Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/1382 E. 2022/9654 K. 01.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1382
KARAR NO : 2022/9654
KARAR TARİHİ : 01.12.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen kararın davalılardan Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 06.07.2020 tarihli ve 2018/142 Esas, 2020/4461 Karar sayılı ilamı ile davalılardan Hazine vekilinin temyiz talebi süresinde olmadığından temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş, bu karara karşı davalılardan Hazine vekili tarafından kanun yoluna başvurulmuş, Dairemizin 15.03.2021 tarihli ve 2020/4018 Esas, 2021/2273 Karar sayılı ilamı ile Dairenin 06.07.2020 tarihli ve 2018/142 Esas, 2020/4461 Karar sayılı ilamının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiş olup, davalılardan Hazine vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … vekili, vekil edeninin, dava konusu tapusuz taşınmazı 1955 yılından beri nizasız fasılasız malik sıfatı ile elinde bulundurduğunu, taşınmazın Hazine, köy ve üçüncü kişilerle bir ilgisinin bulunmadığını açıklayarak, taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan Hazine vekili davanın reddi ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece verilen davanın kabulüne dair kararın davalılardan Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 06.07.2020 tarihli ve 2018/142 Esas, 2020/4461 Karar sayılı ilamı ile davalılardan Hazine vekilinin temyiz talebi süresinde olmadığından temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş, bu karara karşı davalılardan Hazine vekili tarafından kanun yoluna başvurulmuş, Dairemizin 15.03.2021 tarihli ve 2020/4018 Esas, 2021/2273 Karar sayılı ilamı ile Dairenin 06.07.2020 tarihli ve 2018/142 Esas, 2020/4461 Karar sayılı ilamının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiş, davalılardan Hazine vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir.
Mahkemece her ne kadar, taşınmaz hakkında olağanüstü zilyetlik ile kazanma koşulları oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne verilmiş ve bu karar Dairenin 15.03.2021 tarihli ve 2020/4018 Esas, 2021/2273 Karar sayılı ilamı ile onanmış ise de, Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki;
1. Yargılama sırasında Mahkemece yörede arazi kadastro çalışması yapılıp yapılmadığı sorulmuş ve dosyaya arazi kadastrosu yapılmadığına dair cevap sunulmuş ise de, geçen süre ve aşama dikkate alınarak, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda arazi kadastrosu çalışması yapılıp yapılmadığının tekrar sorulması ve arazi kadastrosu yapılarak dava konusu taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmiş ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 26 ve 27’nci maddeleri uyarınca görev husususun düşünülmesi gerekir.
2. Aynı şekilde, Orman ve Su İşleri Bakanlığı Trabzon Orman Bölge Müdürlüğü … İşletme Müdürlüğünün 27.09.2013 tarihli yazısında dava konusu alanda orman kadastrosu yapılmadığı bildirilmiş ise de, geçen süre ve aşama dikkate alınarak, yeniden yazılacak müzekkere ile o tarihten bu yana dava konusu alanda orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı sorulmamış, yapıldı ise hangi kanuna göre yapıldığı araştırılmamış, ziraat bilirkişinin taşınmazda 30 yaşlarında çaylık bulunduğu yönündeki tespitleri ile davacının, taşınmazın 1955 yılından beri kullanıldığı iddiası, gerçeğin bir görüntüsü olan hava fotoğraflarıyla denetlenmeden karar verilmiştir. Eksik araştırma ve inceleme ile karar verilemez.
O halde; Mahkemece, taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı araştırılarak yapılmış ise orijinal renkli tasdikli tahdit haritası örneği ve ilan tutanağı ile birlikte çalışma evraklarının tamamı ve yöreye ait en eski ve dava tarihinden 10-15-20 yıl öncesine ait memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; orman kadastrosu yapılmış ise orman sınırına göre konumu belirlenmeli, yapılmamış ise 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar- ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar- ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişiden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca, adına tescil karan verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alam içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun’un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Açıklanan nedenlerle, Dairenin 15.03.2021 tarihli ve 2020/4018 Esas, 2021/2273 Karar sayılı onama ilamı maddi hataya dayalı bulunduğundan davalılardan Hazine vekilinin kararın düzeltilmesi isteğinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Davalılardan Hazine vekilinin karar düzeltme talebi yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 442/3. maddesi gereğince kabulü ile Dairenin 15.03.2021 tarihli ve 2020/4018 Esas, 2021/2273 Karar sayılı ilamının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün açıklanan gerekçelerle 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 442/1. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 01.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.