YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/20099
KARAR NO : 2009/16567
KARAR TARİHİ : 17.12.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı,3201 sayılı Yasa uyarınca 2004 yılında bağlanan emekli aylığının kesilmesi ve geri istenmesi işleminin iptaline,borcu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, dava konusuz kaldığından karar vermeye yer olmadığına karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, davacının 3201 sayılı Yasa gereğince yaptığı borçlanma sonucunda 2004 yılında bağlanan emekli aylığının kesilmesi ve tüm aylıkların faizi ile geri istenmesi işleminin yerinde olmadığı,davalı Kuruma 14.582,05 TL borçlu olmadığının ve kesilen aylığının bağlanarak birikmiş emekli aylıklarının faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğinin tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacıya 26.01.2008 tarihinde 01.07.2006-20.01.2008 tarihleri arasındaki birikmiş aylıklarının ödendiği ve bundan sonraki aylıklarının da ödenmeye devam edildiği, davacı vekilinin de bu ödemeleri doğruladığı, ödemelerin dava açıldıktan sonra yapıldığı gerekçesiyle dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de varılan bu sonuç doğru değildir.
Gerçekten 3201 sayılı Yasa’dan yararlanmak suretiyle 506 sayılı Yasa’da öngörülen yaşlılık sigortası kapsamına girmek isteyen Türk Vatandaşlarının yaşlılık aylığından yararlanma koşulları ile yurt içinde çalışıp 506 sayılı Yasa kapsamında bulunan Türk Vatandaşlarının yaşlılık aylığından yararlanma koşulları zorunlu bir farklılık dışında birbirine koşut hale getirilmiştir. Şöyle ki; 506 sayılı Yasanın 60.maddesinde öngörülen ve yaşlılık aylığından yararlanma koşulları olarak belirlenen; “yaş”, “sigortalılık süresi”, “prim ödeme gün sayısı”, “işten ayrılma” ve “yazılı istekte bulunmak” koşulları 3201 sayılı Yasanın 6.maddesinde de aynen kabul edilmiş, sadece; Türkiye’de çalışanların “işten ayrılma koşulu” burada; “yurt dışındaki ülkeden ayrılıp Türkiye’ye dönüş” biçiminde belirlenmiştir. Şu duruma göre; Sosyal Sigortalar Kurumu; yurt içinde çalışan sigortalılar için; aradığı; işten ayrılma koşulunu yurt dışında çalışanlar içinde yurda kesin dönüş koşulu olarak araması ve işlemleri buna göre yürütüp tamamlaması zorunludur.
3201 sayılı Yasa, 6.madde (B) fıkrası, yurt dışından kesin dönüş yapılmasına ve kendilerine yaşlılık aylığı bağlanmasına karşın, yurt dışında çalışmak isteyenler yönünden Kurumca yapılması gereken işlemleri belirlemiştir. Buna göre;yurt dışından kesin dönüş yapan bir kimsenin yeniden yurt dışında çalışması halinde; çalıştığı süre kadar yaşlılık aylığı kesilecek bu kişinin yurda dönüşünde; isterse çalıştığı süre kadar borçlanmak suretiyle; yaşlılık aylığı oran ve miktarı artırılacak, isterse, eski aylık olduğu gibi ödenmeye devam edecektir. Böylece denilebilir ki, 3201 sayılı Yasa sisteminde yeniden yurt dışı çalışma söz konusu olduğunda, yaşlılık sigortasından bağlanan aylıklar ödenmemekte ve sosyal güvenlik askıya alınmaktadır. Bu durumun sonucu olarak, yaşlılık aylığı bağlanması sırasında, yurda kesin dönüş koşulunun gerçekleşmediği anlaşılırsa, yapılacak işlem; veya uygulanacak yaptırım; yaşlılık aylığının bağlanmaması ve kesin dönüş tarihine kadar işlemlerin hukuken askıya alınması, istek olduğunda yatırılan borçlanma bedelinin iadesidir. Yaşlılık aylığı bağlanmış olması halinde ise bağlanan aylığın kesilmesi ve ödenen aylıkların geri alınmasıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacıya 28.06.1991-28.06.2001 tarihleri arasındaki 3600 günlük süreyi 3201 sayılı Yasa gereğince borçlanması ve 30.09.2004 tarihli tahsis talebi üzerine Türkiye’deki 88 günlük SSK’lı hizmeti ile birlikte 3688 gün üzerinden 01.10.2004 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığı,davacının 28.05.2004-31.01.2006 tarihleri arasında yurtdışında işsizlik yardımı aldığının anlaşılması üzerine aylığının kesilerek 01.10.2004-25.08.2006 tarihleri arasında yersiz olarak ödenen aylıkların yasal faizi ile birlikte toplam 14.582,05 TL olarak talep edildiği,davacının 19.10.2005 tarihli tahsis talebi üzerine davacıya Türkiye’deki 88 günlük SSK’lı hizmeti ve yurtdışındaki 12300 günlük hizmeti ile birlikte toplam 12388 gün üzerinden 01.11.2005 tarihinden itibaren Almanya ile yapılan sosyal güvenlik sözleşmesi gereğince sözleşme aylığı bağlandığı Türkiye’deki 88 günlük SSK’lı hizmeti ve 3201 sayılı Yasa gereğince 3600 günlük borçlanması ile birlikte toplam 3688 gün üzerinden davacının 17.6.2006 tarihinde Türkiye’ye kesin dönüş yaptığı kabul edilerek 01.07.2006 tarihinden itibaren de 506 sayılı Yasa’nın 60/A-B maddesine göre müstakil yaşlılık aylığı (kısmi)bağlandığı,ayrıca davacıya 01.02.2006 tarihinden itibaren Alman sigorta kurumunca yaşlılık aylığı bağlandığı ve davacının 01.01.2005-31.01.2006 tarihleri arasında Almanya’dan aldığı işsizlik yardımının bağlanan bu aylıktan tahsil edildiği anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca, davacı ilk olarak yaşlılık aylığının bağlandığı 01.10.2004 tarihinden itibaren Almanya’dan bağlanan yaşlılık aylığından 1.1.2005-21.1.2006 tarihleri arasındaki işsizlik yardımı kesildiğinden kesilen işsizlik yardımının başladığı 01.01.2005 tarihine kadar kesin dönüş yapmış sayılmadığından yaşlılık aylığı alamayacağı için 01.10.2004-01.01.2005 tarihleri arasındaki bu dönem için aylığın iptaline ilişkin Kurum işlemi doğrudur.
01.01.2005 tarihinden sonraki döneme gelince;davacıya 3201 sayılı Yasa’ya tabi borçlanma dikkate alınarak 506 sayılı Yasa’nın 60/A-B maddesi gereğince aylık bağlanabilmesinin ön koşulu yurda kesin dönüş yapmış olmasıdır.30.1.2006 tarihine kadar davacıya geri iade edilse dahi Almanya’da işsizlik yardımı ödenmiş olması kesin dönüş yapmadığına karinedir.Yapılacak iş davacının pasaportunun istenerek 1.1.2005 tarihi ile kurumca yurda kesin dönüş yapıldığı kabul edilen 17.6.2006 tarihleri arasında yurt dışında olup olmadığı gerekirse Emniyet Genel Müdürlüğünden yurda giriş-çıkış tarihleri sorulmak suretiyle belirlenerek davanın bu dönem yönünden konusunun bulunduğu ve mahkeme kararını davacının temyiz etmediğide gözetilerek bu dönem yönünden işin esasına girilerek Kurumun haklı olduğu dönem yönünden istemin reddine ve buna göre yargılama gideri ve avukatlık ücretine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonucu davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve yargılama gideri ve avukatlık ücretinin tümüyle Kuruma yükletilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.