım hükümlere göre açılıp kanıtlanan davaların sonucunda (soybağının düzeltilmesi, adın veya soyadın değiştirilmesi) nüfus sicillerindeki kayıtlar değiştirilip düzeltilmektedir. Hakim, temel ilişkinin kanıtlanmasında ve anlaşmazlığın çözüme kavuşturulmasında diğer kamu düzenine ilişkin davalarda olduğu gibi tarafların veya tanıkların beyanlarıyla bağlı kalmayarak her türlü usul ve vasıtadan, bilimsel metodlardan yararlanmak hak ve yetkisine sahiptir. Doğru sicili oluşturmak Devletin ve bu arada Hakimin görevidir. Önemli olan gerçeğin ortaya çıkartılması olduğuna göre Hakim, yargılamada tarafların kabulleriyle de bağlı
değildir. Soybağının tespiti davalarında son yıllarda önemli gelişme kaydeden bilimselliği kanıtlanmış testlerden de yararlanmak bir zorunluluk olarak kabul edilmelidir. Nüfus sicillerinde yapılacak değişikliklerin hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde sağlam kanıtlara dayanmasına özen gösterilmelidir. Tüm bu açıklamalardan da anlaşılacağı gibi, somut olayda mahkemece, soybağının tespiti ve düzeltilmesi davasında masrafın öncelikle davacıdan, bu mümkün olmadığı takdirde ve razı olması halinde davalı tarafça da karşılanmak kaydıyla … …’un, davacıların çocuğu olup olmadığı konusunda ilgili Sağlık Kurumundan (DNA) raporu alınarak tüm deliller birlikte değerlendirilip oluşacak sonuç doğrultusunda karar verilmesi, masraf karşılanmadığı takdirde mevcut kaydı değiştirecek şekilde davanın kanıtlanmadığı gerekçesiyle reddi yolunda hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 01.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.